21 Ekim 2017 Cumartesi30 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:49Güneş 07:15Öğle 12:56İkindi 15:53Akşam 18:23Yatsı 19:43
    • 15°C Adana
    • 11°C Adıyaman
    • 7°C Afyon
    • -2°C Ağrı
    • 4°C Amasya
    • 2°C Ankara
    • 16°C Antalya
    • 10°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 8°C Balıkesir
  • BIST: 108.489 0.05
  • Altın: 151,185 -0.02
  • Dolar: 3,6704 0.34
  • Euro: 4,3242 -0.08

Denizdeki Okuyucumdan

Hayrettin Karaman

Deniz taşımacılığında çalışan ve fırsat buldukça bize yazan okuyucum diyor ki:

HADİSLER HAKKINDA TEREDDÜTE DÜŞMEK

Kur'an'da yer alan "O boş konuşmaz", "O size neyi verirse alın, neyi yasaklarsa ondan kaçının" ayetleri ve çok yerde geçen, "dosdoğru peygamber, emin, doğru sözlü..." sıfatlarıyla Peygamberimiz'in tıpkı Kur'an gibi hüküm koyucu ve söylediği herşeyin şüphe götürmez bir şekilde "hak" olduğu açıkça bize bildirilmiştir. Hiçbirimizin Peygamberimiz'in ağzından çıkmış bir söz/emir/uyarı/bildiri hakkında tereddüde düşme, kabul etmeme, eleştirme sansı yoktur. Doğruluk ve bağlayıcılık bakımından Kur'an'daki bir ayet ne ise Peygamber sözü de odur.

Peki, büyük hadis alimlerinden Peygamberimiz'in ölüm tarihine en yakın doğanının( Ahmed Bin Hanbel) bu tarihten 149 yıl sonra dünyaya geldiğini, bugün olduğu gibi o günlerde de dini emellerine alet etmek, tahrif etmek,yaptıkları bir iş için dayanak oluşturabilmek amacıyla Peygamber'ce söylenmeyeni söylenmiş gibi gösterenlerin olabileceğini, en önemlisi de "SÖZ" olduğu için kontrolsüz ve hızla yayılabileceği, hiçbir denetim ve müeyyidesi de olamayacağından art niyetli biri veya birilerinin bir kıvılcımı ile kısa sürede yayılarak zaman itibariyle (H.1.-2.asır) doğruluğunu tesbit/tasdikin de hemen hemen imkansız olduğunu düşünerek, hadis işittiğimizde "Peygamber söylediyse şüphesiz doğrudur" diyerek ihtiyatlı yaklaşmak ve en önemlisi/üzücü olanı bu şüphelerle dini yaşantıda hadisi ayet gibi belirleyici yapamamak ne derece doğrudur. Şunu da belirtmekte fayda var ki, biz sadece söylenmiş, söylenmemiş olma açısından riskleri saydık. Söylenmiş de olsa hadisin o ana gelene kadar bir ağızdan söylendiği gibi gelip gelmediği de çok önemlidir. Zira her lisanda bir cümle içindeki tek bir kelimenin hatta harfin değişmesi, bir kelimenin yerine ona yakında olsa başka kelime kullanılması sonucunda anlamın tamamen değişebildiği herkesçe malumdur. Hele bir de böylesi bir konuda kötü amaçla olaya yaklaşılırsa, amaca ulaşmanın ne kadar kolay olduğu gün gibi ortadadır. Onu da geçelim art niyetli olunmasa bile aktarıla aktarıla gelirken istenmeden bu durumun oluşma riskinin yüksekliğini günlük yaşamımızda da sıkça rastladığımız örneklere bakarak tahmin etmemiz mümkündür.

Beni bu soruyu sormaya iten bir başka neden ise bugün duyduğumuz sayısız hadisteki dikkat çeken bazı detaylardır. Tekrar belirtmek isterim "Peygamberimiz söylediyse doğrudur" ve umarım da öyledir ki, bir arefe, bayram, Cuma gününde yapılacak çok basit bir müstehap veya sünnet hükmündeki davranışın aklın almayacağı büyüklükteki cennet nimetleri, sevap ile ödüllendirilmesi, (her kim diye başlayıp, takvasına göre ayırt edilmeksizin) sizin en hayırlınız diye başlayan belki de onlarca farklı hadisin bulunması, hepsinde de en hayırlının özelliği veya özelliklerinin diğer hadislerden farklı oluşu, yine amellerin, ibadetlerin en güzeli/hayırlısı diye başlayan pekçok hadisin herbirinde farklı amel/ibadetlere bu sıfatın verilmiş olması, sıkça gündeme gelen (hadis düşmanları, münafıklar tarafından gündeme getiriliyor olsa da) yukarıda değindiğim görüşlerin ve yazdığım risklerin olabilme ihtimalinin çok uzak olmayışının (insanın çağlar boyunca değişmeyen menfi özelliklerini de göz önüne aldığımızda) da etkisiyle biz Müslümanları çaresiz, kafası bulanık bir şekilde ortada bırakmaktadır.

Gerek başta değindiğim gerekçeleri, gerekse sonlarda örnek verdiğim bazı hadisleri de gözönüne alarak, bizleri aydınlatıp, bu çıkmazı aşmanın ilmi bir tekniği olup olmadığı, ya da - eğer öyleyse - doğru-uydurma hadisi ayırt etmenin imkansız olduğu, günümüz şartlarında bunun çözülemez bir sorun olarak önümüzde durduğu konularında bizlere referans olacak şekilde cevap verir misiniz?

İnşaallah Pazar günü cevap vereceğim.



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.