30 Mayıs 2017 Salı4 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:33Güneş 05:28Öğle 13:09İkindi 17:05Akşam 20:36Yatsı 22:22
    • 13°C Adana
    • 13°C Adıyaman
    • 9°C Afyon
    • 9°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 11°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 14°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 15°C Balıkesir
  • BIST: 97.726 0.20
  • Altın: 145,622 -0.11
  • Dolar: 3,5781 -0.06
  • Euro: 4,0001 -0.04

Başlıksız yazı

Kemal Belgin

Düşündüm, taşındım, bu yazıma ne başlık veririm diye... Hem maç içinde “ya kazanırsak” diye ya da “kaybedip pazarın gündüz maçına kalırsak” diye. Ama kazansak da kaybetsek de bu maça başlık bulmak gerçekten çok zordu. Çünkü bu bir Dünya Şampiyonasıydı bundan evvelki yazılarımda belirttiğim gibi, içinde basketbolun sihirbazları NBA’cilerin de bulunduğu, Avrupa haritasının en babalarıyla Güney Amerikalıların en güçlüleri de vardı. Hemen bir ara yapayım sakın olaki kimse basketbolda ev sahipliğini çok önemli bir avantaj olarak bu büyük zaferin yanına koymasın.
Maça kötü başladık Sırp takımının en büyük özelliği tepeden tırnağa şutör oluşlarıydı. Zaten Dünya basketbol ekolleri içinde bu alanda birinci olan Sırplar, sonra da Litvanyalılar geliyordu. Potanın altında bizim uzunların galebe çalacağını iyi hesaplamış olacaklar ki, penetrelerden sonra adamsız kalan üç sayı çizgisinin dışındakilere pas yaparak bizi üçlükleriyle sallayıp durdular. Biz ise buraya kadar gelmenin gururu bir kenara, bu defa bundan daha öteye gidememenin telaşı, sıkıntısı içindeydik. “Ya atıp da sokamazsak”, “Ya kaybedip de finalden olursak” gibi olumsuzlukların prangaları, hem beynimize, hem ellerimize, hatta çabuklaşamayan ayaklarımıza bile vuruluyordu sanki. Ersan gibi bir oyuncumuz, hatta belli bir süre Hidayet, tıpkı bizim başkalarına yaptığımız katı ve sert savunmayla pasifize edileceklerdi. Ömer Onan ayakta kalırken, Kerem ile Ender de oyunun kopmasına engel oluşta hem şut cesaretleri, hem faul atışları, hem de penetreleriyle takımı ayakta tutuyorlardı. Ve Sırbistan maçı koparamadıkça, biz burnunun dibine sokulup, beraberliği de yakalayınca bu defa bizim neredeyse 35 dakika çektiğimiz sıkıntılara yakalanacaktı. Ve bu müthiş maçın son 1.5 dakikası Türkiye’deki kalp hastalarını sanıyorum ciddi şekilde tehdit etti. Tansiyonu, kalbi olmayanları da acaba doktor yoluna çıkardı mı çok merak ediyorum. Hele hele Kerem’in turnikesi, ardından 1 saniyeden de az kalmış bir süreçte topu kullanabilme hüneri gösterip, ama sayıyı atamayan Sırbistan‘ın eylemi vallahi ömrümüzden ne kadar aldı bilemem.
Şimdi dünya basketbol tarihinin ilk ve en büyük profesyonelleri olan koca Amerika Birleşik Devletleri’nde sanayi dalının ilk 10’u içinde bulunan NBA’in adamlarına karşı oynayacağız. Boynumuzda şimdilik gümüş madalya var, bugün sarıya boyarmıyız? Vallahi ben bu Hidayet ve arkadaşlarından korktum kardeşim.


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.