Utanç Yasası'nda Karar Tarihi Belli Oldu...        İzmir'de silahlı çatışma: 1 ölü, 3 yaralı...        Emniyet'ten Büyükanıt'la ilgili haberlere dava...        Albay Çillioğlunun oğlundan açıklamalar...        T-37 uçaklarının uçuşu durduruldu...        Evlerinin yanışını gözyaşlarıyla izlediler...        Mevlit Kandili İstanbul'daki camilerde kutlandı...        Mardin'de 3 dilde Mevlit programı düzenlendi...        Sudan Devlet Başkanı Beşir'den savaş uyarısı...        Suriye tasarısı oylanacak...        Kız Lisesi’nde ETÖ toplantısı...        "Bildiklerimi Anlatırsam Yer Yerinden Oynar"...        
USD Alış 1.749 USD AlışUSD Satış 1.761 USD SatışEuro Alış 2.292 Euro AlışEuro Satış 2.309 Euro SatışAltın Alış 97.9710 Altın AlışAltın Satış 98.4100 Altın  Satış
 
 
12 R.Evvel 1433

4 Şubat Cumartesi 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Abdullah Büyük - Yeni Akit
2010-04-23

Toplumun kaderine tesir eden iki şey

Vakit okuyucularımıza bir konuyu hatırlatarak, bu haftaki mesajımı sunmak istiyorum. Bazı Vakit yazarlarımız günlük değil, haftada bir kere yazı yazmaktadır. Biz de bunlardan biriyiz. Güncel olayları takip ederek günlük yazı yazan yazarlarımız kendilerine ait olan bir metodu takip etmektedirler. Bizler gibi haftalık yazı yazanların ise, ne yazık ki günlük hadiseleri, olayları takip etmek imkânı yok. Böyle olunca mesajlarımızı, yazılarımızı bu anlayış ve yorumlarla ele almalarını bekliyor, kendilerine sunduğumuz mesajları zamanı geçmiş, miadı dolmuş yazılar olarak algılamamalarını rica ediyoruz.
Bazı kişiler akşamları demli çay içtiklerinde, zor uyurlar. Demli çayın tesiri ile gözlerine uyku girmez olur. Veya bunun zıddı olarak bir bardak süt veya ayran içtiklerinde ise, uykuları tez gelir ve uyurlar. Görülüyor ki insanın fiziki dünyasına demli çay veya süt ve ayran tesir etmektedir. Tıpkı bunun gibi, insanın benliğine, kişiliğine, psikolojisine, manevi hayatına tesir eden iki şey daha vardır. Bunların birincisi yenilen gıda, ikincisi ise arkadaş çevresidir.
Belki de farkında olmadığımız bu durumu kısaca sizlere sunmak istiyor ve neticede ise “Yemenize ve arkadaş çevrenize dikkat ediniz” uyarısını yaparak, mesajımı bitirmek istiyorum.
Beslenme uzmanlarımız, gıda mühendislerimiz ve duyarlı doktorlarımızın verdiği istatistik bilgiler hayli dikkat çekmektedir. Her şeyi yaratan Yüce Rabbimiz, yarattığı her şeyi bir sebebe dayandırmaktadır. Uzmanlarımız diyor ki, bugün günümüzde hastalanmış insanların yüzde doksan beşinin hastalığı yemek yemekten, yüzde beşi de Allah’tan gelmektedir. Tüm hastalıkları yaratan Rabbimizin, hastalığa davetiye çıkaracak olan her şeye rızası yoktur. Bir insanın diğer bir insanı öldürmesine Rabbimizin rızası yoktur. Ancak, katilin elindeki tabancasının tetiğine basan parmaklara kuvvet veren Allah’tır. Rabbimiz, “Yeyiniz, içiniz” buyurur. Yenilecek yemeğin temiz olmasını, helal olmasını emreden Yüce Allah, sofraya koyduğumuz yemeğin yeme usulünü ise kul iradesine verir. Yemek yemenin metodunu, usulünü hesaba katmayarak yanlış usullerle yemek yiyenler, kendi vücutlarının hastalanmasına davetiye çıkarmış oluyorlar. Hastalanınca da faturayı kaderlerine dolayısıyla Rabbimize kesiyorlar. Tamamen yanlış bu ve benzeri fikirlerden kurtulmak ve kaderimize menfi yönden tesiri olan yediğimiz gıdalara dikkat etmek zorundayız.
İnsanın kaderine müspet veya menfi tesir eden ikinci konu kişinin arkadaş çevresidir. İnançlı bir insan, etrafındaki arkadaşlarına karşı davetçi, nasihatçi ve irşatçı sorumluluğu ile tavır alır. Bilinç ve şuurdan uzak olan bir insanın arkadaş çevresi ise, günahların, isyanların aralarına çok rahat olarak girdiği bir ortamı hazırlamaktadır. Bu durum gerek hadislerde ve gerekse halkımızın deyimlerinde dile getirilir. “Misk dükkânına giden misk kokusu alır, demirci, bakırcı dükkânına gidenin ise elbiselerine is sirayet eder” gerçeği ortaya konur.
Şimdi bu iki önemli konuyu biraz daha canlı hale getirmeye çalışalım:
Yeryüzünün en sıhhatli toplumu olan Müslüman toplum, bugün nerede ise dünyanın en hasta toplumu haline gelmiştir. 2001 yılında Fransa’nın Bişwiller beldesinde üç yüz yataklı bir hastaneyi ziyaret ettiğimde, sadece 16 tane hasta vardı. Bugün Konya’da bir günde hastanelere müracaat eden hasta sayısının 20-30 bin civarında olduğu söyleniyor. 70 milyonluk bir nüfusa sahip ülkenin tamamında sadece bir günde tüm hastanelere, özel polikliniklere, sağlık ocaklarına v.s müracaat eden hasta sayısı ne yazık ki yüz binlerin çok üzerinde bulunmaktadır. İnanıyorum ki Rabbimiz, bir günde yüz binlerce kulunun hastanelere koşmasını istemez ve kaderimiz olarak yazmaz. O sadece olacak olan her şeyi bilir. Bir manada kaderi yazan Allah ise yazdıran da insan olmaktadır. Bunu iyi anlamalıyız.
Kaderimize menfi veya müspet olarak tesir eden arkadaş çevresini izaha gerek duymuyoruz. Çünkü yaşanan hadiseler, ekranlardan yansıyan haberler, basın-yayındaki belgeli haberler ve görüntüler başta devleti ve tüm toplumu derinden etkilemektedir. Okullardaki şiddet olaylarından tutun, trafikteki araçların seyrindeki direksiyon başında bulunan sürücülerin tavırlarına varıncaya kadar yaşananlar, toplumun arkadaş çevresinin kalitesini(!) ortaya koymaktadır.
Hem dünya hayatımızı ve hem de ahret hayatımızı temelden ilgilendiren bu iki konuyu aile ortamında, sohbetlerde ve okullarda dile getirmeli ve kaderimizin doğru, hayırlı, bereketli olmasına sebep olmalıyız. Yoksa kaderimizi ve farkında olmayarak Rabbimizi suçlayarak bu sorumluluklarımızdan kurtulamayız. Selam ve sevgiler...

