Diyanet’ten sinsi projeye tepki...        Suriye'deki olaylar -Ölü sayısı 41'e yükseldi  ...        Mısır'daki  seçimin ilk sonuçlara göre üç aday öne çıkıyor...        Ankara'daki camiler Regaip Kandili'nde doldu taştı...        Cumhurbaşkanı Gül, Google'ı gezdi...        Bakan Yıldırım'dan 'Haliç' açıklaması...        Medya İsrail taşeronu...        Memurun umudu Hakem’de...        KENZEK, HASTALIK ÖNCESİ SAĞLIK SİGORTANIZ.. ...          İzmir'de metrekareye 35 kilo yağış düştü...        Konut satışlarında düşüş...        Orhan Şam'dan Alex açıklaması...        
USD Alış 1.840 USD AlışUSD Satış 1.850 USD SatışEuro Alış 2.315 Euro AlışEuro Satış 2.330 Euro SatışAltın Alış 93.0920 Altın AlışAltın Satış 93.6400 Altın  Satış
 
 
4 Recep 1433

25 Mayıs Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
N. Kemal Zeybek - Radikal
2010-08-28

İslam'da tarikat

Mezhep, tarikat, cemaat, camia, gibi kelimeler, basın yayın dünyamızda çok kullanılan, ama sıklıkla da yanlış kullanılan kelimeler.
Geçen yazıda mezhep konusunu anlatmıştım. Bugün tarikatı anlatmak istedim. Yandaş olan da karşıt olan da doğru bilsin, doğru kullansın diyerek...
Tarikat, yol demek, kullanım anlamında ise ‘Tasavvuf yolu’...
Tasavvuf İslam’ın batıni yani iç eğitim yöntemi. Tezkiye (arındırma), irfan, ihsan gibi sözler de tasavvuf karşılığıdır.
Kuran’ı Kerim’de Bakara Suresi 151. Ayette Allah elçisinin görevleri anlatılır: “Size içinizden bir elçi gönderdik Ayetleri okur, sizi tezkiye eder (arındırır)size Kitab’ı ve Hikmeti öğretir, size bilmediklerinizi öğretir.”
İşte ana kaynakta tasavvufun anlatımı budur.
Allah Elçisi bir yandan gönderilen ayetleri okur, kitabı, hikmeti ve bilmediklerimizi öğretirken bir yandan da yakınındakilere ‘arınma’ yöntemlerini öğretiyor ve uygulatıyordu. Öncelikle Ehl-i Beyt’e (Fatıma, Ali, Hasan, Hüseyin) yakın dostlarına ve yeteneklilere...
Bunlar da, yöntem ayrımını doğrudan Allah Elçisi’nin yaptığı ve insanlara doğalarına göre yöntemle öğrettiği anlatılır. Söz gelimi Ali’ye cehri (sesli)zikir; Ebubekir’e hafi (sessiz) zikir öğretilmiştir. Bu iki din büyüğü de başkalarına kendi yöntemlerini öğretmiş ve günümüze kadar çeşitlenerek tarikatlar doğmuştur.
Bütün tarikatlarda Ali’ye veya Ebubekir’e kadar ulaşan mürşid (yol gösterici) silsilesi vardır.
Ali’ye bağlı olanlara ‘Alevi’, Ebubekir’e bağlı olanlara da ‘Bekri’ denilmiştir. Tarikat silsilesinde ortaya çıkan bazı büyük yol göstericiler dönemlerinin şartlarına veya kendi uygulamalarına göre değişiklik yapmışlar; ya da tarikatı çok yaygınlaştırmışlar ve tarikat onların adıyla anılır olmuştur.
Söz gelimi Hoca Ahmet Yesevi’nin Arslan Baba’dan devraldığı tarikat ondan sonra Yesevilik diye anılmış. Türkiye coğrafyasında Hacı Bektaş Veli’den itibaren de Bektaşilik adını almıştır.
Yusuf Hemedani’nin halifelerinden Abdulhaluk Gücdüvani tarafından mana aleminde yetiştirilen Bahaaddin-i Buhari’nin döneminde tarikat Nakşibendilik adıyla anılmış; Müceddid-i Elf-i Sani (İkinci bir yılın yenileyicisi) diye anılan Rabbani ile ‘Müceddiye’ Mevlana Halid den sonra da ‘Halidiye’ diye söylendiği olmuştur.
Mevlana Celaleddin’in bağlı olduğu Kübreviye’nin kurucusu Necmeddin Kübra’dır ama Mevlana’dan sonra zaten Şems’in büyük etkisiyle de değişerek Mevlevilik adını almıştır.
Kadrililik, Halvetilik, Uşşakilik, Cerrahilik, Rıfailik, Bayramilik, Galibilik gibi adlarla anılan tarikatlar da bu şekilde adlandırılmıştır.
Adları ne olursa olsun özünde bütün tarikatların amacı aynıdır: İnsanı, Allah’a yakınlaştırmak ve üstün insani niteliklere kavuşturmak...
Bu yolda, zikir (Allah’ı çok anmak) rabıta (nura ulaşmak için bağlantı) yapmak, nefsi eğitmek için riyazet (nefsin isteklerini yapmamak) gibi uygulamalar vardır.
Sözün özü, İslam edebiyatında bir oluşuma ‘tarikat’ diyebilmek için tasavvufla ilgili olması gerekir. Dolayısıyla ‘vahhabilik tarikatı’ gibi kullanımlar kökünden yanlıştır.
Vahhabilik, kabuk Müslümanlığıdır ve tasavvufa karşı, tarikatlara düşmandır.
Çok kullanılan ‘nurculuk tarikatı’ sözü de yanlıştır. Nurculuk, tarikat değil bir İslami akımdır. Bu akımdan da önce bir cemaat, sonra çeşitli cemaatler ve bir de ‘camia’ doğmuştur.
Süleymancılık da denilen Süleymanlılık, Kuran’ı Kerim’i öğretmek uygulaması esasında doğmuş tasavvuf temelli bir cemaattir ama ananevi anlamda bir tarikat değildir.
Bu örnekler basın yayın dünyamızda çok geçen yanlışlıklarla ilgilidir. Yanlış kullanımların yaygınlaşmasını önlemek için bir tanım denemesi bu yazı... Yoksa tasavvuf ve tarikatlar kitaplar çapında anlatılabilirdi...
Diyorum ki bu konularda yazanlar zahmete girip gerçekleri öğrenmeli ve ondan sonra yazmalıdırlar. Kulaktan dolma, yarım yamalak bilgilerle bu işlere dalmak doğru değildir.

