Mobbing iddasına 10 liralık dava...        "Bu Meclis içerisinde bir darbedir"...        Hamaney ile Haniye görüştü...        Kılıçdaroğlu deve güreşlerini izledi...        Gülen'den Erdoğan'a geçmiş olsun mesajı...        Türkiye yeni Mesut Özil'i buldu!...        En çok şehit veren 5 il...        Dönerci cinayetlerinde yeni gelişme...        "İnkar yasası alçakça bir oyundur"...        Kosova'da çığ altında ölenlerin sayısı 10'a çıktı...        Eski YÖK başkanından acı itiraf...        Bir kadın cinayeti daha...        
USD Alış 1.758 USD AlışUSD Satış 1.770 USD SatışEuro Alış 2.318 Euro AlışEuro Satış 2.335 Euro SatışAltın Alış 97.3140 Altın AlışAltın Satış 97.7520 Altın  Satış
 
 
20 R.Evvel 1433

12 Şubat Pazar 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Abdulkadir Özkan - Milli Gazete
2010-03-12

Gücümüze güvenmek ve IMF’siz yürümek

Yıllardan beri ülkemiz ekonomisini IMF progamlarının yönlendirmesine karşı çıktık. Çünkü, IMF proğramlarının esasını alacaklarını tahsil etmek oluşturduğuna, bunun ise özellikle dar ve sabit gelirlilerin sürekli olarak kemer sıkması sonucunu doğurduğuna dikkat çekeriz. Bu arada devlet yatırımlarının azaltılması, hatta devletin piyasadan çekilmesi istenir. Özelleştirme ve yabancılaşmada IMF programlarının şartları arasındadır. Kısacası IMF için anlaşma yaptığı ülke önemli değildir. Önemli olan verdiği borcun faiz ve ana parasının geri tahsilidir. Bunun içinde sürekli olarak devlet gelirlerini aşağı çekici şartlar ileri sürerler. Diyebiliriz ki IMF küresel sermayenin tahsildarıdır. Bu bakımdan IMF'ye karşı çıktık. Yaklaşık 2 yıldır sürdürülen müzakerelerin ardından "IMF ile borç alma ve ekonomik denetim" anlaşmasının imzalanmayacağının açıklanması da gösteriyor ki IMF isteklerine katlanmak mümkün değildir. Medyaya yansıyan haberlere göre 2 yıldır sürdürülen görüşmeleri IMF'nin üç isteği çıkmaza sokmuş.

IMF, Gelir İdaresi'nin özerkleştirilmesini, vergi mükellefine nereden buldun diye sorulmasını ve belediyelere genel bütçeden kaynak aktarılmasının durdurulmasını istemiş. Bu şartları hükmet kabul etmeyince de müzakereler son bulmuş. Ebette IMF'nin şartları sadece bunlardan ibaret değildir. Bunlar Hükumetin kabul etmediği maddeler. Bu arada anlaşmaya varılan maddelerde açıklansaydı sanıyorum mesele çok daha netleşmiş, IMF'nin gerçek yüzü ortaya çıkmış olurdu.

Yıllardan beri sürekli dayatmalarda bulundular. Paraya ihtiyacı olan ve bu parayı bir başka iç kaynaktan bulmayı beceremeyen iktidarlar ülkemizin IMF'ye mecbur ve muhtaç olduğu gibi bir anlayışla hareket ederek dayatmalara hep boyun eğdiler. Bir bakıma ekonominin denetimini IMF'ye devrettiler.

Bu noktada IMF ile müzakerelere son verilmesi "Yarım asır sonra IMF'ye veda" ya da "IMF'nin biletini kestik" şeklinde verilmesi güzeldir ve kulağa hoş geliyor ama ileride yeniden IMF ile müzakerelere gerek duyulmaması şartıyla. Çünkü Türkiye yarım yüzyıl önce başlattığı ilişkileri kesintisiz sürdürmüş değildir. Zaman zaman 8 yıla varan süreyle IMF devre dışı bırakılmış olmasına rağmen iktidar değişiklikleri tekrar IMF'yi gündemimize getirmiştir. Bu seferkinin kalıcı olması, o boyunduruğa tekrar boynumuzu uzatmak durumunda kalmamamız gönülden dileğimdir. Çünkü zararın neresinden dönülürse kârdır.

IMF ile müzakerelerin kesilmiş olmasını ekonomi çevreleri ve IMF'ci bir takım siyasilerin dünyanın sonu gibi takdim etmemiş olmaları sevindirici bir gelişmedir. Yıllardan beri bu memlekette IMF'ye hayır diyenler eleştirilir, bir takım ithamlara maruz kalırlar, hatta IMF'siz olunamayacağını ileri sürerlerdi. Bugün gelinen noktada görünen o ki bizim 40 yıldır söylediğimiz noktaya gelenlerin sayısı epeyce artmıştır.

