27 Mayıs 2017 Cumartesi2 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:36Güneş 05:30Öğle 13:08İkindi 17:04Akşam 20:33Yatsı 22:18
    • 17°C Adana
    • 17°C Adıyaman
    • 11°C Afyon
    • 11°C Ağrı
    • 15°C Amasya
    • 11°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 15°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 14°C Balıkesir
  • BIST: 97.533 -0.18
  • Altın: 145,745 1.21
  • Dolar: 3,5801 0.37
  • Euro: 4,0019 0.03

Gitmek mi kalmak mı?

Fatma Tuncer

Sabahın erken saatinde bir kadın kucağındaki 6. aylık bebeğiyle kurumumuza geldi. Kurum'da yardım ve destek çalışmalarına yönelik yönlendirmeler yapıldığından ona yer gösterdim ve ihtiyacının ne olabileceğini düşündüm. Yorgundu ve bir bardak su istedi. Verdik, gözleri boşlukta olduğu halde verdiğimiz suyu içti bize kendini tanıtmaya başladı. Kadın kendini tanıtırken zorlanıyor ve bozuk Türkçesiyle meramını dile getirmeye çalışıyordu. Anlattığına göre, doğu illerimizin küçük bir köyünde büyümüş ve ailenin isteğiyle on dört yaşında evlenmiş. Evliliğinin ikinci ayında İzmir'e taşınmışlar. Eşi burada bir konfeksiyonda çalışıyormuş, kucağındaki altı aylık bebeğiyle birlikte dört tane çocuğu varmış ve bir gün önce de evi terk edip İstanbul'a gelmiş. Bize, "Kadın sığınma evinde kalmak istediğini, çocuğunu kreşe verip çalışabileceğini ifade ediyordu. Kendisine evini niçin terk ettiğini sorduğumuzda da, eşinin kendisiyle hiç ilgilenmediğini ve üç ay önce de üstüne kuma getirdiğini, dayak atmadığını, hakaret etmediğini fakat kendisini ihmal edip, getirdiği kumayla ilgilendiğini söylüyor ve o eve daha dönmem diyordu. Israrla çalışmak istediğini söyleyince biz de ister istemez, daha önceden ne tür işlerde çalıştığını, okuma yazma bilip bilmediğini sorduk. Okuma yazma bilmiyordu, hiç okula gitmemişti ve daha önceden de hiçbir işte çalışmadığını belirtiyordu. Mesleği olmayan, okuma yazma bilmeyen ve bu şehirde kendisine destek verecek kimse olmayan bir kadınla altı aylık bebeğin akibetini düşündüğümüzde ona birkaç soru daha sorma ihtiyacı hissettik..." "Peki iş bulamazsan ne yapmayı düşünüyorsun, nereye gideceksin? Diye soruduğumuzda ise sabahları kadın programlarını izlediğini burada kocası tarafından ilgi görmeyen kadınların hayatlarına şahit olduğunu kendisinin de bundan cesaret aldığını gidecek hiçbir yer bulamazsa bu programlara katılarak derdini anlatabileceğini ifade etti..." Bu traji komik olay beni daha kapsamlı düşünmeye ve kadın programlarının bizlere kattıklarının yanında alıp götürdüklerini dikkate almaya yönlendirdi.

Yaşadığımız şehir, içinde barındırdığı onlarca insanın yanında bu insanların yaşadığı zorlukları ve sorunlarını da barındırıyordu. İnsanların günbegün insanlıklarından uzaklaştığı vicdani duyarlılığını kaybettiği ve her türlü suç unsurlarına müsait hale geldiği bir dünyada, okuma yazma bilmeyen, toplumu tanımayan iş deneyimi olmayan ve nerede ne yapacağını kestirebilecek yeterliliğe dahi sahip olmayan bir kadın izlediği programlardan güç alarak evini terk ediyor ve kendini onlarca tehlike dehlizlerine atıyordu. Elbette bir kocanın attığı dayağı kadının yaşadığı, sözel duygusal ya da fiziksel şiddet unsurlarını, kadının yoksunluğunu hiçbir şekilde tasvip etmemiz mümkün olamaz. Bu tür durumlarda kadınlarımıza sahip çıkmanın ve onları bilgilendirmenin bir sorumluluk olduğunu düşünüyoruz. Eğer geçerli bir sebep varsa kadının ayrılıp kendi ayaklarının üzerinde durması noktasında da destek sağlanmalı. Ancak, gerek toplumsal bazda gerek sivil kurum ve kuruluşlar bazında yeterli donanımlar yoksa körükörüne söylemlerde bulunmak, kadını, kışkırtmak ne yazık ki, onu içinde bulunduğu sorundan daha büyük sorunların içine sürükleyecektir. Bu nedenle bu programların daha hassas olmaları ve kadınları doğru yönlendirmeleri gerekir diye düşünüyorum. Sözüme karşı çıkanlar olabilir ancak evde dayak ve şiddete maruz kalmıyorsa ve güvenliğini tehdit edecek bir durum yoksa, ayakta kalabilecek yeterliliğe sahip olmayan bu kadının evinde yaşadığı sorunlara çözüm araması ve çocuklarının yanında kalması mı onun için daha iyi olur yoksa sokaklara düşerek hangi karanlık ellerin eline teslim edileceği belli olmayan risk faktörlerine terk edilmesi mi? Bütün bunların muhasebesi yapılmalı ve müşterek çözüm önerileri üzerinde durulmalıdır. Aksi takdirde, kocalar eşlerine dayak atmayı erkek türünün bir özelliği olarak görmeye, kadınlar yedikleri dayakları doğal karşılamaya ya da evlerini terk ederek daha büyük sorunların içine sürüklenmeye devam edecektir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.