Diyanet’ten sinsi projeye tepki...        Suriye'deki olaylar -Ölü sayısı 41'e yükseldi  ...        Mısır'daki  seçimin ilk sonuçlara göre üç aday öne çıkıyor...        Ankara'daki camiler Regaip Kandili'nde doldu taştı...        Cumhurbaşkanı Gül, Google'ı gezdi...        Bakan Yıldırım'dan 'Haliç' açıklaması...        Medya İsrail taşeronu...        Memurun umudu Hakem’de...        KENZEK, HASTALIK ÖNCESİ SAĞLIK SİGORTANIZ.. ...          İzmir'de metrekareye 35 kilo yağış düştü...        Konut satışlarında düşüş...        Orhan Şam'dan Alex açıklaması...        
USD Alış 1.840 USD AlışUSD Satış 1.850 USD SatışEuro Alış 2.315 Euro AlışEuro Satış 2.330 Euro SatışAltın Alış 93.0920 Altın AlışAltın Satış 93.6400 Altın  Satış
 
 
4 Recep 1433

25 Mayıs Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Sibel Eraslan - Star
sibeleraslan@stargazete.com
2010-08-05

“YOKSULLAR” ve “ŞAİRLER”

Yazın ne yaparlar?
Geçen gece Şile’de tam 150 yaşındaki ihtiyar deniz fenerinin ayakları dibinden baktım geceye... Fusa dediğimiz gizli mağaralar, gözünün yaşı durmaksızın akan Ağlayan Kaya, sürgün prenslerden sonra martılara yoldaşlık eden gamlı Ocaklı Ada... Gecenin içinde, üzerlerine sis bastırmış halde uykuya yatmışlardı...
Yaz, İstanbul’u esir etti...
Geceleri bile hararetten teri eksik değil göklerin... Sis denize, sis adalara, sis yüreklere indi...
Oysa insanların iklimi başka başka... Aramızda en başarılı olanların, havayla, suyla, gökle, yıldızla, mercanköşk çiçeği veya ballıbabalarla çok da ilgisi yok. Siyaset, hukuk, özgürlük gibi değerli ve insana dair tüm talepler, kısır kamplaşmalar ve söz düelloları arasında, hakiki ikliminden yani insan teni ve tininden kopup sanal bir lotoya dönüşüyor.
Heyecan veren bu bahisler dünyasında, herkesin elleri terli... Ama sıcaktan değil. Para ve güç kaybetmek korkusundan terliyor avuçlar, hem de bunun adı başarı... Hayata dair gerçek bir korkusu, hakiki bir üzüntüsü, sahih bir telaşı kalmamış bu çelik kararlılık için yaz veya kış, gündüz veya gece olmuş, hiç fark etmiyor... Hırs uyumuyor, yatışmıyor çünkü... Sırtlanlar ve kertenkeleler bile uyuyor yorulduklarında, yıldız takımları ve mürekkep balıkları, tarlalar ve pavyonlar bile kendini yavaşlatıp durdurabilirken... Bir biz uykusuz, bir biz doyumsuz...
Oysa yoksulları yeryüzünün ve tüm ezberlenmiş kariyer piramitlerini tepetaklak etmekte mahir şairleri şu koca arzın... Gökle yerin arasında bir tampon gibi dururlar... Yoksullar ve şairler olmasa, hiç bitmeyecekmiş gibi uzayan şu meşhur “yedinci gün”e nasıl tahammül edebilirdik... Her şey altı günde yerleşmiş yerine. Bizse yerleşemedik. Yedinci güne saklanmış bütün kavgalarımızın arasında, yoksullar ve şairleri, altıncı günün aziz birer hatırası gibi, astık çok da bakmadığımız duvarların üstüne. Yazın gelmiş olduğunu, sisin adaları ve fenerleri esir aldığını bu yüzden bir tek onlar fark etti ve sessiz duvarlar...
Her şey yüksek duvarların arkasında dönüyor, duvarlarsa birbirine benzeyen insanları, birbirine benzemeyenlerinden ayırıyor... İşin en tehlikeli yanı sanırım ki; yine yoksullarla şairlere kalıyor. Onlar arasından iğvaya kapılıp da paranın ve gücün mıknatıs çekimine ram olanlar, elde kalmış yedinci güne dair az buz o umudu da pörsütüyorlar... Oysa bazılarımızın avuçları siyasi bahislerden, güç indekslerinden değil, helal lokma ve helal kelime derdinden terleyebilmeli...
“Yolun Kıyısı”nda şair Cahit Koytak, “Tanrı’yla konuşmana izin verilmiştir” diyor. Böyle anlarda, yani yalnızsan, çevrende insan, melek ve şeytandan kimsenin olmadığına eminsen, Tanrı’yla konuşmana izin verilmiştir diye hatırlatıyor. Sakın tez canlılık edip de bildiğin hünerler ve sevdiğin kelimlerle bir şeyler söylemeye çalışma, bekle ilk adımı O atsın diye uyarıyor...
Bu mısraı okurken, bir minübüste pencere önünde büzülmüş, erimiş bir haldeydim... “Bekle ilk adımı O atsın”ı okuduğumda yanımdaki yaşlı ve hasta amcanın hayretli bakışları altında sessizce ağlamaya başladım. “Bekle, bir iç kanama gibi Tanrı, Yüreğini sızlatmaya başlasın, Bekle ciğerlerini doldursun, Boğazını yakarak yükselsin çenene kadar, Ve tuzuyla dilini buruştursun, Bekle gönlün vadilerinden taşan, Aklın tepelerini aşan bir gül tufanı, Bir ışık istilası ve söz şehrayini gibi tırmansın, Ve ağzının kıyısından sessizce, Alt çenene sızmaya başlasın...”
İlk adımı, hep O’dur atan...
Yaz sıcağında, buğulu sisli havada, geceler ve yalnızlıklar boyu hep konuşan O’dur... Bekle ve dinle O’nu...
Siyaset ve güç oyunlarına amade olanların farkına bile varamadığı hayat ve hakikatin anlamını, bize fısıldayacak yoksullar ve şairleri, bir kere daha hatırlamak ne güzel! Kelimelerini krallara temennadan uzak tutan şairler ve ruhunu paraya satmamış yoksullar, umudumuz sizdedir...
Okuma Önerisi: Cahit Koytak, “Yoksulların ve Şairlerin Kitabı”, Timaş, 2010

