23 Eylül 2017 Cumartesi2 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:19Güneş 06:45Öğle 13:04İkindi 16:26Akşam 19:09Yatsı 20:28
    • 20°C Adana
    • 15°C Adıyaman
    • 11°C Afyon
    • 10°C Ağrı
    • 18°C Amasya
    • 11°C Ankara
    • 21°C Antalya
    • 16°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 11°C Balıkesir
  • BIST: 104.123 0.12
  • Altın: 145,809 0.26
  • Dolar: 3,4910 -0.49
  • Euro: 4,1702 -0.46

Şehitlerin kanı yetimlerin gözyaşı Siyonistleri boğar

Abdulkadir Özkan

İsrailli korsanların dün sabaha karşı Gazze'ye insani yardım götüren gemilere saldırması ile birlikte ortaya çıkan görüntü insanım diyen herkesin kanını donduracak nitelikteydi. Belli ki maksat gemilerde silah olup olmadığını, yardım malzemesi dışında bir şeyin taşınıp taşınmadığını kontrol etmek değildi. Tek maksat kan dökmek, dünyaya meydan okumaktı. Böyle yaparak eğer maksatları tüm dünyayı sindirmek idiyse bilinmelidir ki bu silah ters tepecektir. Dünyanın -tamamı olmasa bile- ayağa kalkmasını tetikleyici bir etki yapmıştır. Dün sabahtan itibaren insanın sokağa dökülmüş, yaygın bir şekilde proteste eylemleri gerçekleştirmekte, ayrıca gelen elektronik postalarda da görünen manzara büyük bir öfke selinin insanları etkisi altına almış olduğuydu. Bu arada gelen mesajlar arasında provokatif olanları da vardı. Bunların sayısı bir ikiyi geçmiyordu ama öylesine bir üslup sergiliyorlardı ki sanki korsanların işbirlikçisi gibiydiler. Bu tür provokatif çıkışlar dilerim öfkenin kontrolden çıkmasına vesile olmaz. Çünkü, öfkenin kontrolden çıkması sonucu hedeften sapan bir takım eylemler haydutların yeniden masum pozlarına bürünmesine fırsat verebilir.

Hemen belirteyim ki son korsanlık canımızı yaktı, yüreğimizi dağladı. Pek çok eve de ateş düştü. Saldırıda hayatını kaybedenler inşallah şehittir ve makamları cennettir. Şehitlerimize Allah'tan rahmet, yaralılarımıza da acil şifalar diliyoruz. Bu arada şehitlerin kanı yetimlerin göz yaşının haydutları boğacağına olan inancımı belirtmek istiyorum. Yeryüzünde hiçbir zalim ilelebed payidar olamamış, hemen hepsi de kendilerini en güçlü gördükleri noktada tepe taklak olmuşlardır. Bunun için mazlumların ayağa kalkmasına ihtiyaç vardır. Çünkü mazlumlar ayağa kalkmadığı sürece zalimler diz çökmez.

Bu arada İsrail korsanlığına karşı dünyanın çeşitli köşelerinden gelen tepkilerin yetersiz olduğunu, zalimleri sindirmeye yetmeyeceğini belirtmek gerekiyor. Zalimin zulmü karşısında sessiz kalmanın zalime destek olduğunu dünyaya hatırlatmaya gerek bile yok. Çünkü, bazı ülkelerin geçmiş tavrıdır ki İsrail'i böylesine cesaretlendirmiş, ona güç vermiştir. Eğer saldırının gerçekleştiği gün Basra Körfezi'ne İsrail'in üç nükleer denizaltısını göndermek için hazırlandığı haberi yan yana geliyorsa bu konuda ABD'nin kendisine destek verdiği de hatırlanırsa esas zalimin ABD olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Yani İsrail'in akıttığı her damla kanda ve gerçekleştirdiği her saldırı da ABD'nin önemli payı vardır. Bu bakımdan ülkemizdeki ABD üslerini kovmanın zamanı çoktan gelmiştir. Elinde besleyip büyüttüğü Siyonizm canavarını hizaya getirmek, dizginlerini çekmek görevi öncelikli olarak ABD'ye düşüyor.

Bu arada dün ve önceki günkü yazılarımda ısrarla terörün dış desteklerine dikkat çekmiş, terör olaylarını değerlendirirken meselenin uluslar arası boyutunun mutlaka düşünülmesi gerektiğini hatırlatarak dünkü yazımı şöyle noktalamıştım:

"Son günlerde ülkemizde terör olaylarının artmasının arkasında ülkemize yönelik ABD ve İsrail öfkesinin olup olmadığı da düşünülmelidir".

Bunları 'ben dememiş miydim?' anlamında tekrarlıyor değilim. Bu arada özellikle de Deniz üssümüze yönelik terörist saldırı ile İsrail'in yardım gemilerine saldırısının aynı ana denk gelmesinin bir tesadüf olup olmadığını ilgililer araştırmak ve kamuoyunu aydınlatmak durumundadırlar. Bana göre birbirini destekleyen iki saldırıdır söz konusu olan. Gerçekten böyle ise ülkemize yönelik terör olaylarının nihai hedefini daha net bir şekilde tarif etmek mümkün olacaktır. Böyle olunca da bir takım ülkelerle ilişkilerimizi "Dost ve müttefik ya da stratejik ortaklık" gibi nitelendirmenin kendimizi kandırmaktan öte gitmediğini görürüz, dost ve düşmanlarımızı yeniden belirlemek ve tarif etmek zorunda olduğumuzu fark ederiz. Dost sanılan düşmanlarla birlikte yürümektense yalnız yürümenin daha güvenli olduğunu söylemeye bile gerek yok sanıyorum. İsrail'in yardım gemilerine vahşi saldırısının ardından dış dünyayı değerlendirmede yeni bir yoruma ulaşabilirsek sanıyorum bundan sonrası için önemli bir adım atılmış olur.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.