24 Ekim 2017 Salı3 Safer 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:53Güneş 07:18Öğle 12:55İkindi 15:49Akşam 18:19Yatsı 19:39
    • 17°C Adana
    • 13°C Adıyaman
    • 11°C Afyon
    • 5°C Ağrı
    • 7°C Amasya
    • 5°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 10°C Artvin
    • 20°C Aydın
    • 15°C Balıkesir
  • BIST: 107.303 -1.09
  • Altın: 153,156 -0.04
  • Dolar: 3,7141 1.19
  • Euro: 4,3624 0.88

Ben olmaktan biz olmaya geçebilmek

Fatma Tuncer

İnsan hayatında, birbirine açılan iki pencere vardır. Bunlardan birisi benlik dünyasına açılırken, öteki varlık dünyasına açılır. İki dünya arasında sürekli bir akışkanlık ve diyalog vardır ki, bu diyalog iki tarafı da dengede tutar ve insan dengeyi hangi tarafa çekiyorsa yönünü o tarafa çevirir. Buna karşın, insan kendini varlık boyutundan soyutlayarak, ilgi ve alakasını benlik alanına yönelttiğinde, bencilleşmekte ve geçici hazların peşinde koşmaya başlayıp ve sadece kendisini düşünen, kendisini hesaba katan biri olarak yaşamaktadır.

Bireyin kendisini düşünmesi, ötekileri hesaba katmaması, bencilce davranması esasen insani bir davranış olarak kabul edilmez dolayısıyla, ilkeldir, gelişmemiştir. Çünkü, bencil bir kişi sadece kendi ihtiyaçları üzerinde odaklanmakta, müşterek yaşamın getirdiği faydalardan haberdar olmadan yaşamakta, bunu gerekli de görmemektir. İnsanın "ben odaklı" yaşadığı dönem genel olarak bebeklik dönemidir ve kişi gelişim sürecini tamamladıkça, ötekini anlamaya başlayıp ben olmaktan biz olmaya geçmektedir.

İlk dönemlerde çocuk, gerek aile ilişkilerinde gerek oyun ortamında kendini dünyanın merkezinde görür, ona göre en iyi ev, en iyi aile, en iyi hayat kendisine aittir ve bütün dünya onun için vardır. Paylaşmayı, adil olmayı, sevgiyi, güven duymayı öğrenme aşaması olan bu dönemde çocuk bir nevi kişiliğinin temellerini atmakta ve ileriki yıllarda bencilliğinden sıyrılmaya ve sahip olduklarını paylaşmaya başlamaktadır.

Bu durum, çocukluk dönemi için doğal bir süreçtir fakat erişkin bir insan tutum ve davranışlarıyla, düşünceleriyle, yaşamıyla her zaman ötekileri de hesaba katabilmektedir. Kendini adeta dünyanın ekseninde gören ve yaşamını ben merkezli bir anlayış etrafında sürdüren narsist kişiler ise, esasan bu patalojilerinin olumsuz yansımalarını yaşamaktadırlar. Zira narsisist kişi: Olgun bir insan olamamıştır, kibirlidir, kendilerini dünyanın merkezinde görürler, insanlardan sürekli iltifat almak ister ve motiv güçlerini bu iltifatlardan alırlar. İnsanlarla bir şeyler paylaşmak yerine onları işlerinde kullanmayı ve işleri bitince de vefakarlık göstermeden silip atmayı tercih eder. Onlar başkalarının duygularına ve ihtiyaçlarına önem vermezler, anlamak, yardımcı olmak, ihtiyaçlarını sorunlarını hissetmek hiç istemezler. Para ve başarıyı severler dolayısıyla, sürekli rekabet halinde yaşarlar ve kıskançtırlar... Narsisist kişinin burada sadece birkaç özelliğine değindik. Peki, bu kadar bencil ve duyarsız davranışlara sahip bir kişinin bir iç huzuru yakalaması mümkün olabilir mi? Cimri ve bencil bir kimse sürekli bir iç didişme ve huzursuzluğun kuşatması altında yaşar. Vermiyor ki, alsın, sevmiyor ki, sevilsin, vermeyi bilmiyor, tanımıyor ki bunun getirdiği huzuru tatsın... Sürekli aldığından, yoksulluk içinde bitap bir hayat yaşıyor fakat farkında değil... Ve aldıkça, yoksullaşıyor, insanlardan uzaklaştıkça kendinden ve hatta hayattan da uzaklaşıyor ne acı!

Kısaca "...narsisizim-özseverlik, bir açıdan ferdin kendi hayatiyeti üzerine odaklanması olarak da tanımlanabilir. Nitekim, bir üst hayat görüsü oluştuğunda kişi çevresindekilerin belki de daha acil olan ihtiyaçlarının farkına vararak onlara daha duyarlı ve faydalı hale gelebilir. Böylece "'benim hayatım' kavramından daha kapsamlı olan 'dünya hayatı' kavramına geçilmiş olur" ( Mustafa Merter, Dokuzyüz Katlı İnsan, Kaknüs yayınları, s, 146)

Daha önce de belirttiğimiz gibi, insanın sadece kendi ihtiyaçları üzerinde yoğunlaştığı ve aktif olarak alıcı konumunda olduğu dönem bebeklik dönemidir. Daha sonra "İnsan yavrusu ancak ayırt etme vasfına kavuştuktan sonra ben yerine biz demeyi öğrenir ve sosyal münasebetler kurabilecek hale gelier" ( Genel Sosyaloji, Pof, Dr, Amiran Kurktan Bilgiseven, Filiz, s, 23)

Bebek, gelişim sürecini tamamlarken, erişkin insan olma yolunda ilerliyor ve zamanla ötekini de hesaba katmaya başlıyor. İlkin anne, yakınlar, akrabalar, daha sonra okul ve sosyal çevre de yaşamına girerek, bireyin yalnız ve alıcı durumunda olan özel dünyası ben olmaktan biz olmaya doğru bir geniş bir aile yelpazesine açılıyor. İnsan bu aşamadan sonra, ben kavramından biz kavramına ben olmaktan biz olmaya geçmekte ve hayatını biz olarak devam ettirmektedir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.