27 Temmuz 2017 Perşembe3 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:00Güneş 05:48Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:34Yatsı 22:14
    • 36°C Adana
    • 39°C Adıyaman
    • 32°C Afyon
    • 32°C Ağrı
    • 40°C Amasya
    • 35°C Ankara
    • 31°C Antalya
    • 39°C Artvin
    • 32°C Aydın
    • 34°C Balıkesir
  • BIST: 108.410 1.12
  • Altın: 143,491 0.09
  • Dolar: 3,5304 -0.64
  • Euro: 4,1292 -0.05

Uluslararası hukuk mu? O da ne ki?

Abdulkadir Özkan

İsrail korsanlığının ardından en çok tekrarlanan husus uluslararası hukuk oldu. İnsan ister istemez 'O da ne ki' demekten kendisini alamıyor. Her ağzını açan İsrail'in uluslararası hukuku çiğnediğini söylüyor... Bir yandan İsrail'in yardım gemilerine saldırmasını eşkıyalık, korsanlık olarak nitelendirdikten sonra arkasından da uluslararası hukukun ihlalinden söz etmenin anlamı olabilir mi? Korsanlık ya da eşkıyalık ister ulusal çapta ister uluslar arası planda hukuk tanımazlık anlamına gelir ki onun için cezalandırılırlar ya da cezalandırılmaları gerekir. Eğer eşkıyalar cezalandırılamıyor buna güç yetmiyorsa eşkıyaların saldırganlıklarını daha da artıracaklarını söylemek yanlış olmaz.

Yardım gemilerine İsrail'in saldırısı ile uluslararası hukuku hiçe sayması ilk defa oluyor değildir. Kuruluşundan bu yana bunun yüzlerce örneği vardır. Kısacası İsrail bir terör devleti olarak kurulmuş, varlığını da öylece sürdürüp gelmektedir. Diyebiliriz ki İsrail için uluslararası hukuk yoktur, sadece çıkarları vardır.

Bu bakımdan her fırsatta "Uluslararası hukukun gereği yapılmalıdır" çağrıları beraberinde, "Uluslararası hukukun gereğini kim yapacak?" sorusunu getiriyor. Bu sorunun cevabı şimdiye kadar verilemediği içindir ki İsrail köpeksiz köyde değneksiz gezmeye alışmıştır. Netice olarak da çıkarlarına uygun gördüğü an yapmayacağı çılgınlık yoktur. Bu tespitin ardından bir başka hususa dikkat çekmek istiyorum.

Saldırının ardından yapılan, "İsrail eline kan bulaştı" açıklamaları da bana göre İsrail'in geçmişini aklar nitelikteydi. Açıklama yapanların maksadının bu olmadığını biliyorum ama İsrail'in hep eli kanlı katil olduğu gerçeğini bilenlerin böyle bir değerlendirme yapmamaları gerekir. Kısa bir süre önce Gazze'de bin 600 Filistinliyi katleden İsrail değil mi? Bu cinayetlerden eline kan bulaşmadı mı? Babasının yanında kendini İsrail askerinin mermisinden korumaya çalışan çocuğa ateş eden ve öldüren ellere kan bulaşmadı mı? Kısacası İsrail kuruluş öncesinden başlayan, kuruluş aşamasında süren ve bugüne kadar devam eden süreç içinde sürekli kan dökmüyor mu? Kısacası artık İsrail gerçeğini bilerek konuşmak, ona göre tavır almak ve harekete geçmek gerekiyor. Son saldırı İsrail'in ilk insanlık suçu, yaptığı ilk eşkıyalık değildir. Çünkü İsrail kanla beslenen bir devlet konumundadır ve bu konumundan rahatsız da değildir.

Bu noktada İsrail ile birlikte suç ortaklarının da yargılanması gerekiyor. Suç ortakları şimdiye kadar hep İsrail'in arkasında duran sırtını sıvazlayanlardır. Denebilir ki bir avuç nüfusa sahip İsrail'in İslam dünyasının kalbine bir hançer gibi saplayanları dikkate almadan yapılacak değerlendirmeler eksik olacaktır.

İsrail korsanlık ve eşkıyalığında çağdaş(!) olarak takdim edilen Batı'nın taşeronluğunu yapıyor olması önemlidir...

Bu taşeronluk işlerine de geldiği için -en azından şimdilik- gönüllü olarak sürdürüyorlar. Hani arsız çocuklar vardır. Önlerine gelene çatarlar, bu arada gözleri de finiştedir. Eğer ciddi bir karşılık görürlerse ya babalarını ya da ağabeylerini hatırlar ve hemen onlardan yardım isterler. İsrail'in ağabeylerinin kimler olduğunu sıralamaya gerek yok. Bu bakımdan 'İsrail'in uluslar arası sistemi, hukuku, insanlığın bütün temel değerlerini bir kalemde çiğnemiş' olmasının ana sorumlusu kendilerini uluslararası sistemin dışında ve üstünde görenler emperyalist devletlerdir.

Daha doğrusu uluslar arası sistem olarak sadece kendilerini gören, kendilerinin dışında kalanları ise birer figüran olarak algılayan anlayış yeryüzündeki tüm olumsuzlukların ve kötülüklerin anasıdır.

Bu bakımdan bu anlayışın yerine hak ve hukuku esas alan anlayışın yeryüzünde etkileyici ve belirleyici kılınması gerekiyor.

Esas çaba bu yönde sergilenmelidir. Aslında bazı kesimlerin tüm çabalarına rağmen medeniyetler çatışması sürüyor. Kültürler ve dinler arası diyalog çağrıları ve çabaları vahşilerin yüzlerindeki maskeden ibarettir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.