24 Temmuz 2017 Pazartesi29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:56Güneş 05:45Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:37Yatsı 22:18
    • 33°C Adana
    • 34°C Adıyaman
    • 25°C Afyon
    • 29°C Ağrı
    • 27°C Amasya
    • 26°C Ankara
    • 38°C Antalya
    • 26°C Artvin
    • 32°C Aydın
    • 29°C Balıkesir
  • BIST: 107.371 0.49
  • Altın: 142,824 0.09
  • Dolar: 3,5412 0.13
  • Euro: 4,1229 0.05

Üniter devlet bitiyor mu?

Aziz Üstel

Gerçekten de yıllar geçtikçe, öfkeyle fırlamıyorum oturduğum yerden. Avaz avaz bağırmıyorum da.
Sakinim. Uzaktan da yakından izlesem olan biteni, üç aşağı beş yukarı neyin nereye varacağını görebiliyorum.

Örneğin Prof. Dr. Gencay Şeylan’ın “Sol-sağ ayırımı yapaydı. Türk-Kürt sorunuysa organik. Onun için çok korkutucu buluyorum” demesi beni tarifsiz kederlere boğuyor.

İnegöl ve Dörtyol’daki kavgalar paraya, avantaya, maddi çıkara dayalı kavgalar aslında. Ancak Türkiye’nin sür-git diken üstünde oturmasından çıkarı olanlar, bu rant kavgalarına etnik kimlik ve de gerilim ekliyorlar. Aslında ne Türk’ün Kürt’le ne de Kürt’ün Türk’le bir sorunu var!

Gene Kürtlerin büyük bir bölümü, ezildiklerine, haksızlığa uğradıklarını ya da ikinci sınıf vatandaş gibi yaşadıklarına inanmıyorlar bu ülkede. Nasıl inansınlar? Kürt kökenli Cumhurbaşkanı’mız olmuş, Başbakanımız, Meclis Başkanımız, bakanlarımız olmuş. Bunların içinde hala yaşayanlar var. Sorun bakalım kendilerini hiç ikinci sınıf vatandaş hissetmişler mi?

Ama bugün birileri onlara evcilleştirilmiş Kürtler demek terbiyesizliğini gösteriyor. Yapanlar ‘anadilde eğitim’ diyorlar. Şaylan’ın da belirttiği gibi, bunun sonu, yönetsel açıdan ülkeyi gevşek bir federasyona götürecektir. Türkiye Cumhuriyeti bir yanda, öte yanda da Güneydoğu Eyaleti mi olacak?

Yani Üniter Devlet bitti mi? Ya da sonun başlangıcında mıyız?

Aslında en büyük hatayı PKK’yla Kürtleri aynı kefeye koyarak yapıyoruz. PKK bütün Kürtleri değil, çok ama çok küçük bir azınlığı temsil ediyor. Ancak Habur gibi olaylar da, toplum katlarını derinden etkiliyor, sarsıyor! Bunu inkar edemezsiniz. Adamlar Habur’dan pişman olmadıklarını haykırarak girip, törenlerle karşılandı ve zafer kazanmışlara özgü bir çalımla dolandı durdu ortalıkta! Peki onca şehit ailesi, dağlarda savaşan binlerce Mehmetcik neler hissetti bunu görünce? Dahası, bu milletin büyük bir çoğunluğu ne tür duygulara kapıldı? Bunlara, PKK’yı istemeyen binlerce Kürt kökenli yurttaşımız da dahil!

İnegöl ve Dörtyol tezgahları yinelenirse, nereye varacak bu işin sonu gibi çaresizlik içeren sorular, sıkı yönetim isterük naralarında yanıt bulur.

Bakınız, bu her şeyden önce bir asayiş sorunudur. Yani PKK ve terör yok edilmeden kalkıp da üniter devlet üzerine ahkam kesmek bir işe yaramaz. Çünkü oturup adam gibi tartışmak için silahların susması gerek. Şaylan’ın dediği gibi üniter devlet, anadilde eğitim gibi çok duyarlı konular tartışılacaksa, bunlar çatışma ortamında olmaz. Eskiden bırakın böyle bir şey üzerinde yorum yapmayı, aklıma düşse beynimi söker, dilime dolansa dilim koparırdım.Ama şimdi sadece hüzün kaplıyor her yanımı.



Hem döverim hem severim

Bu nasıl bir mantık?

Herifçioğlu dört yıllık karısını günde bi posta dövüyor. Kadın sonunda dayanamayıp polise başvuruyor “Yandım Allah! Kurtarın beni bu adamın elinden” diye. Polis adamı sorguya çekiyor, ama kadın şikayetini geri alınca da herifi salıveriyor.

Sonradan öğreniyoruz ki, kadıncağızı kocasının ailesi tehdit etmiş, “Asarız keseriz... Yaşlı bi anan var; onu da gebertiriz” gibi lafları duyunca kadın ne yapsın?

Neyse, herif serbest kalınca doğru evinin yolunu tutmuş. Önce karısını bir güzel dövmüş, sonra da basmış tokatı üç yaşındaki oğluna. Akşam olup da meyhanenin yolunu tutunca, kadın bebesini kaptığı gibi amcasının evine sığınmış.

Koca meyhaneden dönüp de karıyla çocuğu bulamayınca önce kayınvalidesinin evine gitmiş. Elindeki Kaleşnikof’la yaşlı kadını öldürmüş. Sonra aklına amca gelmiş. Onun evine gitmiş. Basmış tetiğe, altmışa yakın mermi yakmış. Evde uyuyan 11 candan dördü ölmüş, ikisiyse yaralanmış. Sonra da dağın yolunu tutmuş.

Jandarma’ya ifade veren katilin ağabeyi Şahin Yılmaz “Karısı değil mi? Döver de sever de! Çocuğu değil mi? Döver de sever de!” diyor özetle.

Mantık bu kısacası! Erkeksen dövmek de sevmek de senin hakkın.

Ya kadınsan?

Bekleyeceksin. Bugün herifin sevme günü mü, dövme günü mü diye?! Tabi bi yandan da dua edeceksin, “Allah’ım sevme günü olsun!” diye.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.