26 Temmuz 2017 Çarşamba29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:58Güneş 05:47Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:35Yatsı 22:15
    • 36°C Adana
    • 38°C Adıyaman
    • 33°C Afyon
    • 33°C Ağrı
    • 37°C Amasya
    • 33°C Ankara
    • 32°C Antalya
    • 32°C Artvin
    • 35°C Aydın
    • 37°C Balıkesir
  • BIST: 107.439 0.37
  • Altın: 142,531 -0.69
  • Dolar: 3,5528 -0.30
  • Euro: 4,1372 -0.37

Gül, karakollar, Genelkurmay

Ahmet Taşgetiren

Kaç zamandır "karakollar" diye bir sorunumuz var açıkçası.
Karakollar vuruluyor ve şehitler geliyor.
Anadolu'nun ciğeri yanıyor.
İnsanlar ister istemez, Dağlıca, Aktütün, Sarıyayla diye peş peşe karakol isimlerini sıralıyorlar.
Ardından üç şehit, beş şehit, on şehit diye sayılar geliyor.
Ve ardından "neden" sorusu...
40, 50, bazen 100 kişilik terörist grubu gerçekleştiriyor baskını.
Ellerinde ağır silahlar bulunuyor.
Karakolların yatakhanesine kadar geliyorlar.
Neden karakollara bunca sokulana kadar haber alınamıyor? Neden bunca istihbarat zaafı?
Bunun adı baskın.
Terörist grup, karakol basıyor.
Buna cesaret ediyor. Cumhurbaşkanı Gül "cüret"miş vuku bulan şeye.
Hatta "basacağız" diye haber verdikten sonra basıyor.
Herkesin içini "zaaf var" tespiti yakıyor.
Teröriste bütün öfkemizi yöneltelim. Tamam. Terörist bunu hak ediyor. Kalleşliğin her türü var onda.
Ama ya bizde ne var?
Terörist dediğin sonuçta, bütün bilgilere göre sayıları 5-10 bini geçmeyen bir topluluk.
Karşısında kim var?
Tüm güvenlik güçlerimiz. Ordu, jandarma, polis...
Soru net:
Nasıl oluyor da bu baskınlar gerçekleşiyor ve nasıl oluyor da bunca şehit veriliyor?
Bu soru sorulduğunda, Genelkurmay Başkanımız kızıyor, öfkeleniyor.
Hatta medyaya "Mütareke basınından daha hain" gibi ağır suçlamalar yapıyor. "Lanetliyorum" diyor.
Ben, bu şehit haberlerinin onun içini yakmadığını söyleyemem.
Ben karakol baskınlarının onu üzmediğini düşünemem.
Hatta bunu aklıma bile getirmem. Bir Genelkurmay Başkanı olacak da, kendisine emanet edilen genç bir çocuğun şahadeti karşısında yüreği yanmayacak. Bunu asla yakıştıramam.
Ama ortada süregelen karakol baskınları varsa, sıra sıra şehitler dizilmeye devam ediyorsa, "Bunda ihmal var mı" sorusunu sormamayı da akla ziyan bulurum.
Mesela şunu soralım:
-Kaç karakolumuz daha, böyle baskınlar karşısında yeterli mukavemet imkanlarından mahrum bulunuyor?
-Kaç karakolumuza baskın yapıldığında dışarıdan ikmal yapma imkanlarından mahrum durumdayız?
-Kaç karakolumuzun yerleşim durumu, savunma açısından risk oluşturmaktadır?
Bu sorular anlamsız mı?
Bu soruları, karakol basmayı planlayan terörist grupların da sorduğunu düşünmemek elde değil.
Hangi karakolun üzerine hangi mevsimde sis çöküyor, hangisine nerelerden yaklaşılır, hangisinin mevcudu ne kadardır, hangisinin elinde ne tür silahlar vardır?
Bir terörist grubun bunları tek tek değerlendireceği muhakkak.
Peki bizim karakolumuz neden baskın yiyor?
Biz neyi öngörmüyoruz? Bizde terörist grupların hareketlerine dair istihbarat kanalları işlemiyor mu?
Bu sorular, her bir karakolumuz için sorulmalı değil mi?
Bazen, neredeyse nokta istihbarat temin edildikten sonra baskın yeniyor.
Bazen basılan karakol, Tunceli'nin kırsalında oluyor.
Yani öyle, sınırda falan değil ki, "Sınırdan geldiler, kaçtılar" densin. Yani memleketin göbeğinde barınıyorlar.
Evet, nasıl haberdar olunmaz? Nasıl baskın yenir?
Bu soruların içinde, kuşku var, güvensizlik var, hatta itham var.
Görüldüğü kadarıyla insanlarımız artık sadece yüreğine taş basmıyor.
Genelkurmay Başkanı, medyayı hangi ağırlıkta suçlarsa suçlasın, insanların zihninde çengel gibi sorular dolaşıyor.
Belki Başbuğ'un böylesine ağır suçlamalara yönelmesinde, insanların kuşkularını fark etmenin de büyük etkisi vardır.
Ama suçlama kuşkuyu gidermez.
Aksine derinleştirir.
Makul açıklamalar yapmak lazım.
Ve herkesi, karakolların savunması için yeterli tedbirin alındığına inandırmak lazım.
Ben, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin halk nezdindeki saygınlığının korunmasını önemsiyorum.
Bana göre buna medya da, siyasi kadrolar da itina etmelidir.
Ama en çok da, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kurmay kadrosu buna itina etmelidir.
Savunma bütçesinin herhangi bir sıkıntısı olduğu söylenemez.
Toplumumuz, ülke savunması için, evlatlarının canı dahil, hiçbir şeyi esirgememektedir.
Ama artık insanlarımız, canımız dahil ortaya koyduğumuz her şeyin, tam bir sorumluluk duygusu içinde değerlendirildiğini bilmek istiyor.
Evet, toplumun bakışında yeni durum budur.
Bunu herkesin bilmesinde sonsuz yarar bulunmaktadır.
Cumhurbaşkanı Gül'ün Sarıyayla Karakol Baskını konusunda Genelkurmay'dan brifing alması, tüm bu konularda bir umut ışığıdır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.