 
 
 
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Apo'ya da "Hayvan" diyebilecek misiniz?...
 
"Şeriat İslam mı?" 9 Son ...
 
Bid’at Meselesi...
 
SELAM
REGÂİP KANDİLİ...
 
"Besmele her hayrın başıdır!"...
 
Orhan Pamuk ödülün kıymetini bilemedi...
 
Erik 5 tl...
 
Kürtçüyseniz baştacı Mustazaf'sanız tu kaka?...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Kocatepe muhribimizi vuran da biz değil miydi...
 
Abdurrahman Dilipak SPAG ve S&P...
 
Ali Karahasanoğlu İthal kanunlardaki tartışma: Süt kardeşliği...
 
Yener Dönmez Başbakan'la Kazakistan'da...
 
Abdullah Büyük Farklı açılardan, farklı bir mesaj ...
 
Şevki Yılmaz Önce gönüllerimizi kilitlediler, sonra Ayasofy...
 
Yavuz Bahadıroğlu "Tazminatsa tazminat" mı?...
 
Merve Kavakçı İslam Bir ipte iki cambaz...
 
Serdar Arseven Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı ve Hakkı Öznur...
 
Hüseyin Öztürk Cami mimarisinde masonizm...
 
Ersoy Dede PKK'nın elindeki yurttaşlarımız...
 
Atilla Özdür İkinci 19 Mayıs......
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:37
Güneş
5:31
Öğlen
13:08
İkindi
17:04
Akşam
20:33
Yatsı
22:17
 
 BİR AYET
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.