 
 
 
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Apo'ya da "Hayvan" diyebilecek misiniz?...
 
"Şeriat İslam mı?" 9 Son ...
 
Bid’at Meselesi...
 
SELAM
REGÂİP KANDİLİ...
 
"Besmele her hayrın başıdır!"...
 
Orhan Pamuk ödülün kıymetini bilemedi...
 
Erik 5 tl...
 
Kürtçüyseniz baştacı Mustazaf'sanız tu kaka?...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Kocatepe muhribimizi vuran da biz değil miydi...
 
Abdurrahman Dilipak SPAG ve S&P...
 
Ali Karahasanoğlu İthal kanunlardaki tartışma: Süt kardeşliği...
 
Yener Dönmez Başbakan'la Kazakistan'da...
 
Abdullah Büyük Farklı açılardan, farklı bir mesaj ...
 
Şevki Yılmaz Önce gönüllerimizi kilitlediler, sonra Ayasofy...
 
Yavuz Bahadıroğlu "Tazminatsa tazminat" mı?...
 
Merve Kavakçı İslam Bir ipte iki cambaz...
 
Serdar Arseven Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı ve Hakkı Öznur...
 
Hüseyin Öztürk Cami mimarisinde masonizm...
 
Ersoy Dede PKK'nın elindeki yurttaşlarımız...
 
Atilla Özdür İkinci 19 Mayıs......
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:37
Güneş
5:31
Öğlen
13:08
İkindi
17:04
Akşam
20:33
Yatsı
22:17
 
 BİR AYET
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.