22 Ekim 2017 Pazar1 Safer 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:50Güneş 07:16Öğle 12:56İkindi 15:51Akşam 18:22Yatsı 19:42
    • 23°C Adana
    • 18°C Adıyaman
    • 13°C Afyon
    • 10°C Ağrı
    • 13°C Amasya
    • 13°C Ankara
    • 24°C Antalya
    • 14°C Artvin
    • 18°C Aydın
    • 12°C Balıkesir
  • BIST: 108.489 0.05
  • Altın: 151,139 -0.05
  • Dolar: 3,6704 0.34
  • Euro: 4,3242 -0.08

Yıkıcı savaş: Dün Lübnan'da ne oldu?

İbrahim Karagül

Lübnan'da savaş çıkmadan İran'a saldırı olamaz, demiştik. Dün gördük... Eğer İran köşeye sıkıştırılacaksa önce Lübnan'da bir savaş yaşanacak demektir. Eğer İran kendini tehdit yakın tehlike altında hissederse yine önce Lübnan'da savaş yaşanacak demektir.

Sınıra yerleştirdikleri kameranın görüş açısını engelliyor diye sınırın Lübnan tarafındaki ağacı kesmeye çalışan İsrail askerleri uyarılıyor, aldırmayınca havaya ateş açılıyor. İsrail tarafından top ateşi başlıyor. Hem de bir köye ve bir ev isabet alıyor. Ve çatışma başlıyor. Üç Lübnan askeri ile bir gazeteci ölüyor. Bir İsrailli komutanın öldüğü söyleniyor.

Sınırı gözetlemek için kurulan bir kamera... Kameranın görüş açısını engellediği için kesilen bir ağaç ve çatışma...

Bu kadar basit bir sebeple çıkabilen bir çatışma, bu kadar kolay savaşa dönüşebilir. Bu kadar hassas bir durum. Bir ağaçla başlayan savaş bütün bölgeyi hatta dünyayı sarsabilir...

Ortadoğu'da akşam yaptığınız hesaplar sabaha sıfırlanır derken, hiçbir hesap tutmaz derken, hiçbir şey sadece iki ülkeyle sınırlı kalmaz derken, bunu kastediyoruz.

Dün ciddi bir endişe yaşadık. Aylardır bir stres birikimi vardı ve her an patlayabilirdi. Dünkü olay pekala uzayabilirdi. Ama görünen bu olmayacak. Şimdilik olmayacak... Özellikle İsrail tarafından yapılan açıklama bu ihtimali güçlendiriyor. Endişe bitmiş değil. Aynı durum yine söz konusu olabilir. Çünkü gerilim tırmanmaya devam ediyor.

İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın ""ABD üç ay içinde bölgede iki ülkeye saldıracak, elimizden güçlü kanıtlar var" açıklamasını bir tarafa bırakalım. Suudi Arabistan Kralı Abdullah'ın Mısır'a gidip Hüsnü Mübarek'le görüştükten sonra Perşembe günü Şam'a dönüp Beşşar Esad'ı yanına alarak Beyrut'a gitmesi dikkat çekiciydi. Bu ziyaretlerin Lübnan iç barışının dışında bölgesel gerilimle ilgisi olabilir mi?

Uluslararası Kriz Grubu "İsrail ve Hizbullah arasında çok daha yıkıcı yeni bir savaş ihtimalinin arttığı" uyarısını hatırlayalım. Suriye Devlet Başkanı Esad'ın, "bölge savaşa gidiyor" şeklindeki açıklamalarını da... İsrail uçaklarının hemen her gün Lübnan hava sahasında taciz uçuşları yaptığını biliyoruz.

Bütün bunların ötesinde ortada apaçık bir gerçek var: Her ne kadar kriz İran odaklı gelişiyorsa da temelde İsrail odaklı bir kriz söz konusu. İsrail, belki de tarihinde hiç olmadığı kadar dar bir alana sıkışmış durumda. Kendi mantığınca, bu alandan çıkabilmek için mutlaka ama mutlaka bir krize ihtiyaç duyuyor. Bu; Lübnan ya da Gazze'ye yönelik yeni bir saldırı olabilir. Bütün bölgeyi etkileyecek bir başka kriz de olabilir. Eğer, İran bağlantılı bir kriz çıkarılacaksa da öncesinde kesinlikle Lübnan'da ya da İsrail'in yakın çevresinde ciddi gelişmeler olacaktır. Biz bu endişeyi epeydir taşıyoruz.

Özellikle Mayıs ve Haziran aylarında bir şeylerin olacağına dair kaygılarımız vardı. Olmadı. Umarız hiç olmaz. Ama endişe devam ediyor, onu besleyen işaretler de giderek artıyor...


Komisyon'da bir İsrail dostu

İsrail, Mavi Marmara ile ilgili BM soruşturmasını kabul etti. Bu kabul, ABD ile İsrail arasındaki pazarlıklardan sonra gerçekleşti. O pazarlıkların ne olduğunu bilmiyoruz. Konuyla ilgili açıklamaların Türkiye'yi rahatsız etmesinden, pek de hayra alamet olmadığı hissediliyor. Soruşturma sonucunun İsrail'in haksızlığını resmileştireceğine çıkaracağına dair beklenti hüsranla bitebilir. Türkiye haksız çıkarılabilir, sorumlu tutulabilir. İHH'ya yönelik olumsuz sonuçlar çıkabilir. İsrail'in kendi içinde yaptığı uyduruk soruşturmaya atıfta bulunabilir. Bir skandal da çıkabilir ortaya. Bir örnek verelim. Daha doğrusu bir haberi (Timeturk) hatırlatalım.

"İsrail'in kabul ettiği BM Komisyonunu kimlerin yöneteceği açıklandı. Tartışmalı isimlerden biri Kolombiya eski Devlet Başkanı Alvaro Uribe Velez. İsrail'e yakınlığı ile bilinen Uribe Velez 2007'nin Mayıs ayında 'Amerikan Yahudi Toplumu' tarafından 'Light Unto the Nations' ödülünü aldı. Washington'da Milli Müze Binası'nda bu ödülü alırken kendisi için "Başkan Uribe ABD'nin çok sağlam bir ortağı, İsrail'in ve Yahudi halkının yakın dostu ve ABD ile Kolombiya'da insani gelişimin savunucusu" ifadesi kullanıldı. Uribe aynı zamanda Irak işgalinin önemli destekçilerinden biriydi. Uribe'nin seçimi, komisyonun ne denli taraflı olacağının göstergesi olarak yorumlanıyor."

Bu kadar işte...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.