24 Eylül 2017 Pazar3 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:20Güneş 06:46Öğle 13:03İkindi 16:25Akşam 19:07Yatsı 20:27
    • 30°C Adana
    • 30°C Adıyaman
    • 23°C Afyon
    • 26°C Ağrı
    • 21°C Amasya
    • 24°C Ankara
    • 28°C Antalya
    • 21°C Artvin
    • 31°C Aydın
    • 25°C Balıkesir
  • BIST: 104.123 0.12
  • Altın: 145,971 0.37
  • Dolar: 3,4910 -0.49
  • Euro: 4,1702 -0.46

İstanbul Barosu'na Hitler çelengi...

Hüseyin Gülerce

Önce Genç Siviller'i gönülden tebrik etmek gerekiyor. Bunlar demokrat gençler. Müthiş zekiler. Hele espri kabiliyetlerine gerçekten şapka çıkartılır. Daha geçenlerde, CHP'nin önünden, Anayasa Mahkemesi'ne dosya yetiştirme yarışı düzenlediler.

İstanbul Barosu'na "darbeci baro" adını da onlar verdiler. Baro'nun meslek liseleri ile ilgili YÖK kararlarını, ha bire Danıştay'a götürmesi üzerine de; "Danıştay at, Darbeci Baro tut..." pankartı açtılar. Yine hatırlayacaksınız, CHP'li vekiller, askere sivil yargı yolunu açan yasaya, TBMM'de evet oyu vermişti. Sonra "vakit hayli ilerlemişti, biz uyumuşuz" mazereti uydurdular. Bunun üzerine Genç Siviller, CHP Genel Merkezi önüne gittiler ve basın açıklaması yaparak; "CHP uyuma, vesayete sahip çık" dediler... Bir de CHP'nin anayasa değişikliği paketini, tek madde ile açıklamışlardı: "Tek parti olsun, temiz olsun..."

En son ne yaptılar biliyorsunuz. Fotoğrafı Zaman'da çıktı. İstanbul Barosu, geçen hafta HSYK Başkan Vekili Kadir Özbek'e, "Mahmut Esat Bozkurt Hukuk Ödülü" verdi ya. Bu Genç Siviller tuttular törene Nazi hukukçusu, Hitler'in akıl hocası Carl Schmitt adına, gösterişli bir çelenk gönderdiler. İsminin altına da Nürnberg Barosu yazdılar. Adam 1985'te vefat etmiş. Ama İstanbul Barosu yöneticileri uyanamamışlar. Almanya'dan bir avukatın, kendilerine destek verdiğini düşünerek çelengi, salonun girişine başköşeye, Türkiye Barolar Birliği çelenginin yanına koymuşlar.

Vesayet rejiminin payandaları, medyada, barolarda, yarı resmi sivil toplum kuruluşlarında, inanınız bir akıl tutulması yaşıyorlar. Şaşkınlık içerisindeler. Neye el atsalar ellerinde kalıyor, hangi hamleyi başlatsalar ellerine yüzlerine bulaştırıyorlar.

Hazır gündeme getirmişken, şu İstanbul Barosu'nun, adına hukuk ödülü verdiği Mahmut Esat Bozkurt'tan da birkaç cümle ile bahsedelim. Bozkurt, Ulusalcı-Kemalist ideolojinin teorisyenliğini yapan birisi. 1922-1923'te iktisat vekili, 1924'te Ali Fethi Okyar ve 1925-1927'de, İsmet İnönü hükümetlerinde adliye vekili olarak görev yaptı. Atatürk İhtilâli kitabında, Hitler'e ve Mussolini'ye övgüler diziyor. Hatta "nasyonal sosyalizm ve faşizm, Mustafa Kemal rejiminin, az çok değiştirilmiş birer şeklinden ibarettir" diyen Alman tarihçiyi tasdik ediyor ve "çok doğru bir görüştür" ifadesini kullanıyor. Ama asıl, Mahmut Esat Bozkurt'u, darbeci barolar nezdinde yücelten başka bir özelliği var. Soyadını, Atatürk'ün verdiği Bozkurt, "Türk'ün en kötüsü, Türk olmayanın en iyisinden iyidir." diyor.(Cihan Yamakoğlu, M.Esat Bozkurt. Sayfa 49. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 1987)

21 Eylül 1930 tarihli Son Posta gazetesine verdiği demeçte ise aynen şunları söylüyor: "Benim fikrim, kanaatim şudur ki, bu memleketin kendisi Türk'tür. Öztürk olmayanların, Türk vatanında bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmaktır, köle olmaktır..."

Bu ifadeler, Kemalist ideolojinin, vesayet rejiminin amentüsüdür. İstanbul Barosu boşuna Mahmut Esat Bozkurt Hukuk Ödülü vermiyor. Bu ödülün, şimdiye kadar kimlere verildiğini de hatırlatırsam, herhalde meramımı daha net ifade etmiş olurum. İlk ödül 2005'te, 367 hukuk hokkabazlığının mucidi Sabih Kanadoğlu'na veriliyor. 2008'te, dönemin YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu ödüle layık görülüyor. Nasıl, tam isabet değil mi?

"Türkiye'de neden bir Kürt sorunu vardır?" sorusunun, asıl cevabı da Mahmut Esat Bozkurt'un yukarıdaki zihniyetinde ve o zihniyeti yaşatmakta direnen statüko bekçilerinin varlığındadır. 27 Nisan 2007 muhtırasındaki son ifadeleri de hatırlayalım. Genelkurmay Başkanı e. Org. Yaşar Büyükanıt'ın "ben kendim yazdım" dediği de şuydu: "Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Atatürk'ün, 'Ne mutlu Türk'üm diyene' anlayışına karşı çıkan herkes, Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır."

Anayasa değişikliği tartışmaları, yargıdaki direnç, medyadaki Ergenekon dava sürecini sulandırma, bulandırma çabalarını, bir bütün olarak bu açıdan görmek gerekir...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.