LütfüOflaz'la Sohbet

LütfüOflaz'la Sohbet

Genelkurmay Başkanı olamayan Genelkurmay Başkanı!

Genelkurmay Başkanı olamayan Genelkurmay Başkanı!

- Lütfü Bey; Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, son günlerde kendisine yakın saydığı gazetecileri Genelkurmay karargahında ağırlayıp, onlara siyasetin, hükümetin, yargının alanına giren konularda görüşler açıkladı. Onun bu tavrını nasıl yorumluyorsunuz?
- İlker Başbuğ, görev süresince bazen Meclis başkanı oldu; bazen hükümet başkanı oldu, bazen mahkeme başkanı oldu; ama bir türlü Genelkurmay Başkanı olamadı! Üzerine vazife olmayan her şeye burnunu sokmaktan, üzerine vazife olan konularda gereğini yapamadı. Bazı gazetecileri Genelkurmay karargahına davet edip, onlara siyasetçilerin nasıl davranması gerektiği konusunda görüş açıklayarak siyaseti yönlendirmeye çalışmak Genelkurmay Başkanı’nın vazifesi mi? Devam eden davalar hakkında kanaat açıklayıp, mahkemeleri yönlendirmeye çalışmak Genelkurmay Başkanı’nın vazifesi mi? Dediğim gibi mübarek Genelkurmay Başkanı değil de Meclis başkanı, hükümet başkanı, mahkeme başkanı gibi! Oysa kendisinin Genelkurmay Başkanlığı döneminde askeri açıdan pek çok zafiyet, hata, başarısızlık sergilenmiş. En basitinden örneklersek; PKK’lılar onlarca kilometre öteden ağır silahlarıyla birlikte gelip, ellerini kollarını sallayarak sınırı geçmiş ve onlarca askeri şehit ettikten sonra yine ellerini kollarını sallayarak Kuzey Irak’taki kamplarına geri gitmiş. PKK’lıların çoban, köylülerin PKK’lı sanılması sonucunda çok sayıda insanımızın ölümüne sebebiyet verilmiş. Çukurca’daki gibi kendi ordumuzun döşediği mayınla kendi askerlerimiz şehit edilmiş. İlker Başbuğ bu tür askeri zafiyetlerin, hataların, başarısızlıkların hesabını vereceğine, siyasetçilere, mahkemelere nasıl davranmaları konusunda adeta emir veriyor. Üzerine vazife olan konularda hesap vereceğine, üzerine vazife olmayan konularda hesap soruyor. Ancak İlker Başbuğ bilsin ki, Genelkurmay’a en yakın çevrelerce bile ciddiye alınmıyor. Nitekim Doğu Perinçek de son yazısında onunla dalga geçiyor, onu ti’ye alıyor. Genelkurmay’a en yakın çevrelerin bile ti’ye aldığı bir Genelkurmay Başkanı’nı kim ciddiye alır ki?
CHP, SOL OLMAYAN SOL PARTİ!
- Latin Amerika ülkelerinde sol partiler girdikleri seçimleri kazanıp, peş peşe iktidara geldiler. Son zamanlarda CHP yandaşı kalemler de, CHP’nin Latin Amerika’daki sol partiler gibi önümüzdeki seçimi kazanıp iktidara geleceğini söylemekteler. Sizin bu konudaki değerlendirmeniz nedir?
- Latin Amerika’daki sol partiler nasıl iktidara geldiler? Bilmeyenler öncelikle bunu öğrenmeliler. Mesela Latin Amerika’daki solcu liderler, iktidara geldiklerinde ülkelerini sömüren yabancı şirketleri millileştireceklerini söylediler. Toprak ağalarına karşı toprak reformunu gerçekleştirip, topraksız köylüleri toprağa kavuşturacaklarını vaat ettiler. Kısacası, ülkelerini yabancı şirketlerle ortaklaşa sömüren büyük zenginlere, büyük toprak ağalarına ve onların sözcüsü holding medyasına karşı çıkarak iktidara geldiler. Peki bizdeki CHP’nin böyle bir hali var mı? CHP’nin Latin Amerika’daki sol partilere benzer bir yanı var mı? Geçtik