Utanç Yasası'nda Karar Tarihi Belli Oldu...        İzmir'de silahlı çatışma: 1 ölü, 3 yaralı...        Emniyet'ten Büyükanıt'la ilgili haberlere dava...        Albay Çillioğlunun oğlundan açıklamalar...        T-37 uçaklarının uçuşu durduruldu...        Evlerinin yanışını gözyaşlarıyla izlediler...        Mevlit Kandili İstanbul'daki camilerde kutlandı...        Mardin'de 3 dilde Mevlit programı düzenlendi...        Sudan Devlet Başkanı Beşir'den savaş uyarısı...        Suriye tasarısı oylanacak...        Kız Lisesi’nde ETÖ toplantısı...        "Bildiklerimi Anlatırsam Yer Yerinden Oynar"...        
USD Alış 1.749 USD AlışUSD Satış 1.761 USD SatışEuro Alış 2.292 Euro AlışEuro Satış 2.309 Euro SatışAltın Alış 97.9710 Altın AlışAltın Satış 98.4100 Altın  Satış
 
 
12 R.Evvel 1433

4 Şubat Cumartesi 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Abdullah Büyük - Yeni Akit
2010-06-25

Mübarek ayların ruhuna uygun sohbetler

Sakın ola ki küçümsemeyelim sohbet kelimesini. Yeryüzünün en faziletli insanları olan ashab, Peygamberimizin sohbetlerinde yetişmişlerdir. Sonra, sohbetleri kendim değil, ehil bir zat-ı muhteremin lisanından sizlere sunacağım.
Ne yazık ki bilimselliğe ve entelliğe takılanlar için sohbet kelimesi çağın frekansına uygun düşmeyebilir. Seminer dedik, panel dedik, sempozyum (bilgi şöleni) dedik de ne oldu? Günümüzde sohbet, mübalağa etmiyorum, teneffüs ettiğimiz hava kadar önemli ve ihtiyaçtır. Tabii bu görüşümüze katılmayabilirsiniz.
Sizlere takdim edeceğimiz sohbetler serisinin asıl sahibi hakkında önce bilgi vermek istiyorum. Çünkü dinimizi öğrendiğimiz ve öğreneceğimiz insanlara dikkat etmemiz gerektiğini Peygamberimizin hadislerinden öğrendik.
Sunacağım sohbetlerin sahibi olan muhterem zat, Haziran ayının ilk haftasında Konya’mıza teşrif etmişlerdi. Birtakım düğün, sünnet düğünü, temel atma gibi merasimlere katıldı. Biz de belli programlarına iştirak ettik. İsmini bilahare vereceğim bu güzel ve örnek insan, bakışıyla muhataplarının rahatlamasına sebep olduğu gibi, insan bir anda frekansına giriyor. Misafir olması ve manevi ve ilmi bir şahsiyete sahip olması sebebiyle, meclisin veya topluluğun en üst bölümüne “buyur” ediliyor. Ne var ki işaret edilen yere giderken, önüne kim çıkarsa onunla ilgileniyor, hal hatır soruyor. Bu çocukmuş ihtiyarmış, gençmiş hiç fark etmiyor. Mütevazılığı her şeyinden belli oluyor.
Halkın ısrarına dayanamayarak sohbet ettiğinde, Allah’ın kelamından bir bölüm-aşır okutmadan da sohbete başlamıyor. Hafız değil, ancak her konuşması, cümlesi ya bir ayet veya bir hadis-i şerif meali. Bu da dinleyenlere güven telkin ediyor.
Diyelim ki karşısına çıkan veya özel izinle yanına gelen bir insanın sıkıntısını, derdini dinledi. “Allah büyüktür” diyerek baştan savmıyor. İyice ve dikkatlice dinliyor ve o insana bir çözüm sunuyor. Yanındaki değerli arkadaşları derhal not alıyor, o kişinin adresini alıyor. Peygamberimiz böyle yapmıştı, o da O’nu örnek alıyor.
İnanır mısınız, tam altı gün boyunca bu muhterem büyüğümüzle beraberliğimiz oldu, sünnet-i şerifeye aykırı bir şeyine şahit olmadım. Sadece hayat tarzından ve kulluk kimliğinden göremediğim abdest alması oldu. Eğer eski usul ile ibrik ve leğen ile abdest alma şartı oluşsaydı, abdest suyunu dökmeyi kendime bir şeref addederdim.
Bu şerefli zatın üzerinde bu kadar ince teferruatla durmamızdaki sebep ise, örnek oluşudur. Ne yazık ki günümüzde toplumumuzun örnek alacağı insan yok denecek kadar azdır.
Oldukça az yiyen ve az konuşan, ama çok dinleyen büyük misafirimizde keşfettiğimiz bir başka yönü şu oldu: Yeryüzündeki tüm insanlığın, Müslümanlara zimmetli olduğunu sık sık tekrarladı. Sonra anladım ki bu mübarek zat için, evinin karşısında fakir bir aile, Kenya’daki, Moskova’daki, Balkanlar’daki, Van’daki, Sudan’daki fakir aile ile eşittir. Uzaklık-yakınlık diye bir ayırımın olmadığını gördüm.
Konuşmasından evvelki yaptığı dualarda, Şırnak’ta şehit olan askerden Üsküdar’da medfun olan Aziz Mahmut Hüdayi’ye; göçük altında kalan işçiden asgari ücretle geçinen insana kadar hepsi gönül kimliğine gömülmüş sanki.
Tespit etmeye çalıştığım bir başka konu var ki onu da siz okurlarımızla paylaşmak isterim. Ülkede sohbetler, konferanslar, konuşmalar genelde hafta sonudur ve Cumartesi akşamlarıdır. Ancak bu güzel ve örnek insanın zamanı kısa; sünnet programları, düğünler çok olduğu için haftanın tüm günlerine yayılmış. Şimdi elimizi vicdanımıza koyalım ve düşünelim. Hafta içi, Pazartesi veya Çarşamba saat sabahın 10 veya öğlen sonu 14… Şehrin kenarında büyük bir bahçe… Binlerce kadın-erkek, çocuk ve genç tıklım tıklım düğüne, dolayısıyla düğüne davet edilen misafir zata kilitlenmiş. Hangi güç günün o saatinde ve yaz sıcağında iki-üç saat bir yerde tutabilir? İşte biz bu muhteşem ve bereketli programlara bizzat şahit olduk. Mübarek ayların ruhuna uygun sohbetleri sunmaya da bu anlattıklarım sebep oldu.
Öyle inanıyorum ki, ilerleyen haftalarda, ismini merak ettiğiniz bu muhterem zatın sohbetlerinden her kesim istifade edecektir. Elimden geldiği kadar not tutmaya çalıştım. Hatırlarsanız, Vakit gazetesinin bu sütunlarında Ali Şeriatî’nin bir sözünü aktarmıştım sizlere: “İnsanların sadece kafalarına-zihinlerine hitap edenler kaybedecek ve insanların kafa ve gönüllerine hitap edenler ise kazanacaktır.” Sizlere sunacağımız sohbetler, gönlü olanlar için olacaktır.
Biliyorum, hayli merak ettiniz. Sohbetlerine muhatap olacağınız zatın ismini, öyle değil mi? O zaman merakınızı gideriyorum. Örnek ve örnek olduğu kadar da ahlak ve edep timsali; zengin, ama gönül zenginliği dünya zenginliğinin önüne geçmiş, mütevazı, ancak mütevazılığını israf etmeyecek kadar da zeki olan bu muhterem zat, Osman Nuri Topbaş efendidir. Buradan zat-ı âlilerine selam gönderirken, kendisinin haberi olmadan ve yüksek müsaadelerine müracaat etmeden yapmış olduğumuz bu sohbeti engin anlayışına havale ediyor, tüm Vakit okurlarımız için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

