17 Ekim 2017 Salı27 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:45Güneş 07:11Öğle 12:57İkindi 15:57Akşam 18:29Yatsı 19:49
    • 30°C Adana
    • 23°C Adıyaman
    • 15°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 16°C Amasya
    • 18°C Ankara
    • 30°C Antalya
    • 11°C Artvin
    • 26°C Aydın
    • 22°C Balıkesir
  • BIST: 107.479 0.94
  • Altın: 151,616 -0.15
  • Dolar: 3,6610 0.47
  • Euro: 4,3049 0.04

Sadece iki seçenek varsa

Mehmet Şeker

Kemer'den hareket etmiş, ana yola çıkmak üzereydik. Hepimizde bir kararsızlık... Hangi tarafa gitsek? Sağa mı, sola mı?

Fazla seçenek yok. Fazla ne kelime, başka seçenek yok.

Tıpkı referandum.

Ya evet, ya hayır. Ya sağ, ya sol. Ya herro, ya merro...

İnsan istiyor ki daha çok seçenek olsun.

"Belki", "Olabilir", "Neden olmasın", "Kabul ama şuraya da dikkat", "Kerhen", "Bir de şu var ki", "Gönül ister ki tamamını şettirelim", "Keşke yıllar önce..." vs.


* * *
Kavşağa yaklaşırken, eldeki alternatifler açıklama ister. Ki karar verile...

"Sağ tarafa dönersek, Antalya'ya gideriz. Kale içini gezer, falezlere bakarız."

"Ya sola saparsak?"

"O zaman Ulupınar'a gider yemek yeriz, oradan Faselis'e geçer, malezleri görürüz."

"Malez mi, o da ne?"

İşte burada, "lafın gelişi beyav" diyemedim, makara gibi sarmaya başladık.


* * *
"Falezleri biliyorsunuz."

"Evet."

"Bu da onun tersi sayılır. Bir çeşit kaya oluşumu."

"Hiç duymadım. Sen duymuş muydun?"

"Yok."

"Olabilir fakat sizin duymamış olmanız, falezleri de yok etmez, malezleri de."

Kuyudan su çekerken, kovanın ipi çıkırığa sardıkça sarıyor.


* * *
"O tip kayaların çok olduğu yere ne derler?"

"Bilmem, ne derler?"

"Malezya."

"Hadi ya."

"Ya... Ülke baştan başa malezlerle kaplı olunca, başka ne desinler!"


* * *
Kavşağa geldik, sola saptık. Yavaş yavaş ilerliyoruz.

Antalya sıcağında ne kadar serinlik mümkünse, Ulupınar'da o kadar serinlik.

Sular şırıl şırıl akıyor, yüksek ağaçların gölgesinde keyifli bir sükûnet.

Yemekler kaliteli, fiyatlar uygun, hizmet kusursuz.

Müşteri değil, en muteber misafiriz sanki orada.


* * *
Su dolu kova kuyudan çıkınca, ipin de saracak yeri kalmıyor gayet tabii.

Olimpos'a, Faselis'e gelip "Ee, hani malezler?" sorusuyla karşılaşınca, ya bir örnek göstermek gerek yahut şaka olduğunu açıklamak.

Fakat o kadar zor ki.

Kovadaki suyu tekrar kuyuya boşaltmaktan farksız.

"O zaman niye çektin" derler adama. Öylesine kabullenilmiş.

Demek ki yapılan açıklama, rahatça oturacak bir mantık zemini bulmuş.


* * *
Bu anlattığım, yıllar öncesinde kalmış bir tatil hatırası.

Aslında bu seneki tatili anlatmak isterken, nasıl olduysa, zihnim eskilere gitti.

Almanların bir sözü vardır: "Sadece bir defa olmuş bir şey, hiç olmamış sayılır" şeklinde.

Benzer bir mantıkla, biz de "Sadece iki seçenek varsa, hiç yok sayılır" diyebiliriz.

Bu sözlerin, düşüncelerin, falezlerle malezlerle hiç alâkası yok.

Aklımdan geçen konu referandum olduğundan, ancak bu kadar sakınabildim.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.