Ekrem Kızıltaş

Ekrem Kızıltaş

Madencilikte neden batılılaşamadık?..

Madencilikte neden batılılaşamadık?..

Madenlerde meydana gelen patlamalarla alakalı olarak kaza ve kader tartışmaları yapıladursun, son patlamada 30 maden işçisinin hayatını kaybettiği Zonguldak'da, hayat aynen devam ediyor gibi.

Baharı karşılayan şehir, yerine göre 100, 300, 500, hatta bin metre derinliklerdeki galerilerde çalışan ve hemen her kaza sonrası biraz daha tedirgin bir şekilde işbaşı yapan binlerce insanın varlığından haberdar...

Kiminle konuşursanız konuşun ve her neden bahsederseniz bahsedin; Zonguldak'da, özellikle de bugünlerdeki esas konu: 30 kişinin hayatına mal olan patlama...

Kuruluşunu ve halen devam eden varlığını, kamusu ve özeliyle yaklaşık 15 bin kişinin çalıştığı ifade edilen bir sektöre, yani madenciliğe borçlu olan bir şehir Zonguldak.

Madencilik zor zanaat ve Zonguldaklılar, bunun herkesten daha çok farkında.

'Madencilerin ikram ettiği bir dal sigara bile alınmaz!' sözü, Zonguldaklılarca, madende çalışanların ne kadar zor şartlar altında hayatlarını kazandıklarını ifade etmek için sıklıkla kullanılan bir söz.

Bu şehir ve civarında patlama olayı ilk değil, biliyorsunuz. Acı olanı son olmayacağını da biliyor olmamız.

1829'da Taşkömürü'nün Uzun Mehmet tarafından bulunması ve 1848'den itibaren de işletmeciliğin başlaması sonrası, madenle ilgili kazalarla da tanışmaya başlamış Zonguldak çevresi.

1939'daki bir patlamada 23 kişi hayatını kaybetmiş. 1942'de 63, 1947'de 53, 1954'de 13, 1955'de 55, 1960'da 25, 1967'de17... Liste devam edip gidiyor.

1983'de 103 ve 1992'de 263 kişinin hayatını kaybettiği patlamalar, zayiatın en yüksek olduğu olaylar...

Patlamaların sebepleri ile alakalı yorumlar çeşitli. Ama yorumlar çeşitli olsa da, patlamalar acı birer gerçek ve bir başka gerçek de, maden işiyle uğraşan gelişmiş ülkelere nazaran, bizdeki patlamaların sayı ve zayiat olarak fazla oluşu...

Batılılaşmayı varlığının tek gayesi edinmiş bir ülkede, madencilik konusunda neden gereği gibi batılılaşamadığımız sorusunun cevabı ise cevap verenlerin konumuna göre değişiyor.

Maden kazalarına bizden daha sıklıkla rastlanan ülkeler var tabii... Ama bu işi düzgün yapan ülkelerde, kazaların nadiren yaşandığı, zayiatın da daha az olduğu, bir gerçek.

Zonguldak'da çıkarılan taşkömürünün kalitesi, ocakların durumu, verimliliği, çıkarılan kömürün aslında çok pahalıya mal olduğu, özelleştirme, taşeron çalıştırılması... gibi konulardaki tartışmalar, yıllardan beridir sürüyor ve anlaşılan daha uzun yıllar da sürecek.

90'lı yıllarda, 'ocakları kapatıp, işçilerin maaşlarını ödemeye devam edip, kömürümüzü de ithal etsek devletin zararı daha az olur' görüşünü dile getiren İshak Alaton'un sözleri tekrar gündemde şimdi.

Matematik olarak doğruyu ifade eden bu sözlerin neden kaale alınmadığı ya da o yıllardan beri durumun neden düzeltilemediği, merak edilecek bir husus.21. Yüzyılda, madenciliğin daha doğru dürüst yapılabilmesi, ocakların daha sağlıklı bir şekilde işletilebilmesi, çalışanların sağlıklı bir şekilde hayatlarını sürdürebilmeleri... mümkündür.

Bir yönüyle stratejik, bir yönüyle sosyal gereklilik diye, taşkömürü çıkarılması için yılda birkaç yüz milyon dolar zarara katlanılabiliyorsa; şu işlerin daha düzgün bir şekilde yapılabilmesi için atılacak adımlara da, kimsenin sesi çıkmaz herhalde... Zonguldaklılar ve madencilik yapılan diğer bölgelerimizde yaşamakta olanlar öncelikli olmak üzere bütün insanımız, şu işin doğru bir şekilde yapılmasını bekliyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ekrem Kızıltaş Arşivi