 
 
 
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Arzu Erdoğral Gençliğe Hitabe Ayet değil ama…!
Cemal Nar İşte Can Alıcı Sorular
M. Emin Parlaktürk Mevlid-i Nebi ve Salavat Kampanyası
Ali İlbey "Türkülerle de Hüznümüz Allah'adır Bizim"
Fatih Uğurlu Halil İbrahim Sofrası
Şark Ekspresi'nde cinayet ve Kardan Adam
Mustafa Durdu "Eğitim çökmüş durumda"
 Feyzullah Birışık Sahabe sevdi, gökten müjde indi!
 
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
5 37
Güneş
7 06
Öğlen
12 25
İkindi
15 05
Akşam
17 32
Yatsı
18 54
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Ali Karahasanoğlu Şaşkın Odatv'li: Kitap (söz), Yunan topundan tehlikeli!
Hasan Karakaya Aydın Doğan, ilk önce benim evime gelmişti... Amaaa!
Abdurrahman Dilipak İskilipli Atıf'ı anmak ve anlamak
Yener Dönmez O bir görev kadını
Ahmet Varol Geçiş Döneminin Sancıları
Yavuz Bahadıroğlu 1950 öncesinde din ve devlet ilişkisi
Serdar Arseven Mustafa Başoğlu... Terörist olsaydı!..
Namık Açıkgöz Anayasa yolunda "Türkiye Günlüğü"
LütfüOflaz'la Sohbet Kalemini satan anasını da satar!
 
 
E-Devlet
 
 BİR AYET
Kim İslâm'dan başka bir din ararsa ondan asla kabul edilmeyecek ve o ahirette de zarar edenlerden olacaktır.
Âl-i İmrân Suresi Ayet 85
 
 BİR HADİS
"Kalbinde zerre miktarı iman bulunan kimse ateşten çıkacaktır." Ebu Sa'îd der ki: "Kim (bu ihbarın ifade ettiği hakikatten) şüpheye düşerse şu ayeti okusun: "Allah şüphesiz zerre kadar haksızlık yapmaz..." (Nisa, 40).
Tirmizî Sıfatu Cehennem 10
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.