25 Temmuz 2017 Salı29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:57Güneş 05:46Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:36Yatsı 22:16
    • 28°C Adana
    • 29°C Adıyaman
    • 21°C Afyon
    • 18°C Ağrı
    • 20°C Amasya
    • 22°C Ankara
    • 28°C Antalya
    • 23°C Artvin
    • 25°C Aydın
    • 27°C Balıkesir
  • BIST: 106.711 -0.12
  • Altın: 143,514 0.58
  • Dolar: 3,5567 0.57
  • Euro: 4,1387 0.43

İğneyi kendimize..

Abdurrahman Dilipak

Çuvaldızı başkasına batırmadan önce iğneyi kendimize bir batırmakta fayda var.
Günlerdir yazıyorum, siyonizm “İsrail’i bitiriyor” diye.. Başkalarına dayatılan bütün resmi ideolojiler baş belasıdır.. İran’ın Şiiliği ya da Suudilerin Vehhabiliği de öyle.. Ama, tabii ders almazsak bunların biri biter biri başlar.. Bakarsınız put kıran eller gün gelmiş başka bir putun peşine düşmüşlerdir..
Resmi, ideoloji kötü de , resmi din ya da resmi mezheb iyi diye bir şey yok.. Olmamalı.
Militarizmin gölgesinde ot bitmiyor.. Kenan Evren Kemalizme ne yaptı ise Ziya ül Hak Pakistan’da İslâma onu yaptı.. Ya da Sudan’da olan farklı değil..
Peygamber Efendimiz (ona ve ailesine selat ve selam olsun) Medine’ye geldiğinde nasıl bir devlet kurdu? Kuruluşunda yer aldığı site devletinin paydaşlarından biri idi sadece.. Orada o sözleşmeyi imzalarken “Resulullah” unvanını bile kullanmadı.. O kendi ümmeti için bir rehber ve güzel bir örnekdi. “İçlerinden biri” idi aynı zamanda. Resul sıfatı yanında aynı zamanda bir abd’dı.. Medine’de herkes inandığı gibi yaşayacaktı. Herkesin hukuku kendine ait olacaktı.
Müslümanların devletini anlarım da, bugün “İslâm devleti” denince insanların aklına gelen şeyin aynı şey olduğunu sanmıyorum. Hele dışarıdan bakınca bu bir umuda değil, korkuya dönüşüyor.. İran’ın İslâm devleti, tamamen mezhebi bir yapı, Suudilerin İslâm devleti de öyle..
Allah (cc) Kadiri mutlaktır. Hayır da şer de onun iradesi içindedir. Biz onun rızasını arıyoruz sadece.. Allahın iktidarı yaratılmışlığı kuşatır..
Bugün insanlar, Kur’an’ı tanıyarak Müslüman oluyorlar, yoksa bizi tanıyarak değil, genellikle.. Ya da din diye, bizim uydurduğumuz şeylere ya da bir geleneğe kapılıp başka vadilere savruluyorlar.. Dün Müslümanların gayrimüslimlere gösterdikleri sabır ve anlayışı, bu gün Müslümanlar birbirine göstermiyorsa burada bir terslik yok mu sizce.. Herkesin kutsal, dokunulmaz liderleri, örgütleri, önderleri, sloganları var.. Onları siyasetin başına geçirseler sanki, haşa Allah’ın yetmeyen gücüne güç, yetmeyen parasına para, yetmeyen aklına akıl yetirmeyecekler.. Bilmiyorlar ki, gelen peygamber olsa, Allah izin vermedikçe kimsenin yapacak bir şeyi yok.. Bilmiyorlar ki, Allah cahil ve zalim bir kavme hidayet nasib etmez. Bilmiyorlar ki, her topluluk layık olduğu gibi idare olunacak ve biz kendi hakkımızdaki hükmü değiştirmedikçe, Allah bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmeyecek.. “Başımızda şunlar olsaydı, bunlar olmazdı” diye slogan atanlar, başlarında peygamber olduğu halde onu yalanlayan, onu yalnız bırakanların başına geleni bilmiyorlar mı? Lider ümmeti değil, ümmet lideri doğurur. Cemaat oluşmadan imam belli olmaz.. Potansiyel öderler, alimler halkı hakka çağırırlar.. Bakarsınız Hz. Ali ilmin kapısı, Allah’ın arslanı, ehlibeytin kaynağıdır ama Allah ona iktidar vermeyebiliyor. Osman Gazi Hz. Ali’nin binde biri olmadığı halde ona 600 yıl süren bir devlet veriyor olabilir.. Allah dilediğine nimeti hesapsız verendir..
İktidarı ele geçirenlerin topluma din biçmelerini anlayamıyorum.. Din bireyin ve cemaatın sorumluluğunda olması gereken bir şey.. Ve devlet denen şey, belli bir coğrafyada, belli bir toplumun yaşadığı, belli bir düzeni ifade ediyor.. İnsanlar burada dini, etnik, ideolojik, politik, vicdani ve felsefi kanaatleri itibarı ile farklı davranabilir, farklı düşünebilir.
