28 Mayıs 2017 Pazar2 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:35Güneş 05:29Öğle 13:08İkindi 17:05Akşam 20:34Yatsı 22:19
    • 21°C Adana
    • 18°C Adıyaman
    • 13°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 15°C Amasya
    • 12°C Ankara
    • 21°C Antalya
    • 17°C Artvin
    • 17°C Aydın
    • 15°C Balıkesir
  • BIST: 97.533 -0.18
  • Altın: 145,781 1.23
  • Dolar: 3,5801 0.37
  • Euro: 4,0019 0.03

Sömürünün kaynağı düzenin kendisi

Abdulkadir Özkan

Parayı en yüksek değer olarak algılayan zihniyet ister istemez sömürüyü de beraberinde getirmiştir. Çünkü para kazanmanın yolu bu anlayışta sömürüden geçer. Parası olanlar güçlü, olmayanlar güçsüzdür. Sonuç olarak kapitalizm giderek vahşileşmiş, insan insanın kurdu haline gelmiştir. Bir diğer ifade ile bu anlayışa göre paran kadar insansın, paran yoksa bir değer ifade etmezsin. Diyebiliriz ki toplumsal ilişkileri bile bu anlayış şekillendirir. Böyle bir zihniyet ile toplumsal birlik, beraberliği ve huzuru sağlamak mümkün olabilir mi? Bunun içindir ki devlet bir takım tedbirlerle güçsüzleri korumaya çalışır. Sosyal devlet anlayışı kapitalizmin vahşi yüzünü biraz olsun gizlemeye yöneliktir. Sosyal güvenlik kurumları bunun için devreye sokulmuştur. Ancak, tüm ülkelerde sosyal güvenlik kurumlarının gerçekten zayıfları güçlülere karşı tam olarak koruduğunu söylemek mümkün değildir. Çünkü bunun için kaynağa ihtiyaç vardır. Sömürgeci ülkeler bu kurumları hem öncelikli olarak hem de güçlü bir şekilde devreye sokmuşlardır. Sömürdükleri ülkelerin kaynaklarını kendi insanlarının sosyal güvencesi olarak kullanmışlardır. Ancak, artık onlarında gücü tükenmeye başlamış, yeni tedbirler aramaya başlamışlardır. Avrupa'da artık eskisi gibi işsizler ve emekliler rahat ve güvende değillerdir.

Batı kaynaklı vahşi kapitalist anlayışta her şeyin merkezine madde oturtulmuştur. Bu anlayışa göre hayat bu dünyadan ibarettir. Öyle ise bu dünyada ne kadar rahat edebilirsen o kadar kârdasın. Aynı anlayışa göre bu dünyada rahatın yolu paradan geçtiğine göre çok para kazanman gerekir. Başkasının yokluğu, sefaleti seni fazla ilgilendirmez. Böyle olunca da zayıfı düşünme ve koruma görevi sadece devletin işidir. İslam medeniyetinde böyle değildir. Çünkü, İslam anlayışında komşusu açken tok yatıp uyuyanın sorumluluğu vardır. Zenginin malında fakirin hakkı vardır. Bu anlayışladır ki bir ilçede mahsulünü kaldırmış aracı ile evine taşıyan varlıklı kişi ürününü daha deposuna koymadan çevresindeki fakirlerin payını ayırır, onlara ulaştırırdı. Hem de bunu yaparken kimden geldiğini fakirin bilmemesine dikkat ederdi. Bunlar belki şimdi bazılarına hayal ürünü gibi gelebilir. Bunları çevremde gördüğüm ve yaşadığım için rahatlıkla söyleyebiliyorum. Kısacası İslam medeniyetinin temelini, en büyük değerini ahlak ve maneviyat oluşturuyordu, Batı medeniyetininkini ise madde oluşturuyor. Ne var ki kendi medeniyetimizi beğenmeyip Batı medeniyetine duyulan özenti sonucu ortaya bir garip toplum ve uygulamalar çıktı. Bundan hemen herkes rahatsız olmakla birlikte bu bozuk düzenin değiştirilmesi yoluna fazla gidilmiyor. Geçtiğimiz günlerde Başbakan Erdoğan'ın, "Daha fazla kazanmak adına emek sömürüsü yapıyorlar" sözleri sadece ülkemiz için değil, kapitalist dünya için de doğru ve geçerlidir. Doğrudur ama ülkeyi yönetme mevkiinde bulunanların böyle bir şikayete hakları var mıdır düşünmek gerekir.

Başbakan'ın bu tespitine muhatap işverenlerin tepkileri de önemlidir. Bir işveren bu sömürüye son vermek için yapılacak çalışmalara katılmaya hazır olduğunu ifade ederken bir başkası, "İşsizlik sömürüyü besler" demek suretiyle ülkemizin içinde bulunduğu bir gerçeğe dikkat çekiyor. Bir başka işveren ise destek beklerken suçlandıklarını belirterek alınganlık gösteriyor. Bir diğer işverenin tepkisi ise çok daha önemli, "Kimseyi zorla çalıştırmıyoruz".

Elbette 10 milyona yakın işsizin bulunduğu ülkemizde milyonlarca insan asgari ücretin altında bir ücrete razı iken tabii ki kimse zorla çalıştırılmaz. Ancak, bu ülkede sigortasız olarak ayda 300-400 liraya gönüllü olarak çalışan insanların bulunması sömürüyü ortadan kaldırmaz. Çünkü, o insanlar mecburen o şartlarda çalışmaktadırlar. Bir diğer ifade ile bozuk ekonomik düzenin sonucu insanlar asgari ücretin altında bir paraya razı olmaktadırlar. Hem de kayıt dışı çalışmaya razıdırlar. Kaldı ki Başbakan'ın dikkat çektiği istismar sadece tekstil sektörüne de has değildir. İstismarı engelleyecek tedbirleri alma durumunda olan devlettir. Elbette bu tedbirler ekonominin tüm alanlarını kapsayan düzenlemeleri beraberinde getirmek durumundadır. Sosyal güvelik kurumlarının güçlendirilmesinden, işsizliğin en aza indirilmesini sağlayacak, kurallara güçlülerin uymasını da sağlayacak adımlara kadar olayın bir bütün olarak ele alınması gerekir.

Milyonlarca insanı öldürerek para kazanmak için silah üreten, insanların sağlık sorunları üzerinden para kazanmak için hayali salgınlar üreten bir anlayışa karsı insanları korunmasız teslim ederseniz her türlü istismarın önünü açmış olursunuz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.