17 Ekim 2017 Salı26 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:45Güneş 07:11Öğle 12:57İkindi 15:57Akşam 18:29Yatsı 19:49
    • 21°C Adana
    • 12°C Adıyaman
    • 7°C Afyon
    • 2°C Ağrı
    • 4°C Amasya
    • 4°C Ankara
    • 21°C Antalya
    • 8°C Artvin
    • 17°C Aydın
    • 15°C Balıkesir
  • BIST: 106.474 0.23
  • Altın: 151,840 -0.28
  • Dolar: 3,6440 0.37
  • Euro: 4,3033 0.16

Merhum Necmeddin Okyay

M. Şevket Eygi

Merhum Necmeddin Okyay hocanın (1883-1967) bazı özelliklerini sayayım:

1. Sanat rütbesi çok yüksek bir hattattı.

2. Ebru sanatında üstattı.

3. Nefis ve harika Osmanlı ciltleri yapardı.

4. Eski ok ve yay sanat ve zanaatimizde üstattı.

5. Arapça, Farsça, Osmanlıca bilirdi.

6. Aruzla şiir yazar, ebcet hesabıyla tarih düşürürdü.

7.Cami derslerinden icazet almış bir din alimiydi, fakihti.

8. Tasavvuf kültürüne ve neş'esine sahipti.

9. Bahçesinde 400 çeşit gül yetiştiren bir gül uzmanıydı.Güllerin hepsinin latince isimlerini bilirdi.

10. Şehirliydi, medeniydi.

11. Sohbet ehliydi.

12. Tek başına bir ümmet denilecek bir şahsiyetti.

O gerçek mânâsıyla bir hezarfendi. Hattat, neyzen, ârif, kâmil Mevlevî Emin Dede 1945'te vefat ettiğinde Necmeddin Efendi üç tarih düşürmüştür.

Türkçe:

Hattat emin Dede gülzar-ı Adn'e girdi (1364)

Arapça:

Femâte hattat Emînü'l-Mevlevî (1364)

Farsça:

Reft Cennet Neyzen Emin Dede (1364)

Ha, unutmayayım, Necmüddin Okyay efendi Üsküdar'da cami imamlığı yapardı...

* (İkinci yazı)

HÜSN-İHÂTİME
Tek başına uzun ömrün bir kıymeti yoktur. Uzun ömür "Hayırlı bir uzun ömürse" kıymetlidir. Hayırlı uzun ömür de yetmez. O ömrün, ölüme iman ile bitişmesi lazımdır ki, buna hüsn-i hâtime (iyi ve güzel sonuç) denir.

Aklı olan öyle bir ömür sürer ki, inşaallah hüsn-i hâtime ile sona ersin.

İnsan ömrü doğum tarihi ile ölüm tarihi arasındaki zaman dilimidir. Bizler zaman ile mukayyed varlıklarız.

Dünya hayatında aklı, fikri, zikri neyse kişinin son sözünün de onlar olması galibtir.

Adam satranç delisi, hastasıdır... Yaşlanır ölüm döşeğine düşer, can çekişmektedir. Son nefesini verirken "Şah mat!" der, başı yastığa düşer.

Adam para, altın, gümüş, lira, dolar, euro aşığıdır. Aklı, fikri, zikri paradır, maddî menfaattir, maldır, servettir. Ömrü ölümüne bitişirken "Bugün dolar kaç lira ediyor?" der ve küt gider.

Çoğu kişinin ölüm vaktinde aklı bir gider bir gelir.

Balzac'ın romanında Baba Goriot son nefesini vereceği sırada papazın elindeki altın yaldızlı haçı görür, son hamle ile ona doğru uzanmak ister ve canı öyle çıkar.

İnşallah zikri ve fikri Allah, Peygamber, Kur'ân, İslâm, iman olanlar bu dünyadan âhiret âlemine hüsn-i hâtime ile göçerler.

(Üçüncü yazı)

İnsan nedir?
insan biyolojik açıdan içinde kan, idrar, balgam, lenfa, kazurat olan iki elli ve iki ayaklı yürüyen, konuşan bir tuluma benzetilebilir.

Madalyonun öbür tarafında başka bir insan vardır. Ruh, gönül ve akıl sahibi, zeki, yükselmeye müsait, merhametli, ahlâklı, faziletli, yüksek karakterli, kerim bir varlık.

Kanlı, balgamlı, idrarlı tarafıyla insan hırslarla, şehvetlerle, nankörlüklerle, hıyanetle, kötülüklerle dolu bir mahluktur.

İnsan iman, ruh ve akıl tarafıyla ulvî bir yaratıktır.

Paraya, mala, maddeye, servete din gibi tapınanlar idrarlı, kanlı, balgamlı tulumlardır.

Nefs-i emmârelerinin her isteğini yerine getirenlere hayvan demek, hayvanlara hakaret olur.

İmansız kişi nankördür.

Gerçek insan merhametli olur.

"Merhamet etmeyene merhamet edilmez" kanununu bilir.

Asıl insan odur ki, kötülüğe iyilikle mukabele eder.

Dini imanı yemek içmek olan insan mıdır?

İnsan ağlayan mahlûktur. Gözyaşları insanı insan eder.

İnsan yemek için yaşamaz, yaşamak için yer.

Ahlâksız, faziletsiz, imansız, ilimsiz, irfansız, hikmetsiz insan kalıbıyla insandır.

Gerçekten iman edecek, sâlih ameller işleyecek, ahlâkî faziletlerle mütehalli (bezenmiş) olacak, yaratılışının sebep ve hikmetini bilecek; doğruya, iyiliğe, güzelliğe yönelik olacak, dünya imtihanını başarıyla verecek ki, insan olabilsin.

Bu toplum, bu sistem, bu düzen halkını, çocuk ve gençlerini gerçek ve olgun insanlar olarak yetiştiriyor mu?


* (Dördüncü yazı)

İLİM YÜKLÜ EŞEK
İri bir eşek düşünün, iki yanında iki küfe var. Küfeler kıymetli din ve ahlâk kitaplarıyla dolu. Tefsirler, hadis külliyatları, fıkıh, siyer kitapları...

Eşeğin üzerinde bir ilim, irfan, hikmet hazinesi var.

Tefsiri Râzî, Ruhülbeyan, Riyazüssâlihîn, İhyâu ulûmuddin,Tenbihülgâfilîn, Bustanülârifîn, Mârifetnâme. Daha nice faydalı, hikmetli kitap.

Bütün bu kitaplar eşeğin iki yanındaki küfelerde.

Eşek bunları okumuyor. Eşek bunları anlamıyor. Eşek bunları hayata geçirmiyor...

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.