26 Haziran 2017 Pazartesi29 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:25Güneş 05:26Öğle 13:14İkindi 17:12Akşam 20:48Yatsı 22:39
    • 34°C Adana
    • 36°C Adıyaman
    • 29°C Afyon
    • 29°C Ağrı
    • 29°C Amasya
    • 29°C Ankara
    • 31°C Antalya
    • 27°C Artvin
    • 39°C Aydın
    • 32°C Balıkesir
  • BIST: 99.639 -0.43
  • Altın: 139,767 -1.43
  • Dolar: 3,5032 0.01
  • Euro: 3,9191 -0.11

Bu ülkede kaç parti var?

Abdulkadir Özkan

Günlerden beri medyaya baktığınızda bu ülkede sadece iki parti var sanırsınız.. Buda medyanın iki partiden başkasını yok gösterme gayretinin bir yansıması. Zaten yıllardan beri medya genellikle iki partili yapıdan yana oldu. Toplum iki partiye mahkum edilerek birinden bıkan seçmenin diğerine yönelmesini sağlanmaya çalışıldı. Genel olarak pek çok konuda ortak anlayışa sahip olan partiler ikili sistemde milletin isteklerine cevap vermekten çok millete "Bundan usandıysanız öbürü var" anlamına gelebilecek bir taktik uygulandı. Elbette ikili yapı sürekli olarak korunamadı, milletin sağ ya da sol olarak takdim edilen partilerin birbirinden farkının olmadığını anlaması ile devreye üçüncü, dördüncü, hatta beşinci partiler girmeye başladı. Bu durum ikili yapıdan yana olanların hesabını bozmuş oldu. Meclis'te ikinden fazla partinin temsil edilmesi ve grup kurması beraberinde koalisyonları gündeme getirdi. Ancak koalisyonların uzun süreli olması ve bir seçim dönemini geçirmeleri mümkün olmadı. Koalisyonların kısa ömürlü olması sık sık hükumet buhranlarının ortaya çıkmasına yol açtı. Bu durum medyada, "Koalisyonlarla istikrar sağlanamıyor. Millet olarak oyları bölmeyin" kampanyalarının başlatılmasına zemin hazırlamış oldu. Daha doğrusu iki partili sistemden yana olanlar için bir gerekçe olarak savunulmaya başlandı. Aslında koalisyonların kısa ömürlü olmasının sorumlusu hükumetlerin küçük ortakları değil büyük ortaklarıydı. Ne var ki ülkeyi tek başlarına yönetmeye alışmış ana partiler küçük ortağa tahammül edememişler bir takım bahanelerle koalisyonu bozmuşlardır. Milletin karşısına erken seçim talebiyle çıkıp kendilerinin tek başına iktidar yapılmasını istemişlerdir. Çoğu zaman bu istekleri milletten karşılık bulmamıştır. Bu arada darbelere zemin hazırlamaktan bile çekinilmemiştir. Millet vasıtasiyle sağlayamadıkları iki partili sistem için darbelerden ümit beklemişlerdir. Bugün uygulanmakta olan yüzde 10 barajı da 12 Eylül 1980 darbesinin ürünüdür. Millet yüzde 10'luk baraja rağmen Millet Meclisi'nde daha çok partinin temsil edilmesini hatta grup kurmasını sağlamıştır.

Bu kısa hatırlatmanın arkasından son günlerde medyaya bakıldığında iki parti dışında sanki bu ülkede başka parti yok sanırsınız. Yapılmak istenen iş CHP'yi bir ümit gibi topluma yeniden pazarlamaktır. Gazete sayfaları CHP ve AK Parti ile dolu. Aslında AK Parti'yi de mecburen veriyorlar. Çeşni olsun kabilinden. Televizyon ekranları da bundan farklı değil. Kılıçdaroğlu'nun bu kadar methine bakarsanız sanki Baykal'a yönelik komplonun arkasındakiler ile medyanın bir bölümü arasında işbirliği var.

Söz gelimi iki günden beri Rahşan Ecevit'in Kılıçdaroğlu'nu desteklediği açıklaması bile medya tarafından coşku ile karşılandı. Sanırsınız ki Rahşan Hanım'ın CHP'ye geçmesi bu partiyi tek başına iktidara taşıyacak bir güçtür. Halbuki Rahşan Hanım'ın peşinden gidenlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Bu arada birde Rahşan Hanım'ın Kılıçdaroğlu'na desteği medyanın bir bölümünde , "Ecevitler 30 yıl sonra CHP'de" başlığı ile yer alıyor. Böylece Kılıçdaroğlu, Bülent Ecevit'in de desteğini almış gibi bir görüntü veriliyor. Ahirete irtihal etmiş bir isim üzerinden oy sağlamaya çalışıyorlar.

Peki böylesine göklere çıkarılan, bir anda CHP oylarını 8-10 puan artırdığı ileri sürülen Kılıçdaroğlu'nun ülkenin sorunlarına yönelik sunduğu program nedir? Yapılan açıklamalarda bir programdan çok problemlerin sıralanması var. Bunun için süper olmaya hiç de gerek yok. Sokaktaki vatandaşa sorsanız ülkenin sorunlarını size sıralayacaktır. Çünkü, vatandaş sorunları yaşıyor. Bu bakımdan siyasilerden sorunların sıralanmasını değil çözüm bulunmasını istiyor. Peki ülkenin sorunlarına çözümler üreten parti yok mu? Söz gelimi Saadet Partisi yapılanları eleştirmenin ötesine geçerek hem yanlışları ve problemleri sıralıyor hem de söz konusu problemlerin nasıl çözüme ulaştırılacağını açıklıyor. Ne var ki bu açıklamalar medyada yer bulamıyor. Onlar için sadece iki parti var.CHP ve AK Parti.. Aslında AK Parti'den de rahatsızlar. CHP'ye verdikleri desteğin esas sebebi AK Parti'yi şu ya da bu şekilde iktidardan uzaklaştırmak. Bunu yapamazlarsa bir koalisyon iktidarı oluşturmak. Çünkü ikili sistemden yana olanlar iktidar partisinin yalnız kalmasından rahatsızlar. Ama iktidar partisinin karşısına yeni bir gücün çıkmasını da istemiyorlar. Tek istekleri CHP güçlü olarak iktidarın karşısında yerini alsın, hatta iktidar partisini aşağı çeksin. Ama iktidar partisini aşağı çeken bir başka parti mesela Saadet Partisi olmasın istiyorlar. Bu oyunu bozmak görevi de millete düşüyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.