bunu, CHP’nin bir sağ partiden farkı var mı? Sağ partiler de başta ABD olmak üzere emperyalistlere ve onların yerli işbirlikçisi büyük kapitalistlere karşı çıkmıyor; CHP de karşı çıkmıyor. Sağ partiler de topraksız köylüleri toprağa kavuşturacak toprak reformundan söz etmiyor; CHP de söz etmiyor. Sağ partiler de özünde ABD’nin çıkarlarına hizmet etmek için kurulmuş NATO’ya karşı tavır almıyor; CHP de tavır almıyor. Sağ partiler de kapitalist piyasa ekonomisini savunuyor; CHP de kapitalist piyasa ekonomisini savunuyor. Hatta CHP’nin başındaki Kemal Kılıçdaroğlu, tıpkı CHP’li Kemal Derviş gibi kapitalist piyasa ekonomisine övgüler düzüyor. Üstelik emperyalistlerin ve onların yerli işbirlikçisi kapitalistlerin sözcüsü durumundaki holding medyası da CHP’yi destekliyor. Neyse uzatmayayım; bu durumda CHP’nin sağ bir partiden ne farkı kalıyor? CHP kim, Latin Amerika’daki sol partiler kim? Ama ille de CHP’ye sol parti denmesini istiyorlarsa, CHP’ye sol olmayan sol parti diyelim!
PARTİSİNİ YÖNETEMEYEN ÜLKESİNİ HİÇ YÖNETEMEZ!
- Sürekli olarak sabah söylediğini akşam yalanlayıp değiştiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kişiliği kamuoyunda tartışma konusu. Acaba Kemal Kılıçdaroğlu, “Ben sabah faşist kalkar, öğlen İslamcı olur, akşam komünist olarak yatarım” diyerek kendi kişiliğini tarif eden yazar Nihat Genç gibi değişken bir kişiliğe, bir ruh yapısına mı sahip? Ne düşünüyorsunuz bu konuda?
- Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nun sabahtan öğlene, öğlenden akşama, akşamdan sabaha değişen bir kişiliğe, bir ruh haline sahip olduğunu düşünmüyorum. Ondaki sabahtan öğlene, öğlenden akşama, akşamdan sabaha değişkenliğin, içinde bulunduğu ruh halinden değil, içinde bulunduğu durumdan kaynaklandığını düşünüyorum. Kemal Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanı olarak öyle bir durumda ki; yönetmiyor, yönetiliyor! Üstelik de hani cep telefonundaki no tuşuna basması gerekirken yes tuşuna basan, kısacası cep telefonunu bile yönetmekten aciz olan CHP Genel Sekreteri Önder Sav tarafından yönetiliyor! Eğer ağzından Önder Sav’ın başında bulunduğu derin CHP mensuplarının düşüncelerinden farklı bir düşünce çıkarsa, sanki kabahat işlemiş bir çocuk gibi hemen azarlanıp kulağı çekiliyor! O da sabah söylediğini akşam yalanlamak durumunda kalıyor. Maalesef Kemal Kılıçdaroğlu’nun durumu bu. Peki böyle bir lider olur mu? Bakın Kemal Kılıçdaroğlu, “Bizim iktidarımızda kızlar türbanla üniversiteye gidecek” dedi. Bunun üzerine derin CHP’nin mensupları, mesela CHP milletvekilleri Necla Arat ile Canan Arıtman, “Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu sözleri CHP’yi bağlamaz” dedi. Yahu milletvekilleri, partilerinin lideri için “Onun sözleri partiyi bağlamaz” diyebilir mi? Diyebiliyorsa eğer, Kemal Kılıçdaroğlu’na lider denebilir mi? Bir de Kemal Kılıçdaroğlu’nun başbakan olduğunu düşünün. Bu durumda ülkeyi cep telefonunu bile yönetmekten aciz Önder Sav yönetecek, iyi mi! Kemal Kılıçdaroğlu’nun ülkeyi yönetmeye talip olmadan önce, CHP’yi gerçekten kendisinin yönettiğini göstermesi gerekmez mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
LütfüOflaz'la Sohbet Arşivi