23 Mart 2017 Perşembe25 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:29Güneş 06:56Öğle 13:18İkindi 16:42Akşam 19:27Yatsı 20:47
    • 14°C Adana
    • 10°C Adıyaman
    • 10°C Afyon
    • -2°C Ağrı
    • 5°C Amasya
    • 12°C Ankara
    • 13°C Antalya
    • 4°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 11°C Balıkesir
  • BIST: 89.764 -0.05
  • Altın: 145,477 0.14
  • Dolar: 3,6255 0.24
  • Euro: 3,9111 0.07

İstanbul: Bir başkentin 8000 yılı

Aziz Üstel

Bütün dünya Emirgan’da bir araya gelmiş. Öyle bir sergi ki bu, Bizantion, Nea Roma, Konstantinapolis, İslambol derken ‘Ey güzel İstanbul’a ulaşan, bu rüya kentin tarihini gözler önüne seren beş yüzü aşkın esergözleri kamaştırıyor.
Serginin ilk galerisinde kütükler karşılıyor sizi. Neden? Çünkü ta tarih öncesindeyiz ve İstanbul ormanlarla kaplı. Kütüklerin önüne kurulup İstanbul belgeselini izliyorsunuz. Söz yok. Görüntüler müzikeşliğinde akıyor gözünüzün önünden ve 8 binyıllık tarih canlanıyor.

Küçük bir yerleşim biriminden, basit bir ticaret merkezine dönüşürken, Roma İmparatorluğu’nun bir ili olarak Doğu ile Batı arasında çok önemli bir kavşak oluşturan Bizantion, 1 altı yüz yıldan uzun bir süre hem Bizans hem de Osmanlı İmparatorluğu’nun başkentiydi.

İstanbul, bu koca iki imparatorluğun hem anlı şanlı hem de kan ve gözyaşı dolu tarihine yüzyıllarca sahne oldu.

Güçlü surlarıyla pek çok düşman saldırısını püskürten kent, 1204 yılında 4. Haçlı Seferi sırasında din kardeşlerince yağmalandı. Derken, genç Osmanlı hükümdarı Fatih Sultan Mehmet, 1453’de Bizans İmparatorluğu’nu tarihe gömdü.

Her defasında küllerinden bir anka kuşu gibi yeniden doğan İstanbul, yeni efendilerinin yönetiminde, yeniçağın en parlak başkentlerinden biriydi.

Osmanlı İmparatorluğu’nun bağrında yaşayan etnik vedinsel çeşitlilik, İstanbul’a da yansıdı.

Sergiyi mutlaka açıklamaları okuyarak gezin.

Herşeyi üç dört saat içinde belleğinize kazımak istiyorsanız da, laf aramızda, bu pek mümkün değil. Ama, en azından, Silahtarağa Çeşmesi’ni, at sırtındaki Justinanus Heykeli’ni, sekiz bin yıla yayılan mücevherleri, kitap ciltlerini, toprak ya da firuze cam kaseleri, lahitleri, sokakları resmeden mozaikleri, İstanbul tablolarını, Gentile’nin fırçasından çıkan Fatih Sultan Mehmet tablosunu, Kanuni’nin portresini, Bizans kilisesi eserlerini, Yenikapı kazılarında ortaya çıkmış lahitleri, mezarları ömrünüzce unutmayacaksınız.

Ve kubbeler... Evet kubbeler. Belki bilincinde değiliz ama biz İstanbul’da, kubbeler altında yaşıyoruz. Cami ve kilise kubbeleri...

Şimdi ikinci galeride özel kubbelerin yer aldığı bölüme girin. Sağ yanınıza bakın, Küçük Ayasofya’dan, Hırka-i Şerife, Ortaköy Camii’nden 1. Ahmet Türbesi’ne, Ayasofya’ya değin 22 kubbe resmi göreceksiniz. Kalemişleri, nakışları, çinileri birbirinden farklı hepsinin de. Sonra da başınızı yukarı kaldırın; bu 22 kubbe dönsün dursun gözlerinizin önünde ve de müzik eşliğinde.

Dudaklarınızın kıvrımında bile gülümsemeyle üst kata çıkın ve Osmanlı ile kucaklaşın. Zonaro’nun, Prediosi’nin tablolarına dalın ve yüz yıl geçmişe dönün.

Mücevherlerin önünde kendinizden geçeceksiniz. Sonra da, işgal İstanbul’undan günümüze uzanan yılları anlatan fotoğraflara bakın birer birer. Bu segide kendinizi pek bir yakın hissedeceksiniz Romalı, Bizanslı ve de Osmanlı hemşehrilerinizle... Bu kentte yaşamaktan mutluluk ve kıvanç duyacaksınız...

(Sn Ayşe Dural’a teşekkürler)

VE KARŞINIZDA HÜNKAR KASRI

Günümüze değin ta 17. Yüzyıl’dan kalan, ender yapılardan biri Hünkar Kasrı...

Eminönü “Ticaretin en yoğun olduğu bölgelerden biri” diye anlatıyor Hünkar Kasrı’nı yenileyen Mimar Hatice Karakaya... “Ancak şimdilerde, bu bölgede nitelikli pek çok yapı konaklama, müze kafe, restoran, mağaza ya da çok amaçlı olarak kullanılıyor.” Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce İTO’nun kullanımına verilen Yeni Camii Hünkar Kasrı da, yenilendi, müze ve sergi işlevini yerine getirmek amacıyla kullanıma açıldı.

“Dolayısıyla Eminönü Meydanı, insanların salt alışveriş ve ibadet için değil, sanatsal etkinlikleri izlemek için de gittikleri bir yer oldu. “

Karakaya, kırk kişilik ekibiyle birlikte geceli gündüzlü çalışmış; üniversiteden de büyük destek almış.

Kasır ‘Mihri Rasim Müşfik ve İstanbul’ resim sergisiyle kapılarını halka açmış.

Gerçekten müthiş bir iş başarmış Hatice Karakaya... Hünkar Kasrı Osmanlı ile Cumhuriyet arasında muhteşem bir köprü oluşturuyor...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.