Mavi Marmara çamur tutmaz!

Mavi Marmara çamur tutmaz!

Başına birbuçuk metre mesafeden dört kurşun sıkılan 19 yaşındaki Furkan'ın ve diğer sekiz şehidimizin cesetlerine tükürürcesine İsrail'i haklı çıkarmaya çalışanlar var. İsrail gemiye müdahale edeceğini önceden söylemiş, buna rağmen Gazze'ye gitmekte ısrar edenlerin kendileri kaşınmış, zaten yardım da insani yardım değil İslami yardımmış, bunların alayı HAMAS'çı ve Hizbullah'çıymış, hükümet de onları durdurmadığı için suçluymuş, falan filan.

Yahu, Mavi Marmara gemisi İsrail'in Gazze'ye uyguladığı gayri insani, gayri ahlaki, gayri meşru ve de illegal ablukaya karşı bir vicdan ayaklanmasını temsil ediyor. Bu ayaklanmayı kanla bastırmaya çalışan İsrail'i anlayışla karşılamak nasıl bir vicdansızlıktır?

Mavi Marmara'ya çamur atan vicdansızlar hakperestlikten, dava adamlığından, yiğitlikten, asaletten hiç anlamıyorlar diyelim. Uluslararası hukuktan da mı anlamıyorlar?

Birleşmiş Milletler'in 1860 sayılı kararına göre Gazze ablukası illegaldir ve kaldırılması gerekir... Gazze'nin ve Gazze sahilinin İsrail'e ait olduğuna dair hiçbir hukuki düzenleme yok... Uluslararası sulardan geçip Gazze'ye insani yardım ulaştırmak isteyen bir gemiye müdahale etmek uluslararası hukuka göre korsanlıktır... Kaldı ki, Mavi Marmara gemisi Gazze açıklarında değil, İsrail karasuları olarak kabul edilen sularda da değil, uluslararası sularda saldırıya uğradı; Gazze'ye yaklaşık 80 mil mesafede!... Bir an için Gazze'nin İsrail toprağı olduğunu farz edelim (haşa); İsrailliler uluslararası hukuktaki 12 mil kuralını buruşturup çöpe attıkları gibi, kendi ilan ettikleri 60 mile varmamızı bile beklemediler saldırmak için... Hukuktan bahsediyorlar; o bölgede gerçekten hakları olduğunu farz etsek bile (haşa), gerçekleşmemiş bir fiil hukukun konusu olamaz; Mavi Marmara onların sınır olarak ilan ettiği yere geldiğinde durabilir veya burnunu Mısır sularına çevirebilirdi... Nitekim saldırı başladıktan hemen sonra gemimiz Mısır'a yöneldi (o zaman kan akmamıştı henüz), ama saldırı durmadı ve korsanlar 9 arkadaşımızı hunharca katlettiler... Hadise budur. Hakikat budur. Bu hakikati örtmeye çalışmak alçaklıktır.

"İyi ama siz de direnmişsiniz" diyorlar. Ne yapacaktık? Korsanları çiçeklerle mi karşılayacaktık? Gemiye canlı kalkan olduk, elimizdeki imkânlarla sembolik bir direniş sergiledik. Direnişte kullandığımız malzemeler en basit bir protesto gösterisinde polise karşı kullanılan malzemelerden farksızdı. Protesto gösterilerinde eylemciler polise Molotof kokteyli de atar, biz bunu bile yapmadık. Ama onlar önlerine geleni makineli tüfeklerle taradılar. Botlardan, helikopterlerden, her taraftan kurşun yağdırdılar. Gemide beyaz bayrak çekildikten sonra da katliama devam ettiler. Yerde yatan yaralımızın başına kurşun sıkmaktan bile geri durmadılar. "Olabilir, paniğe kapılmışlardır, kontrolü kaybetmişlerdir" diyenler de olacaktır şimdi. Biz 'başıbozuk' bir kalabalık olduğumuz halde kontrolü kaybetmedik, İsrail askerlerini öldürmeye kalkmadık, bilakis elimize düşen İsrail askerlerini korumaya aldık; İsrail'in en iyi yetişmiş, en elit, en disiplinli komandoları mı kontrolü kaybettiler? Hayır! Katliam yapmak onların işi zaten.

İslam'a ve Müslümanlara duydukları amansız kini Mavi Marmara vesilesiyle bir kere daha dışa vuran vicdansızlar, Mavi Marmara'ya attıkları çamurları olmayan vicdanlarına sığdırabilirler belki; ama maşeri vicdana asla kabul ettiremezler.

Bu ülke, bu halk, bu ümmet, bütün İslam dünyası ve elbette vicdan sahibi Hıristiyanlar, Yahudiler, ateistler, Mavi Marmara ile iftihar ediyor. Şehitlerimiz bütün dünyada başlara taç oldu. Mavi Marmara'nın estirdiği asalet rüzgârının mana ve ehemmiyetini idrak edemeyenler, kalplerindeki mühürlere yansınlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi