17 Ocak 2017 Salı18 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.(Yûnus 13-14)
  • “İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!”Tirmizi, Zühd 35, (2350).
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:48Güneş 08:19Öğle 13:21İkindi 15:47Akşam 18:10Yatsı 19:35
    • 6°C Adana
    • 1°C Adıyaman
    • 2°C Afyon
    • 8°C Ağrı
    • 1°C Amasya
    • 1°C Ankara
    • 13°C Antalya
    • 1°C Artvin
    • 8°C Aydın
    • 7°C Balıkesir
  • BIST: 81.712 0.23
  • Altın: 147,398 2.82
  • Dolar: 3,8050 1.37
  • Euro: 4,0356 1.21

Yalnızlık içimde bir sızı 1

Fatma Tuncer

Yalnızlık içimde bir sızı 109 MAYIS 2010
PAZ 01:01
[-] Normal [+] Aile HayatTavsiye EtYazdırPaylaş Yorum YazSon okuduğum kitapta hayatımı değiştireceğine inandığım bir söze rastladım:

"İnsanın kendisine verebileceği en önemli şey, yine kendisinden başkasına ihtiyaç duymadan yaşayabilmesidir "

Bu sözü odamda, mutfağımda, çalışma masamda görülebilecek şekilde not olarak iliştirdim.

Sanki yıllardan beri aradığım bir şeyi bulmuşçasına rahatladım. Yalnızlığı sevmeme yardımcı olacak, içimdeki sızıyı sevince dönüştürecek, hayatımı kolaylaştıracak, beni umutsuzluğun sürüklediği bu köhne çukurlardan, zamansız eylemlere dönüşen düşüncelerden, peşimi bırakmayan hayallerden kurtaracak bir güce sahip olmuştum sanki.

Masadaki not kağıdına uzandım, o söze parmaklarımın ucuyla dokundum, esrarengiz bir iksire sahip olmuş gibi gülümsedim. Artık yakamı bırakmayan, beni durmaksızın kovalayan, gözlerimin önünde buğulu bir sis gibi dolaşan o yalnızlık duygusunu kana kana yudumlayacak ve onu sevecektim.

Oturduğum yerden silkinerek kalktım ve "Yalnızlığı Seviyorum" diye tekrarladım yavaşça. Rahatlamıştım, kendimi rüzgarın önünde gökyüzüne doğru yükselen bir tüy kadar hafif hissettim. Üzerimdeki tonlarca ağırlıktaki yükü, bir eylül rüzgarının kanatlarına takıp kendimden uzaklaştırmış gibiydim.

Dış dünyamda beni sarsan, yalnızlık duygusundan kurtulma düşüncesinden vazgeçip onu sevmeye karar vermiştim. İnanmıştım, bu söz hayatımı değiştirecek ve beni o karanlık çukurlardan aydınlığa çıkaracak bir köprü olacaktı.

Yüzümü duvara astığım nota yasladım, şefkatli bir ana gibi tutundum ona. "Neden dedim, neden rastlamamıştım daha önce bu söze?" O dizeler o güne kadar hangi kitabın sayfalarında, hangi bilgenin zihninde, hangi şairin ufkundaydı? Yüzümü avuçlarımın arasına aldım, masaya geçtim, başımı yere koydum ve hıçkırmaya başladım. Garip düşünceler içindeydim. Karamsarlıkla ümit arasında gittim geldim... Sonra oturduğum yerden kalkıp perdeyi açtım. Uzun süre karanlığı seyrettim, pencereyi kapatıp, olduğum yere çöktüm .

Karar vermiştim evet artık yalnızlığı sevecektim ama bu o kadar kolay olmayacaktı. Sözün hayatın içinde vücut bulması belli bir zaman tünelinden geçmeyi gerektirirdi.

Güçlü pençeleri ile vahşi bir yaratık gibiydi içimdeki yalnızlık. Ruhumu acıtan, düşüncelerimi kontrol etmeye çalışan bu düşmanı artık yenmeyi severek başarabileceğim umudu ile ayağa kalktım ve boş odada bir süre gezindim.

Evet yalnızlıkla arama gireceğine inandığım bütün olayları ortadan kaldıracak, bütün telefonları iptal edecek, bütün tanıdıklarımı unutacak, bütün hatıraları silecek, kapımı kimselere açmayacaktım. Bu evde bu odada yapayalnız yaşayacak, kimseyle selamlaşmayacak, kimseyle konuşmayacak, etrafıma bakmayacak, insanlardan doğadan, hayattan kopacak ve sadece kendi dünyamda yaşayacak ve yalnızlığı hayatımın bir parçası yapacaktım. O sözü kendi hayatıma tatbik edecektim.

Odadaki boş duran o mor koltuğa oturdum, bir süre düşündüm. Ruhumu ve bedenimi yalnızlığa teslim edecek raddeye ulaşmam için, beni saran sosyal ve psikolojik unsurları nasıl yok edebilirdim? Nasıl kaçabilirdim onlardan?

Masaya uzandım ve telefon defterini alıp yırttım ve çöp kutusuna attım. Bütün sevdiklerimin isimlerini zihnimden sildiğimi varsaydım. Onları hiç tanımadığımı düşündüm. Sonra ellerimi duvara sürdüm, gözlerimdeki yaşlara parmağımla dokundum. Masanın üzerinde duran hediyelere göz gezdirdim. Arkadaşlarımdan, ailemden, yakınlarımdan gelen çiçekler, biblolar kitaplar, kartlar sanki sahiplerinin ruhunu yansıtır gibi duruyorlardı. Hepsini aldım bir bir yırttım ve çöpe attım. Raftaki hatıra defterime uzandım, okul yıllarından kalma hatıra yazılarına göz attım. Arkadaşlarım, öğretmenlerim, halam, kuzenlerim benimle ilgili duygu ve düşüncelerini yazmışlar. Yıllardan beri ihtiyar bir adam gibi orada yaşayan o defter gözümde yalnızlığımı silen bir nefer gibi büyüdü. "Hayır dedim, hayır yalnız kalmak istiyorum...!" Defteri yırtarken kendimi acımasız bir katil gibi hissettim. Yalnızlığıma kurban edilmişti hatıralar ...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.