28 Temmuz 2017 Cuma4 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:01Güneş 05:49Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:33Yatsı 22:12
    • 27°C Adana
    • 25°C Adıyaman
    • 16°C Afyon
    • 19°C Ağrı
    • 21°C Amasya
    • 23°C Ankara
    • 26°C Antalya
    • 23°C Artvin
    • 20°C Aydın
    • 19°C Balıkesir
  • BIST: 108.392 1.11
  • Altın: 143,183 -0.13
  • Dolar: 3,5328 -0.58
  • Euro: 4,1224 -0.21

İktidar, muktedir olmak isteyince paniklediler

Hüseyin Gülerce

Hükümetin hazırladığı anayasa değişikliği taslak metni, nihayet son virajdaki tartışmayı başlattı. Bu, AK Parti'nin iyice düşünüp taşınıp başlattığı bir hamle aslında.
Bu, dokunulamayanlara dokunulunca, askerî vesayet rejiminin payandaları sarsılınca, yeniden bir kapatma davasının hissettirilmeye başlanmasıyla, bir daha karıştırılmak istenen bir ülkede, iktidar partisinin bir huruç hareketi... CHP'nin, rejimin partisi, statükonun payandalarından biri olduğu için kapatılma gibi bir derdi yok. Sayın Baykal gayet rahat, "AK Parti kendisini kurtarmaya çalışıyor." diyor. Ne ayıp bir şey. Anamuhalefet partisi lideri, iktidar partinin kapatılmasını istiyor. Kapatılsın diye ellerini ovuşturuyor.

27 Mayıs 1960 askerî darbesinden beri, halkın seçtiği partilerle ilgili bir buruk ve hüzün dolu söz var: İktidar olabilirsin ama muktedir olamazsın. AK Parti şimdi bu "kara yazgı"yı değiştirmek istiyor. "İktidarsam, halkın emanetini taşıyorsam, gereğini de yaparım" diyor. İlk defa sivil irade, "muktedir de olacağım" diyor. Ve statükocuların damgası geliyor: "Sivil darbe peşindeler..."

Evet demokratikleşme konusunda son viraj bu. Vesayet sistemi adına sahada, yüksek yargının kaldığı bir dönemeçte, sivil irade kararlılık sergiliyor. Vesayetin payandaları ise, bunu kendilerine yönelik bir saldırı olarak ilan ediyorlar. Konumlarını, temsil vasıflarını unutup ağızlarını bozan ve "bizimle dalga geçiliyor" diyenler bile var.

Ne diyor vesayetçi koro: AK Parti uzlaşma aramıyor, toplumsal mutabakat istemiyor... İnanalım mı? Tabii ki inanmayacağız. Çünkü uzlaşma; statüko sona ersin, demokrasi gelsin diyenlerin aradığı bir şeydir. Demokratikleşmeyi istemeyenlerle, hangi konuda uzlaşacaksınız? "Uzlaşma olsun" diyenlerin samimiyetine tabii ki inanmayacağız. Çünkü bu lafları edenlerin, 12 Eylül'ün askerî anayasasını değiştirmek gibi bir dertleri yok ki. Vesayet sistemi değişmesin diye çırpınanlar, o sistemi değiştirecek anayasa değişikliklerini neden istesin? Bu yöndeki çabalara niye destek versin? Tam, yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış davranışı.

Bir de şu "bağımsız yargı" elden gidiyor feryatları var. Anlamadık, hangi bağımsız yargı?

Şemdinli davasında, Genelkurmay Başkanı, iddianameyi eleştirip, "anayasal sorumluluk taşıyanları göreve çağırıyorum" dediğinde, hedefe konulan savcıyı, apar topar meslekten ihraç etmek mi bağımsızlık?

Şemdinli'nin 'iyi çocuklarını' adli yargının elinden alıp askerî mahkemeye havale ederek, tahliye edilmelerine giden yolu açmak mı bağımsızlık?

Siyasi parti temsilcileri gibi demeçler verip, tehditler savurmak, adaletin yerine devletin yargıçları olmayı tercih etmek mi bağımsızlık?

Hadi hatırlatalım: 28 Şubat sürecinde servis otobüslerine binip Genelkurmay'dan nasihat almaya koşan yargıçlar mı bağımsız? 12 Eylül darbesinden sonra darbeci generallerin huzurunda arzı endam eden ve onlara biat seremonisi yapan, Anayasa Mahkemesi üyeleri mi bağımsız?

Bir de günümüzden örnek verelim. Sayın Genelkurmay Başkanı, günlerdir yargıya intikal etmiş konularda ha bire gazeteci çağırıp konuşuyor, mahkemelere baskı yapıyor, alenen hukuku çiğniyor. Alay eder gibi; "Biz, tabii ki yargıya, soruşturmanın gizliliğine saygı duymakla beraber, şunu da paylaştık o zaman. Dedik ki, burada bulunan evraklarda herhangi bir suç unsurunun olduğu kanaatinde değiliz. Zaten Org. Çetin Doğan da böyle planların olmadığını birkaç defa ifade etti." diyor. "Balyoz Güvenlik Harekât Planı'nın varlığı ile ilgili herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmamıştır." diyor. Yani yargıya, mahkemelere hiç gerek yok. Sayın Genelkurmay Başkanı hükmünü veriyor. Bunlar yargıya müdahale değil mi? Suç değil mi? Sayın yüksek yargıçlar, bir ses verecek misiniz? Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı adına var mı bir söyleyeceğiniz?

Vesayetçiler şunu anlamalı artık: Resmî yalanlara dayanan ezberlerle uyutulan, oyalanan bir toplumda ezberler bozuluyor. Direnemezsiniz...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.