Referandum: yaban göz ve kem göz

Referandum: yaban göz ve kem göz

YABANCI basın organlarının referandum ertesindeki yorumlarını izlediniz mi?


Dikkat, genel olarak “yabancı” diyorum ve “Batı” kelimesini kasten kullanmıyorum.
Ben hepsini izledim. Lisanını anladığım medyayı internetten direkt olarak takip ettim.
Anlamadıklarımı ise Türk gazetelerinde yayınlanan tercümelerinden okudum.

İLKİN şunu belirteyim ki, İngiliz “Daily Telegraph” yayınlanan ve buram buram İsrail dezenformasyonu kokan “İran rüşveti” (!) asparagası bir yana, ne Şark’ta, ne Garp’ta ve ne Yaşlı Kıta’da, ne Yeni Dünya’da, “evet”i olumsuz değerlendiren tek organ çıkmadı.
İlaç için, numunelik olarak, mostralık niyetine bile tek bir tane dahi çıkmadı.
Hatta öyle ki, Sezar’ın hakkı Sezar’a, yukarıdaki İsrail’de yayınlanan “Haaretz” bile dobra dobra davrandı ve, “biz hoşlanmasak da Erdoğan’ın Türkiye’de Atatürk’ten sonra ikinci büyük lider olduğunu kabullenmemiz gerekiyor” yorumunu yapmaktan çekinmedi.
İbramoğullarında diğer kardeş Araplar arasında ise başyazısını konuya ayıran “Kûds-ül Arabî” önce, “gizli - açık askeri diktatörlüğü sonlandıran Erdoğan Türk demokrasisini derinleştiren bu büyük başarıdan dolayı tebrik hak ediyor. Biz de aynısını özlüyoruz” diyerek kendi kavmi adına hayıflandı. Sonra da “Türkiye’yi örnek alalım” diye bitirdi.
Katar’da yine Arapça neşredilen ve yine başyazısını halkoylamasına ayıran “Şark” da tıpı tıpına benzer bir dilek beyan etti.
“Türkiye referandumu aynı zamanda komşu ülkelerin onu örnek alabileceğini ve demokrasinin Doğu’ya kimlik tehdit etmeden yönelebileceğini kanıtladı” diye yazdı.
Bahreyn’in “Vasat”ı ise “meydan artık kışlanın değil meclisin” özetini yaptı.

GÖRDÜNÜZ, girişte dediğim gibi kasten Doğu’dan başladım ve Batı’yı geriye ittim.
Geriye ittim, çünkü istedim ki “hayırcı koalisyon” bünyesindeki o “öteki” düşmanı “ulusalcı blok” yine, “evet diyenler ABD ve AB emperyalizmi tarafından düzenlenen tuzağa düşmüş ‘saf’ (!) kitlelerdir. Batı’nın memnun olması da maddenin tabiatına uygundur” nakaratını hiç aralıksız tekrarlayan o karın ağrısı plağı gramafonda cazırdatmasın.
Vakıa biliyorum, yine cazırdatacaklardır. Nitekim TKP’sinden “Maocu”suna veya “mezhebçi devrimci”sinden “boykutçu bağımsızcı”sına, bilumum en “keskin sol”; yani aslında evrensel kıstaslara göre bilumum en “aşırı sağ”, 12 Eylül akşamı uğradığı hezimeti daha 13 Eylül sabahı aynı Batı’nın “komplo”suyla (!) açıklamaya başladı.
Eh n’apim, Allah akıl fikir ihsan eylesin ve de tez zamanda acil şifalara kavuştursun!

O halde ben de daha çok taviz vereceğim. Batı organlarında yayınlanan ve farklı siyasi eğilimlerine rağmen sanki sözleşmiş gibi, “evet”i Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından dev bir adım olarak niteleyen yorumlardan hiçbirini buraya aktarmayacağım.
“New York Times”i, “Le Monde”si, “Guardian”ı, “Repubblica”sı, “El Pais”i, “Welt”i falan, dilini anlayan internet ekranından okusun. Anlamayan da tercümesine baksın!
Peki de, Doğu’su ve Batı’sı; İslam’ı ve Hıristiyan’ı; sağı ve solu; Eski’si ve Yeni’siyle, evrensel skaladaki demokrasi, hukuk ve sivillik kurallarını kıstas alan bütün bir dünya medyası nasıl oluyor da referandum sonucuna tümüyle olumlu bakıyor? Niçin alkışlıyor?
Bunların hepsi mi ülkemizi hiç bilmeyecek kadar kör “cahil”dir?
Bunların hepsi mi ulusların siyasi evriminden ve toplumsal dönüşümünden bihaberdir? Ve bunların hepsi mi kalemini emperyalizme “satmıştır”? Hepsi mi Batı “uşağıdır”?
Hayatı kem gözlü komplo teorileriyle açıklayanlar tabii ki “evet” cevabı verecektir!
Oysa şükür, o kem gözlere tınmayan Türkiye’ye halkı o “evet” cevabını, yaban gözlü Arap gazetesinin “biz de aynısını özlüyoruz” diye imrendiği demokrasi tercihi için verdi!

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi