Ekrem Kızıltaş

Ekrem Kızıltaş

'Herkesi kör, alemi sersem' sananlar..

'Herkesi kör, alemi sersem' sananlar..

Milli Eğitim sistemimizin önemli eksiklerinden birisi, derslerde öğrenilen bazı şeylerin hayattaki karşılığının ne olduğu hususunda öğrencileri bilgi sahibi kılmaktaki eksikliktir bence... Bunun önemli sebeplerinden birisi de, öğrettiği dersin hayattaki karşılığının farkında olmayan bazı öğretmenler olsa gerek...

En büyük problem de herhalde matematik dersiyle ilgili. Matematik dersi, öğrencilerden çoğunun zorlandığı bir ders. Ama sağlıklı bir matematik öğrenimi, yaşadığımız hayat açısından son derecede önemli...

Matematik, insanların analiz, sentez ve birtakım şeyler arasında mukayese yapabilmeleri için gerekli bir disiplin mesela. Dolayısıyla, hiç alakası yokmuş gibi gözükse de, günlük hayatımızdaki basit davranışlarımızdan başlayıp, en karmaşık kararlarımıza kadar hemen her hususun, bir şekilde matematikle alakası var.

Matematik öğrenimindeki eksikliklerin ya da matematik öğretilen insanlara matematiğin hayattaki karşılığının tam olarak öğretememiş olmanın faturasını toplum olarak ödüyoruz.

Etrafımız, bir yerlerden öyle duyduğu ya da güvendiğini düşündüğü birisi öyle söylediği için; iki kere ikinin beş edebileceği ya da en azından öyle ediyormuş gibi kabul edilebileceğini zannedenlerle dolu. Oysa iki kere iki dört eder...

Armutlarla elmaları toplamak ve neticesini de şeftali olarak sunmak isteyen uyanıklar gırla... Ve çoğu 'okumuş çocuklar' olup, iyi yetişmiş gibi gözüken bu uyanıklar toplumun hemen her kesiminde bulunsalar da, bunların çoğu, her nedense medya dünyasında...

Gazetelerin köşelerini, televizyonların ekranlarını ve radyoların mikrofonlarını parsellemiş durumdalar ve teorik olarak memlekette neler olup bittiğini anlatmaları; haydi haydi olup bitenleri akla, mantığa uygun bir şekilde yorumlamaları gereken bu uyanıklar, bunun yerine kendilerine sağlanan yüksek hayat standartlarının bedelini ödemek için olsa gerek, milletimizin ulaşabildikleri kadarını ifsad etmeye uğraşıyorlar...

Bu ifsad faaliyeti, günlük hayatımızdan başlayıp, vatandaşı olduğumuz ülkenin yüksek menfaatleri noktasına kadar uzanabiliyor.

TBMM'nin yani yasamanın devre dışı bırakılıp, ülkenin 11 kişiden oluşan AYM tarafından yönetilmesi gerektiğini rahatlıkla savunabiliyor ve bu mahkemenin üye sayısının 11'dan 19'a çıkacak olmasını bile dünyanın sonu şeklinde lanse edebiliyorlar.

Yine ülkedeki hakim ve savcıların üst kuruluşu olan HSYK'nın kesinlikle kimsenin, özellikle de yasama ve yürütmenin karışmaması gereken bir kuruluş olduğu fikrini allayıp-pulladıktan başka, üye sayısının kesinlikle artırılmaması gerektiğini üst perdeden haykırıyor ve tarafsızlık hususuna zerre kadar değinmeden de, bağımsızlık nutukları atıyorlar...

Demokrasilerde millete hesap vermeyen bir kuruluşun milleti nasıl temsil edebileceği sorusuna cevap vermeye tenezzül bile etmeden.

Hoşlarına gitmeyen ve çevrelerinden birisine her nasılsa dokunan bütün kanun ve uygulamalar 'out' onlara göre.

Memleketi altüst etmek için yapılan plan ve programlar vatanseverlik ve bunu yapanlara karşı harekete geçilmesi de tuhaf bir durum...

'Merd-i kıpti şecaat arzederken sirkatin söyler' misalinde olduğu gibi, örnek olarak sundukları olayların tamamı da falsolu...

Şahısların başarılarını yüceltmek için verdikleri örneklerin, o şahısların bağlı olduğu kurumları yaraladığının farkında bile değiller...

TSK'nın kararıyla alınmış olması gereken Kardak Çıkarması'na giden askerlerin, giderken kullandıkları benzini kendi paralarıyla almak zorunda kaldıkları... hikayesinde olduğu gibi...

Ziya Paşa'nın vaktiyle söylediği gibi, Etrafımız herkesi kör, alemi sersem zannedenlerle dolu sanki...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ekrem Kızıltaş Arşivi