Nasıl IMF'ye hayır diyenler uzaydan gelmiş gibi görülüyorduysa faizsiz ekonomi diyenlere de benzer bir gözle bakılıyordu. İnsanımız bir takım telkinlere teslim olmuş, başka türlü olabileceğini düşünemez hale gelmişti. Her iki konuda da önemli olan ülkemizin kendi imkanları ile ayakta durabilmesi gerekmektedir. Bunun için yeraltı ve yerüstü zenginliklerimizi harekete geçirmemiz, kendi zenginliğimizi kendimiz değerlendirmemiz gerekiyor.

Kısacası kendimize güvenmemiz ilk şart. Bugüne kadar pek çok zenginliğimizi bir takım yabancı şirketlere devrettik, toprak fiyatına sattık basit bir işlemden geçmiş o sattıklarımızı çok yüksek fiyatlara geri aldık. Kısacası zenginliklerimizden başkaları para kazandı. Hammadde satmak yerine mamul hale getirip satmamız bile Türkiye'yi ayakları üzerinde durdurabilir. Elbette bunun ilk şartı dış telkinlerden kurtulmak, kendimizle ilgili kararları kendimizin verebilmesidir. IMF işte bu dış telkinlerin birini oluşturuyordu. Bu bakımından IMF şartlarından kurtulmak ekonomimizin ayağına vurulmuş zincirlerden birinin kırılması demektir. Bu arada Mayıs ayında rutin olarak değerlendirilen IMF ile görüşmelerde alacakları 8 milyar dolar karşılığı bir takım şartlar ileri sürüp sürülmeyeceğini bilmiyoruz. Ancak, işin en önemli bölümü şimdilik aşılmış görünüyor.

 
 
 
  Henüz Yorum Yazılmamış
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Arzu Erdoğral Uludere’den ifadeye Fidan kimin hedefinde?
Cemal Nar Peygamber İkinci Adam Olamaz
M. Emin Parlaktürk Yeni Bir Eser: “Hayat Kaynağı Kur’an Tefsiri”
Ahmet Türk Zamane "Our Boys" Tükendi mi? Uykuda mı?
Ali İlbey Kâzım Karabekir Paşa ve Kahramanmaraş
Fatih Uğurlu Halil İbrahim Sofrası
Dostum Necati nasıl öldü?
 Feyzullah Birışık Şeytanı donduran söz!
 
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
5 29
Güneş
6 57
Öğlen
12 25
İkindi
15 13
Akşam
17 42
Yatsı
19 02
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Bir PKK'lının itirafları... Ve Şeyh Said-Öcalan analizi!
Abdurrahman Dilipak Çok sayıda istihbaratçının canı yanabilir
Ali Karahasanoğlu Ferhat Sarıkaya'dan Sadrettin Sarıkaya'ya..
Abdurrahim Karakoç Beyaz orkide
Yener Dönmez Mesele PKK Masası
Asım Yenihaber Sanal âlemin en kıralı!
Mustafa Özcan Adonis ve Afrodit
Ahmet Turan Alkan Bu senaryo Türk sinemasına armağanım olsun
M. Şevket Eygi Dönen Dolaplar
Erdal Şafak Cesaret
Kıvanç Tığlı Okulda başarı için öneriler
Osman Tanburacı Atan galip
Faruk Köse Laiklik kimlerin ortak paydası?
Mehmet Talu Umrenin tarifi, hükmü ve önemi 9
Serdar Arseven Numan Kurtulmuş: O kayıktan derhal inin!
Belkıs İbrahimhakkıoğlu İnsan yetiştirmek
Hayrettin Karaman Anayasa ve din eğitimi
Engin Ardıç Lafının ardında dur
Fatma Tuncer Nasıl bir gençlik hedefliyoruz? 1
Mahmut Övür Taksim'de 'cami-kışla' paradoksu
Haşmet Babaoğlu Pazar notları: Pilot kabini boş!
Mehmet Barlas Acaba Kılıçdaroğlu Çiller'den özür diledi mi?
Emre Aköz Yoksa Kemalistler 'Kurt Kanunu'nu sabote mi etti?
Yusuf Kaplan Kir ve arınma
Fehmi Koru Gökten üç elma düştü
Ersoy Dede Tütün baronlarının oyunları
Faruk Çakır Din dersi var, mescid niye yok?
Serdar Demirel Sünnîler Şia karşısında donanımsız mıdır?
Ahmet Çakır Oynamadan kazanmak daha da önemlidir
 
 
E-Devlet
 
 BİR AYET
Şüphesiz ki bu Kur'ân, insanları en doğru ve en sağlam yola iletir ve salih amel işleyen müminlere büyük bir ecir olduğunu müjdeler.
İsra Suresi 9. Ayet
 
 BİR HADİS
"Muhakkak ki, en güzel söz Allah'ın kitabıdır. En güzel yol da Muhammed (sav)'in yoludur. İşlerin en kötüsü de dine aykırı olarak sonradan çıkarılanıdır. Size vade dilen mutlaka yerine gelecektir. Siz Allah'ı aciz bırakamazsınız."
Buhari, İ'tisam 2
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 
 
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.