Diyanet’ten sinsi projeye tepki...        Suriye'deki olaylar -Ölü sayısı 41'e yükseldi  ...        Mısır'daki  seçimin ilk sonuçlara göre üç aday öne çıkıyor...        Ankara'daki camiler Regaip Kandili'nde doldu taştı...        Cumhurbaşkanı Gül, Google'ı gezdi...        Bakan Yıldırım'dan 'Haliç' açıklaması...        Medya İsrail taşeronu...        Memurun umudu Hakem’de...        KENZEK, HASTALIK ÖNCESİ SAĞLIK SİGORTANIZ.. ...          İzmir'de metrekareye 35 kilo yağış düştü...        Konut satışlarında düşüş...        Orhan Şam'dan Alex açıklaması...        
USD Alış 1.840 USD AlışUSD Satış 1.850 USD SatışEuro Alış 2.315 Euro AlışEuro Satış 2.330 Euro SatışAltın Alış 93.0920 Altın AlışAltın Satış 93.6400 Altın  Satış
 
 
4 Recep 1433

25 Mayıs Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Mustafa Erdoğan - Star
2010-09-25

Hem barış hem Anayasa

AKP hükümeti ile Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) arasında Perşembe günü gerçekleşen görüşme 12 Eylül referandumu sonrasının iç siyasetteki galiba en güzel haberi. Hakkâri “provokasyonu”ndan sonra iki parti arasında görüşme ihtimalinin zayıfladığı bir sırada tarafların bu iradeyi göstermesi gerçekten sevindirici. Bunda, PKK’nın 20 Eylül’de biteceğini daha önce duyurmuş olduğu “eylemsizlik”i bir süre daha uzatmasının ve hükümetin Öcalan’la dolaylı yollardan sürdürdüğü anlaşılan temasın da katkısı olsa gerek.
Bu gelişmeler Türkiye’nin geleceğine ilişkin iyimser ümitleri iki yönden besliyor. Kürt sorununun barışçı bir çözüme bağlanabileceğine ve Türkiye toplumu olarak sivil-demokratik bir anayasa yapabileceğimize ilişkin ikiz ümitleri... Bu iki meselenin bir arada düşünülmesi herhalde kimseye anlaşılmaz gelmiyordur. Gelmemesi gerekir, çünkü Türkiye’nin Kürt sorunuyla anayasa sorunu birbirinden ayrılamaz.

Sivil inisiyatife dayalı yeni bir anayasa Türkiye’ye sadece demokrasi için değil, toplumsal barış için de lâzımdır. