18 Ekim 2017 Çarşamba27 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:46Güneş 07:12Öğle 12:56İkindi 15:56Akşam 18:28Yatsı 19:47
    • 16°C Adana
    • 12°C Adıyaman
    • 7°C Afyon
    • 1°C Ağrı
    • 4°C Amasya
    • 5°C Ankara
    • 16°C Antalya
    • 7°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 9°C Balıkesir
  • BIST: 106.991 0.49
  • Altın: 151,481 -0.24
  • Dolar: 3,6762 0.88
  • Euro: 4,3196 0.38

Yüksek Yargı Duyarlıymış Öyle mi?

Cemal Nar

Son zamanlarda herkesin şaşkınlıkla ve esefle izlediği Yüksek Yargı, duyduk ki aslında çok duyarlıymış. Hatta buna bir de örnek vermiş HSYK Başkanvekili Kadir Özbek. Evlere şenlik bir örnek. Hani “cesaret arzederken suçunu söylemek” diye bir deyim var ya, aynen öyle.

Yüksek yargının başkanları, Ankara Adliyesi'nde bir toplantı yapmışlar. Amaçları hükümetin yeni anayasa paketini eleştirmek imiş. Hani muhalefet doğru dürüst yok ya, nasıl olur gösterelim demişler herhalde.

Yazılanlara bakılırsa “toplantıdaki en sert konuşmayı ise HSYK Başkanvekili Kadir Özbek yapmış. Anayasa değişikliği adı altında yargı bağımsızlığının yok edilmek istendiğini savunan Özbek, Pakistan'da darbe ile yönetime gelen Ziya Ül Hak'ın hazırlattığı anayasaya karşı, yüksek yargı temsilcilerinin istifa ettiklerini hatırlatarak, 'Türk hakim ve savcıları, Pakistan hakim ve savcılarından daha duyarsız değillerdir. Bu bağlamda, üzerlerine düşenleri, hukuk kuralları içinde, yargıyı savunma adına yerine getireceklerdir” demiş.

Maşallah, maşallah…

Özbek, “Yargıçlar sadece dosyaların arasında kararlarıyla konuşan kişiler olarak değerlendirildi. Artık dosyaların arasından çıkma zamanı geldi” diye de eklemiş.(*)

Aferin. Hukukçu dediğin böyle olmalı. Artık dosyaların arasından sokaklara çıkmalı. Nasıl olsa “yollar yürümekle aşınmaz”mış.

İyi, madem zamanı gelmiş, bakalım ne yapacaklar?

Tekel işçileri gibi çadır mı kuracaklar acaba? Kara cübbelerini giyip Anıtkabir’e mi yürüyecekler? Yoksa askerden birifink almaya mı gidecekler? Ne de olsa onlar daha tecrübeli…

Ama bir şeyi unutmuşlar. Pakistan'da darbe ile yönetime gelen Ziya Ül Hak'ın hazırlattığı anayasaya karşı, yüksek yargı temsilcilerinin istifa ettiklerini hatırlamışlar, ama kendilerinin 12 Eylül darbesinde ne yaptıklarını unutmuşlar. Darbe anayasasına tavırlarını unutmuşlar. Bir de çıkıp “'Türk hakim ve savcıları, Pakistan hakim ve savcılarından daha duyarsız değillerdir” demişler.

Kusura bakmasınlar, ama görüntüler hiç de öyle değil. Sormazlar mı adama: “Onlar kendi darbecilerine karşı istifa ederken, siz kendi darbecilerinize yaptınız? Kaçınız istifa ettiniz? Hatta hala o darbecilerin yaptığı çağdışı anayasayı savunmak için bu durumlara düştüğünüzü nasıl unutursunuz?

Bu çelişkiyi siz göremeyecek kadar militarizme saygılı ve sevgili olabilirsiniz, birilerini çok sevmek gözünüzü bağlayabilir, ya da demokrasi ve halkın egemenliğine ters düştüğünüzü düşündüğümüz şimdiki konumunuzdan sizler çok memnun olabilirsiniz, ama artık halk yutmuyor bu çelişkileri, istemiyor bu çağ dışı görüntüleri.

Pakistan yargısı yaptığında haklıydı. Ya siz?

Sonra arkanızda halk desteği var mı sizin? Sizi sizin meslektaşlarınızın çoğu bile desteklemiyor. Kendi kendinize gelin güveyi olmaktan vazgeçseniz iyi olacak.

Ya da istifa edin de partinizi kurun. Bakalım ne kadar destek alacaksınız. Mümtaz ağabeyiniz, Yekta ve Vural ağabeyiniz gibi meydana inin bir. Görün adına iş yaptığınız o halk size ne diyor, ne veriyor?”

Yine Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, Danıştay Başkanı Mustafa Birden ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkanvekili Kadir Özbek'in katıldığı o toplantıya, AK Parti'nin anayasa değişikliği teklifine ilişkin eleştiriler damgasını vurmuş.

Yargıtay Başkanı Gerçeker, 12 Eylül anayasasından bu yana mücadelenin devam ettiğini belirterek, “Yargı bağımsızlığı yok edilmek isteniyor” demiş. Tabi ya, bir kişinin arzusu ile parti kapatma, meclisin her yasasını isterse iptal etme, yürütmenin kararlarını keyfi de olsa durdurma devri bitiyor. Hesap vermeden her şeyi yapabilme krallık ve keyfiliği bitiyor yani. Üzülmekte haklı mısınız?

Hele şu söze ne dersiniz: Danıştay Başkanı Birden, “Yargı bağımsızlığını kendimiz için değil, toplum için istiyoruz” demiş.

Peki ama o halk sizden ne istiyor?

Ben söyleyeyim, “gölge etme başka ihsan istemez.”

Biz bu lafları çok duyduk. Bir zamanlar birisi de “kendim için istiyorsam namerdim” demişti. Halk da inanmıştı. Ama ne oldu? Yakaladığı ilk fırsatta kendini en yüksek yere attı.

Kimse yutmuyor artık. Çünkü laf ile peynir gemisi yürümüyor. Halk işe bakıyor. Adalete bakıyor. “Şahsın rütbe-i aklı” artık “eserinde” gözüküyor.

Bence yüksek yargı siyaset yapacağına “biz bu hallere nasıl düştük?” diye bir özeleştiri yapsın. Bu hem kendileri için, hem de halk için daha iyidir.

www.cemalnar.com


(*)http://www.aksam.com.tr/2010/04/13/haber/siyaset/5848/pakistan_savcilarindan_daha_duyarsiz_degiliz.html

Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.