Ben dünyanın neresine gidersem gideyim, adalet istiyorum.. Malımın, canımın, namusumun, aklımın, inancımın, neslimin güven altında olmasını istiyorum.. Benim gibi başkalarının da haklarının güvende olması gerekir.. Eğer o ülke halkının çoğunluğu Müslümansa ya da azınlıkta oldukları halde o ülke halkı o insanlara yönetim hakkı veriyor ya da o yönetimde Müslümanların da bulunması sözkonusu ise, bizim yine adaletle hükmetmemiz gerekiyor. Biz azınlık ya da çoğunluk olsak da aslında İslâmla ilgili mükellefiyetimiz değişmiyor ki.. Çoğunluk olsak da başkalarının üzerinde ilahlık ve rablik taslayarak onlara zulmedemeyiz ki!
Hz. Peygamber Medine’de toplumsal sözleşme bazlı, rızaya dayalı bir koalisyon hükümeti kurdu. “Güç toplayınca bu sözleşmeyi bozdu ve yönetimi tek başına ele aldı” demek Peygambere iftiradır. O, söz verdiğinde sözünde dururdu.. Çünki Allah öyle buyurdu. Sonucu takdir ve tayin eden Allah’ın iradesidir.. Hatta bize hayır gibi gelen şeylerde Allah (cc) şer murat etmiş olabileceği gibi, şer gibi gelen şeylerde hayır murat etmiş olabilir.. Hatta Müslümanlardan biri Yahudilere sığınınca Yahudiler onu iade etmeyecekti ama onlardan biri Müslümanlara sığındığında Müslümanlar onu iade edecekti. Bu şarta da uydu Resul.. Peygamberimiz her zaman ahde vefa gösterdi. Sözleşmeyi bozanlar ötekiler oldu. Ve sözleşme sona erdi..
Müslümanlar her zaman zulme ve tecavüze karşı direndiler.. Adı cihad ya da intifada olsun, değişen bir şey yok: Haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana, zalime karşı. Zalim babamız da olsa, mazlum düşmanımız da olsa..
Müslümanlar yeryüzünde Allah’ın halifesi değil mi? Ulus devlet formatı hedef küçültmek, Müslümanların ulus devlet evrensel sorumluluğunu coğrafyasına sıkıştırmak değil de nedir?
Hz. Yusuf nerede vezirlik yaptı?. Medine devleti nasıl bir şeydi? Hz. Ömer Kudüs’ü fethedince nasıl bir düzen kurdu? “Millet sistemi” nedir? Biz, dünyada en fazla din, dil, ırk, kültür ve hatta kast sistemi olan Hindistan’ı asırlarca nasıl yönettik?
Gerçekten adı adımıza benziyor diye, zalim-ısırıcı meliklere itaat etmek zorunda mıyız?
Ben adalet, barış ve özgürlük arıyorum.. Zulme karşı direneceğim.. Gerekirse bu bana ilahlık ve rablik taslayan, bana din, mezhep, kimlik biçen zalim meliklerin diyarından kaçmak için, daha iyisi yoksa başında bir Necaşi olan bir yurt arar bulurum kendime..
Biz Müslümanız, İslâm milletindeniz, Muhammed ümmetindeniz, elhamdülillah. Ama biz aynı zamanda haklıdan, mazlumdan, muhtaçtan yanayız..
Aslında bugün aramızda ihtilaf konusu olan şeylerin çoğu dışarıdan örgütlenen şeyler değil mi? Türkiyeli Müslümanların sağcılığı ya da Filistinli Müslümanların solculuğunun arkasındaki gerçekleri sorgulamamız lazım. Neden Suudiler genelde Vehhabi de, İranlılar genelde Şii, Türkler çoğunlukla Sünni! Çeçenistan’a bu üçü birden gelince neden birbirlerini nötralize ettiler de meydan Kadirov’a kaldı..
İslâm barışa giden yolun adıdır. Biz buna Şeriat: Hukuk diyoruz.. Bu yolda adaletle ilerlenir. Varacağımız yer ise şeytanın tuzaklarından ve bizi dünyanın heva ve heveslerine bağlayan nefsimizin esaretinden kurtulup özgürlük ülkesine: Cennete ulaşmaktır..
İslâm, insanın aklı ile vicdanını barıştırır önce. Sonra bu yoldan ilerleyerek insanı insanla barıştırır.. Ve sonunda insan tabiatla, fıtratla barışır. Bu 3 barış onu Allah’la barışa götürecektir. Bu tekamül yolculuğuna çıkmanın adı İslâma girmektir..
Sonunda adına ölüm denilen, dünya sürgününün sona ermesi ya da ruhun beden kafesinden kurtulup özgürleşmesi ile cennete yükseltir bu serüvenin asıl gayesi. Bu yola giriş, La ilahe ile başlayıp, Allah’tan başka kimseyi ilah edinmemek ve Allah’a kulluktur işin aslı.. Ve bize bu kutlu yolculukta rehberlik eden Resula selat ve selam olsun..
Mekke’den, selam ve dua ile..

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.