25 Mayıs 2017 Perşembe28 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:38Güneş 05:31Öğle 13:08İkindi 17:04Akşam 20:32Yatsı 22:16
    • 15°C Adana
    • 11°C Adıyaman
    • 7°C Afyon
    • 5°C Ağrı
    • 5°C Amasya
    • 4°C Ankara
    • 17°C Antalya
    • 7°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 8°C Balıkesir
  • BIST: 98.314 0.61
  • Altın: 144,066 0.19
  • Dolar: 3,5732 0.14
  • Euro: 3,9941 0.01

Son yaprak

Fatma Tuncer

O. Henry, eserine de adını verdiği "Son Yaprak" adlı öyküsünde, inancın insan iradesi üzerindeki tetikleyici etkisini dile getirir.

Öykünün özeti kısaca şöyledir:

Sue ile Johnsy bir restoranda tanışırlar ve arkadaş olurlar. İşleri gereği bir stüdyo açarak bu dostluğu pekiştirirler. Kişisel benzerlikleri ve yaptıkları iş dolayısıyla iki yakın arkadaş olurlar.

Ancak bir süre sonra Johnsy o dönem salgın olan ölümcül zatürreeye yakalanır. Artık hasta yatıyordur. Tedavi süreci uzadıkça uzamaktadır. Bir gün doktoru arkadaşı Sue'yi yanına çağırır ve;

- Diyelim ki onda bir şans var, bu da onun yaşamayı istemesine bağlı... Sonra ilave eder:

- Bilimsel yönden yapılabilecek ne varsa hepsini deneyeceğim. Ama hasta kendi cenaze alayına katılacak arabaları saymaya başladı mı ilaçların iyileştirme güçlerinden yüzde elli düşerim.

Sue doktor gittikten sonra arkadaşının yanına gelir, bir dergide yayınlanacak hikâye için hazırladığı resmi çizmeye başlar. Tam o sırada hasta arkadaşının sesini işitir. Johnsy pencereden dışarı bakıyor ve kendi kendine sayıyordur. On iki, on bir, on, dokuz.... Sue hayretle dışarı bakar. Sayılacak ne var ki? Der. Sonra tuğlaların duvarına kadar tırmanmış yaşlı frenk asmasına takılır gözleri. Sorar:

- Ne var? Ne sayıyorsun sen?

Johnsy fısıltı halinde mırıldanır.. altı, yedi, sekiz... hala düşüyorlar. Üç gün önce neredeyse yüz taneydiler. Şimdi topu topu beş tane kaldı Sue..!

Sue arkadaşını anlamaya çalışır:

- Beş tane de neymiş söyler misin?

Johnsy' un cevabı şudur:

- Yapraklar, frenk asmasının yaprakları... Sonuncusu da düşünce ben öleceğim. Şimdi onu bekliyorum.

Sue buna bir anlam veremez. Frenk asmasının yapraklarıyla senin ölmen veya iyileşmen arasında ne gibi bir ilişki olabilir ki diyerek hayretini dile getirir.

Oysa Johnsy inanmıştır ve bu inancı onun hem bedenini hem de ruhunu etkilemektedir. Aynı sözleri yineler:

- İşte biri daha düşüyor, çorba falan istemiyorum, sürem kısa, geride birkaç yaprak kaldı. Hava kararmadan son yaprağın düştüğünü görmek istiyorum sonra yavaş yavaş ben de bu bedeni terk edeceğim...

Sue onu uyuması için teşvik eder. Arkadaşının yaşadıkları ona acı vermektedir. Sonra aşağı kata yaşlı bir ressam olan Behrman'ın yanına iner. Ondan yeni çizeceği çalışma için modellik yapması için yardım ister. Bu arada arkadaşı Johnsy ızdırabını, frenk üzümünün yapraklarıyla kurduğu yaşam ilişkisini de anlatır. Yaşlı adam şaşkınlığını şu cümlelerle dile getirir:

- Asma yapraklarının dökülmesi sebebiyle ölecek kadar aptal insanlar da var mı dünyada?

Başı önüne eğik bir süre düşünür. Sonra ressam Behrman, Sue ile beraber yukarda hasta yatmakta olan hasta johns'un yanına gelirler. O hâlâ uyuyordur. Sue yaşlı ressamla beraber asma yapraklarını seyreder.

Ertesi gün Sue uyandığında arkadaşının kendi kendine konuştuğunu işitir.

Johnsy yine asma yapraklarına bakmaktadır. Gece boyunca şiddetli yağmur yağmış, rüzgar esmiş ve bütün yapraklar düşmüştür. Ancak biri duvara tutunmuş ve johns'a umut aşılamaktadır.

Hâlâ düşmedi der Johnsy. Hepsi düştü bir tek bu kaldı. Ama bu gece mutlaka düşer ve ben de bu dünyadan uçup giderim. Ancak o gecede dayanmıştır rüzgara yaprak. Son yaprak hayata var gücüyle tutunmuştur.

Bir gün sonra Johnsy yaprağı seyreder ve:

- Düşmüyor! O yaşıyor! Ben de onunla yaşayacağım...

- Çorbamı getir Sue..!

Akşamüstü doktor gelir;

- İyiye gidiyor, sanırım siz kazanacaksınız, der.

- Ancak aşağı katta Behrman adında yaşlı bir ressam var, maalesef ölmek üzere..

Sue bu cümleleri duyanca beyninden vurulmuşa döner.

Ertesi gün yaşlı ressam ölür. Gözleri dolu doludur Sue'nin. Zor bir savaşın ardından iyileşme emareleri gösteren arkadaşına, kendisinin fark ettiği gerçeği söyler:

- johnsy! Ressam, yaşlı Behrman öldü! Şimdi şu sallanan son yaprağa tekrar bakmanı istiyorum. Rüzgâr estiğinde yerinden hiç oynamıyor, kıpırdamıyor. Bu ressam Behrman'ın son şah eseri. İnandığın şeyin seni yönlendireceğini düşünüp, son yaprak yere düştüğü gece kendi fırçasıyla duvara bir yaprak resmi çizmişti.

- Ve o yaprak düşmüyor johnsy anladın mı?....

- Düşmüyor..!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.