21 Temmuz 2017 Cuma27 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:51Güneş 05:43Öğle 13:18İkindi 17:13Akşam 20:39Yatsı 22:22
    • 34°C Adana
    • 39°C Adıyaman
    • 29°C Afyon
    • 34°C Ağrı
    • 29°C Amasya
    • 30°C Ankara
    • 30°C Antalya
    • 24°C Artvin
    • 34°C Aydın
    • 30°C Balıkesir
  • BIST: 106.764 0.03
  • Altın: 142,206 0.79
  • Dolar: 3,5340 0.37
  • Euro: 4,1188 0.57

Türkiye, hangi tuzağa çekiliyor?

Hüseyin Gülerce

İsrail, uluslararası sularda, elinde şişe ve sopadan başka bir şey olmayan insanlarımızı alçakça öldürürken, bu alçaklığı, bir hesaba göre yaptı. Zira geminin Türk gemisi olduğunu, öldürdüklerinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olduklarını biliyorlardı.

İsrail'in hiçbir mazereti yok, olamaz da... O zaman bu gözü dönmüşlüğün, bu kabadayılığın, bu meydan okumanın doğru anlaşılması gerekir.

İsrail, Türkiye'nin varlığından rahatsız. Çünkü laik, demokratik Türkiye, aynı zamanda bir Müslüman ülke. Kendi değerleri üzerinde yükselme ve bölgesinde güçlenme ihtimali çok yüksek. İsrail'in hedefi, kontrol altında tutulan bir Türkiye'dir. İsrail, Amerikan yönetimlerinin de desteğiyle, özellikle ABD'deki Yahudi lobisinin desteğiyle, Türkiye'nin kendisine muhtaç, kendisine tâbi bir ülke olarak yönetilmesini arzu etmiştir. Bunun için de Türkiye'nin seçilmiş iktidarlarıyla değil, askerlerle işbirliği yapmayı tercih etmiştir.

Önceki gün Hasan Cemal'in Milliyet'te hatırlattığı olay çok önemlidir. Şunu yazdı Hasan Cemal:

"Yıl 1996, Mart ayı. Türkiye ile İsrail arasında askerî işbirliği anlaşması imzalanır. Ama hükümetin (Mesut Yılmaz hükümeti) bu gelişmeden haberi yoktur. Anlaşmanın imzalanmasından on gün sonra, 6 Nisan 1996'da Milli Savunma Bakanı Oltan Sungurlu'ya sorulur, nedir bu anlaşma diye. Sungurlu'nun yanıtı bu ülkede asker-sivil ilişkileri açısından ibret vericidir: 'Anlaşmanın gizlilik derecesini bilmiyorum. Açıklama yapamam. Zaten anlaşmanın içeriğinden de habersizim.' der."

Bir hatırlatma da ben yapayım. İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, Kasım 2009'da, ABD'de Defense News tarafından yayımlanan söyleşide, "Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, ülkesini İsrail ile ortaklıktan uzaklaştırarak, radikal İslam'a doğru götürüyor mu?" yönündeki soru üzerine şunları söylemişti:

"Türkiye, dünyada, demokratik olmayan bir kurumun, yani ordunun demokrasinin korunmasıyla görevlendirildiği tek ülkedir. Ve bunu yaptılar. Şimdi ordunun rolü değişti ve mesele; Erdoğan'ın, bu Müslüman halkını demokrasiye götürüp götürmeyeceği, ya da demokratik güçlerin, daha İslami bir devleti talep edip etmeyeceğidir..."

Şimdi bu hatırlatmaları; İsrail-PKK-Ergenekon-cuntalar-darbe planları-provokasyonlar çerçevesinde yeniden değerlendirebilirsiniz. Ha, bir şey daha hatırlatayım. Balyoz darbe hazırlığı belgelerinde, Oraj kod adlı plana göre, kendi jetimizi düşürüp, Yunanistan tarafından düşürüldüğü ileri sürülerek, Türkiye ile Yunanistan arasında savaş çıkarmak da var... Acaba, darbe hastalığından hiç vazgeçmeyenler, "Yunanistan'la olmadı, bir de İsrail'le deneyelim" mi hesabı yapıyorlar?

İsrail, gemimizi basıp masum insanları öldürerek, bölgesinde güçlenen, İsrail tesirinden çıkan bir Türkiye'den, ne kadar çok rahatsız olduğunu ilan etti. Kendi aklınca, Türkiye'ye haddini bildiriyor. Ama bir şey daha yapıyor. ABD ve AB'deki dostlarına, "dikkat, Türkiye eksen değiştiriyor, radikal İslamcı örgütleri kolluyor, korktuğunuz başınıza geliyor" diyor. Bütün dünyadaki medya vasıtalarıyla, yoğun bir propaganda ve psikolojik harp yürütüyor.

Tuzak, Türkiye'yi Batı'dan koparmaktır. Türkiye'nin AB üyelik sürecini askıya aldırmaktır.

Hükümet, bu tuzağı görmelidir. Tamam, İsrail'in devlet terörüne karşı meydanlarda milletin hissiyatına tercüman olunmalı, uluslararası zeminde sesimizi yükseltmeli, haklarımız, hukukumuz kararlılıkla savunulmalı. Tamam, İsrail'den, yaptığı haydutluğun hesabını sormada asla geri adım atmamalı...

Ancak tuzağın da farkında olmalıyız. Öylesine farkında olmalıyız ki, böyle bir dönemde kutuplaşmayı derinleştirecek üsluptan uzak durmalıyız. Müspet hareketten uzaklaşmamalıyız. Bu topraklarda, hissiyat, çoğu zaman mantığın önüne geçiyor. Dört İttihatçı, Alman gemilerini limanlarımızdan içeri sokarak, bizi bir cihan harbinin içine kolaylıkla ittiler.

Böyle dönemlerde, sağduyulu ve cesur seslere ihtiyaç duyulur. Onlar, eleştirilse de zaman onları haklı çıkarır...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.