28 Mayıs 2017 Pazar2 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:35Güneş 05:29Öğle 13:08İkindi 17:05Akşam 20:34Yatsı 22:19
    • 21°C Adana
    • 18°C Adıyaman
    • 13°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 15°C Amasya
    • 12°C Ankara
    • 21°C Antalya
    • 17°C Artvin
    • 17°C Aydın
    • 15°C Balıkesir
  • BIST: 97.533 -0.18
  • Altın: 145,781 1.23
  • Dolar: 3,5801 0.37
  • Euro: 4,0019 0.03

CHP'nin vesayet çelişkisi

Ahmet Taşgetiren

CHP neden bir 35'inci madde atağı yaptı?
Çünkü sıkıştı. Sıkışma şöyle:
Halk oylaması tartışmalarının derinlerinde bir "vesayet" ayrışması var. Sonuçta tavırlar varıp, "daha az vesayet, daha çok demokrasi" noktasında odaklaşıyor.
Halk oylamasının 12 Eylül'de yapılacak olması ile değişiklik paketinde 12 Eylül darbecilerine yargı yolunun açılması bir araya gelince...
AK Parti, propaganda temasını o alanda yoğunlaştırınca...
Üzerinden geçen 30 yıla rağmen 12 Eylül'de yaşanan travmanın etkileri toplumun çok farklı kesimlerinden hâlâ silinememiş olunca...
Üstelik Ergenekon gibi bir "Askeri vesayet girişimi" neredeyse bütün boyutlarıyla yargılanmakta iken...
Halk oylaması geriliminin askeri vesayet noktasında toplanması kaçınılmazdı.
CHP, MHP, BDP, tartışmayı her ne kadar AK Parti üzerinden yürütmeye çalışmakta ise de bir noktada "Neden askeri vesayete karşı çıkmıyorsunuz?" sorusuna da cevap vermek zorunda hissediyorlar.
Çünkü her üç camianın tabanlarında bir 12 Eylül yarası var ve her üç camianın tabanları -aydın kesimleri ile birlikte- askeri vesayete oynamanın kendilerine ve Türkiye'ye bir şey kazandırmayacağını biliyorlar.
Hele CHP...
Bir kere "Asker artı CHP" bagajını ve günahlarını taşıyarak geliyor.
Ve Baykal'ın tazecik "Ergenekon avukatlığı" imajını yüklenmiş olarak geliyor.
Şu sıralar vesayet konusu MHP ve BDP'nin umurunda değil.
Ama Kılıçdaroğlu, "CHP'de yenilenme"yi oynayabildiği ölçüde makyajını koruyacağını biliyor.
Biraz riskli bir oyun bu. Hem "yenilenme"yi oynayacak hem "eski"ye güven verecek. "Eski" kemik oy demek, "yenilenme" orta alandan adam çekmek demek.
İşte bu 35'inci madde hamlesi, bu aradan çıktı bana göre.
Daha önce ucundan kıyısından bir 27 Mayıs eleştirisi gelmişti Kılıçdaroğlu'ndan... "27 Mayıs'ı yapanlar bugün utanıyor" gibi bir söz, "Yetmez ama" CHP için fena değildi.
Şimdi "Askeri müdahalelere yasal zemin hazırlayan 35'inci maddeyi kaldıralım" çıkışı... Yine fena değil.
Peki benim başlıkta "Çelişki" diye işaret ettiğim şey ne?
Çelişki, CHP'nin "Hayır" kampanyasının gerekçesini oluşturan "yargı vesayeti" konusundaki ısrarı.
Evet, CHP'nin Anayasa değişiklik paketine "Hayır" demesi, sadece ve sadece, pakette yer alan Anayasa Mahkemesi ve Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu ile ilgili düzenlemelerden ibaret. CHP, yüksek yargı ile ilgili düzenlemeler olmadığı takdirde, paketin diğer maddelerine evet oyu vereceğini çok önceden açıklamıştı. Anayasa Mahkemesi'ne açtığı iptal davasının gerekçesi de "Yüksek yargı"ya yönelik düzenleme ile ilgili idi.
Anayasa Mahkemesi CHP'nin iptal talebini değerlendirdi, yetkisini aşarak yaptığı değerlendirmede bile, CHP'nin külliyen iptal talebini kabul etmedi, bazı bölümlerini çıkararak paketi onayladı.
CHP buna rağmen tatmin olmadı ve "Hayır"da ısrar etmeyi tercih etti.
Mesele şu: AYM ve HSYK ile ilgili Anayasa değişikliği, bu iki kurumun bir tür "Yargı vesayeti" oluşturmasına karşı atılmış bir adımdı. "Yargı vesayeti"nin bir başka uzantısı olan
"Siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıran Anayasa değişikliği" ise, Meclis sırasındaki muhalefetle paketten düşürülmüştü.
CHP zihniyeti, partiler üzerinde bir "kapatma" tehdidinin var olmasını ve bunu yapacak olan kurumların, ideolojik bir kadrolaşma içinde şekillenmesini tercih ediyor.
AYM'nin, halktan yüzde 47 oy almış bir iktidar partisini kapatma talebiyle yargılaması, kapatmanın kıl payı önlenmesi ve söz konusu partinin bağrına "laiklik karşıtı eylemlerin odağı" yaftası yapıştırılması, askeri darbe artı yargı darbesi ile Türkiye demokrasisinin kör-topal yürümesi anlamına gelmekteydi.
CHP, 35'inci madde için bir adım attı.
Peki CHP, yargı vesayetinin ortadan kalkması noktasında adım atmakta mı?
Hayır.
Aksine, "Hayır" kampanyası ile yargı vesayetinin önlenmesi için atılan adımın önünü kesmeye uğraşıyor.
İşte çelişki burada.
Şu an Ergenekon davaları sebebiyle neredeyse işlevsiz hale gelen 35'inci madde ile ilgili girişim, içinde, yargı vesayeti alanındaki tavrı gözlerden saklamak gibi bir hesabı barındırıyor.
Ama olsun.
CHP, statükoculuktan ancak böyle taksit taksit kurtulacaksa o da Türkiye için bir kârdır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.