25 Mayıs 2017 Perşembe29 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:38Güneş 05:31Öğle 13:08İkindi 17:04Akşam 20:32Yatsı 22:16
    • 21°C Adana
    • 18°C Adıyaman
    • 9°C Afyon
    • 9°C Ağrı
    • 14°C Amasya
    • 13°C Ankara
    • 20°C Antalya
    • 14°C Artvin
    • 16°C Aydın
    • 14°C Balıkesir
  • BIST: 98.314 0.61
  • Altın: 144,066 0.19
  • Dolar: 3,5732 0.14
  • Euro: 3,9941 0.01

Millete karşı Cumhuriyeti korumak ne demek?

Abdulkadir Özkan

CHP ile aynı frekansta olmadığımız, farklı zihniyete sahip olduğumuz için olaylara farklı açılardan bakıp farklı değerlendirmelerin gündeme gelmesi normal. Ancak bu farklılığın sistem gereği mevcut anayasa ve hukuk düzeninin kendine verdiği yetkiyle TBMM'nin yaptığı anayasa değişikliğini CHP'nin "Sivil dikta" olarak nitelendirilmesini ve CHP'li H.Süha Okay'ın yüksek mahkemeyi kastederek "Mahkeme kesinlikle 'sivil diktayı' oylatmaz" şeklindeki sözlerini yorumlamakta güçlük çekiyorum... Sivil dikta olarak nitelendiren değişikliği yapan kurum TBMM, yani halkın temsilcileri... Oylayacak olan ise halkın doğrudan kendisi. Yani Anayasa Mahkemesi'nden bu değişikliğin halka gitmesi ve halk tarafından oylanmasının önünün kesilmesi isteniyor. Böyle bir sonucun alınması da Anaysa Mahkemesi'nin görevi olarak kabul ediyor. Yapılan açıklamalardan benim anladığım bu. Bu arada CHP'nin anayasa değişiklik paketini iptal istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne gitmesinin de bir gazetede, "Mahkemeden 'Cumhuriyeti koru' talebi" olarak nitelendirilmesini de CHP zihniyetinin bir yansıması olarak görmek mümkün. Zaten Milliyet Gazetesi'nin dünkü nüshasında "Mahkeme 'sivil diktayı' oylatmaz' başlığı ile "Mahkemeden 'Cumhuriyeti koru' talebi" başlığı yan yana yer alıyordu. Yani H.Süha Okay ile Milliyet'in halk ile Anayasa Mahkemesi değerlendirmesi aynen örtüşüyor. Her iki başlıkta da millet Cumhuriyet düşmanı olarak algılanıyor ve takdim ediliyor, millete karşı Cumhuriyet'in korunması görevi Anayasa Mahkemesi'ne havale ediliyor.

Halbuki demokrasilerde halkın haklarının korunması esastır. Bir diğer ifade ile millet egemenliği belirleyici unsurdur. En azından bize üniversitede böyle öğretilmişti. Ancak, gelişmeler gösteriyor ki devlete bir diğer ifade ile devleti kutsayan, bunun için milletin gerektiğinde feda edilebileceği anlayışı sahiplerine göre esas olan halk ve halkın korunması değil bir takım dayatmaların halka kaşı korunmasıdır.

CHP'li H. Süha Okay değişiklik paketinin yürürlüğünün durdurulacağını düşündüğünü belirterek şunları söylüyor:

"Anayasa'nın 2. maddesinde ve başlangıç bölümünde yer alan hukuk devleti ilkesinin ihlal edildiği, yargı bağımsızlığı ve yargıç teminatı ilkelerinin ihlal edildiği dilekçede ileri sürülmüştür"

İnsan ister istemez hukuk devleti ilkesini esas alan bu anayasada halka hiç mi yer yok? Kısacası CHP zihniyetinde halkın yeri neresi? Halk sadece belli periyotlarla oy verecek ama halkın istek ve arzuları dikkate alınmayacak.. Böyle bir anlayış ve sistem Türkiye'den başka bir yerde kaldı mı?

Elbette yargı bağımsızlığı ve yargıç teminatı gerekli. Buna kimsenin itirazı yok... Buna karşılık yargı bağımsızlığının yanında yargının tarafsızlığı da hukuk devletinin temelini teşkil eder. Kanunların herkese eşit uygulanabilmesinin temel şartı yargı bağımsızlığıdır ama bunun yanında olmazsa olmaz şart da yargının tarafsızlığıdır.

Kısacası benim bildiğim ve anladığım demokrasilerde tüm anayasa ve yasalar toplumun huzuru, refahı ve saadeti içindir. Yani esas olan toplumdur. Toplumu hiçe sayan devleti kutsayan siyasi anlayışları demokratik olarak nitelendirmek mümkün değildir. Dünya üzerinde yüzyıllardan bu yana demokratik olmayan rejimler uygulanmıştır ve hâlâ uygulanan ülkeler vardır. Ancak, totaliter yönetimlerin topluma verdiği zararlar sebebiyle dünyanın çeşitli köşelerinde halk hakkını aramaya kalkışmış, kralların, imparatorların yetkilerinin sınırlandırılması talebinde bulunmuş, bunun için mücadele etmiş ve demokrasiler ortaya çıkmaya başlamıştır. Halk adına halkın yetkilerini kullanmak üzere parlamentolar oluşturulmuştur. Bu bakımdan son söz sahibi demokrasilerde parlamentolarındır. Bazı konularda da parlamentoların aldığı kararların doğrudan halka götürülmesi öngörülmüştür. Referandum budur. Bu hak şu ya da bu gerekçe ile halkın elinden alınıyorsa ve böyle bir mekanizma oluşturulmuşsa bu halka güvensizliğin ifadesidir. Halkına güvenmeyen, halkını potansiyel suçlu olarak gören anlayış ile demokrasiyi bir araya getirmek mümkün değildir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.