 
 
 
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Arzu Erdoğral Gençliğe Hitabe Ayet değil ama…!
Cemal Nar İşte Can Alıcı Sorular
M. Emin Parlaktürk Mevlid-i Nebi ve Salavat Kampanyası
Ali İlbey "Türkülerle de Hüznümüz Allah'adır Bizim"
Fatih Uğurlu Halil İbrahim Sofrası
Şark Ekspresi'nde cinayet ve Kardan Adam
Mustafa Durdu "Eğitim çökmüş durumda"
 Feyzullah Birışık Sahabe sevdi, gökten müjde indi!
 
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
5 37
Güneş
7 06
Öğlen
12 25
İkindi
15 05
Akşam
17 32
Yatsı
18 54
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Ali Karahasanoğlu Şaşkın Odatv'li: Kitap (söz), Yunan topundan tehlikeli!
Hasan Karakaya Aydın Doğan, ilk önce benim evime gelmişti... Amaaa!
Abdurrahman Dilipak İskilipli Atıf'ı anmak ve anlamak
Yener Dönmez O bir görev kadını
Ahmet Varol Geçiş Döneminin Sancıları
Yavuz Bahadıroğlu 1950 öncesinde din ve devlet ilişkisi
Serdar Arseven Mustafa Başoğlu... Terörist olsaydı!..
Namık Açıkgöz Anayasa yolunda "Türkiye Günlüğü"
LütfüOflaz'la Sohbet Kalemini satan anasını da satar!
 
 
E-Devlet
 
 BİR AYET
Kim İslâm'dan başka bir din ararsa ondan asla kabul edilmeyecek ve o ahirette de zarar edenlerden olacaktır.
Âl-i İmrân Suresi Ayet 85
 
 BİR HADİS
"Kalbinde zerre miktarı iman bulunan kimse ateşten çıkacaktır." Ebu Sa'îd der ki: "Kim (bu ihbarın ifade ettiği hakikatten) şüpheye düşerse şu ayeti okusun: "Allah şüphesiz zerre kadar haksızlık yapmaz..." (Nisa, 40).
Tirmizî Sıfatu Cehennem 10
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.