20 Temmuz 2017 Perşembe26 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:50Güneş 05:42Öğle 13:18İkindi 17:13Akşam 20:40Yatsı 22:23
    • 27°C Adana
    • 30°C Adıyaman
    • 21°C Afyon
    • 22°C Ağrı
    • 20°C Amasya
    • 22°C Ankara
    • 27°C Antalya
    • 23°C Artvin
    • 26°C Aydın
    • 23°C Balıkesir
  • BIST: 106.736 -0.63
  • Altın: 140,992 0.33
  • Dolar: 3,5210 -0.02
  • Euro: 4,0955 0.94

Yasalar önünde herkesin eşit olduğu bir Türkiye

Abdulkadir Özkan

Bu ülkede birileri canları sıkıldığında siyasi iktidara göz dağı vermek için tankları meydanlarda sürebiliyor ve hesap sorulamıyorsa o ülkede herkesin yasalar karşısında eşit olduğunu söylemek mümkün olabilir mi? Birileri ifade vermek ya da yargılanmak üzere çağrıldığında bir takım gerekçelerle direnebiliyor, ifade vermeye gitmeyebiliyorsa o ülkede demokrasiden söz edilebilir mi? Kısacası yasalar karşısında herkesin eşit olduğu hükmü anayasa ve yasalarda hükme bağlanmış olmasına karşılık bu eşitlik çeşitli sebeplerle sağlanamıyorsa bu ülkede bir takım laf kalabalığı ile siyaset yapılması karşısında milletin yeter artık diye çığlık atması gerekmez mi? Bir takım gerekçelerle ülkede iki karşı grup oluşmuş ve bu gruplar birbirlerine karşı mücadele verirken her grubun yasalar karşısındaki durumunda farklılık ortaya çıkıyorsa siyasilerin sakal bıyık üzerinde politika yapmalarının anlamı olabilir mi? Bununda ötesinde bir ülkede yürürlükte olan anayasa ve yasalar siyasi ve ideolojik görüş farklılıklarına göre bizim dışımızda bir başka ülkede bu kadar zıt yorumlanabilir mi? Eğer yorumlanabiliyorsa yasalar karşısında herkesin eşitliği nasıl sağlanacaktır? Kısacası bir ülkede bir takım sorumlular ellerindeki güç ve yetkiye dayanarak anayasa ve yasaları kendilerine, daha doğrusu taraftarı oldukları grubun arzu ve menfaatleri doğrultusunda yorumlayabiliyorlarsa ve bunun hesabının sorulması da mümkün değilse ve olay karşılıklı kuvvet gösterisine, bilek güreşine dönüşmüşse bu işin sonu nereye varır?

Siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıran (zorlaştırıp zorlaştırmadığı da şüpheli) yasa maddesinin iktidar partisi içinden buldukları yandaşlarla birlikte muhalefet cephesi tarafından reddedildiği bir ortamda millet iradesinin son sözü söyleyeceği, daha doğrusu egemenliğin millete ait olduğu iddiaları geçerliliğini sürdürebilir mi?

Gelinen noktada kesin olan husus ülkemizin ve insanımızın "Büyük sözleşme" ye ihtiyacı olduğudur. Çeşitli ülkelerde yüzyıllar önce yapılmış ve uygulamaya geçilmiş sosyal anlaşma ya da sözleşmeler olmasına rağmen ülkemizde hâlâ darbecilerin hazırlayıp millete dikte ettirdiği anayasalar etrafından tartışmaların sürdürülmesi sanıyorum içine yuvarlandığımız çıkmazın sebebidir. Yüzyıllar önce kral ve imparatorlara kabul ettirilmiş olan insan temel hak ve hürriyetlerini teminat altına alan toplumsal sözleşmelere karşılık ülkemizde seçilmişler bir araya gelerek millet adına bir toplumsal sözleşme hazırlayamıyorlar, darbeci zihniyeti aşamıyorlarsa seçilmişlerin anlayış ve yaklaşımında bir yanlışlık olduğunu düşünmek yanlış olur mu?

İmparator ve kralların tahammül gösterdiği ve kabul ettiği birtakım haklara ülkemizde bazı seçilmiş ve bürokratların tahammül gösterememesi insanı korkutuyor. Kaldı ki millet olarak temel insan hak ve özgürlüklerini yüzyıllar öncesinden teminat altına almış ve asırlar boyu bunun güzel örneklerini vermiş bir tarihten geliyoruz. Ne var ki ileri ve özgür milletler arasına gireceğiz diye geçmiş uygulama ve birikimlerimizi bir kenara iterek Batı taklitçiliğine soyunmanın ardından geçen zaman içinde bir arpa boyu yol alamadığımızı gördükçe üzülmemek mümkün mü?

İçinde bulunduğumuz noktada rahmetli Nurettin Topçu'nun 45 yıl önce ifade ettiği, "Avrupa'yı taklide tenezzül etmek, Batı'ya yönelmek kendini inkar etmektir" gerçeğinin tezahürü olarak karşımıza çıkıyor. Bir diğer ifade ile Batı taklitçiliği sonucu kendimizi inkar ederken Batılı da olamamanın şaşkınlık ve çelişkilerini yaşıyoruz. Sanıyorum toplum olarak önce bu çelişkilerimizi düşünme, tartışmak ve söz konusu kendi kendimizi inkar durumundan kurtulmak durumundayız. Bunu sağlayamadığımız sürece anayasa ve yasalarda ne yazılıyor olursa olsun eşitlik lafta kalmaya devam edecektir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.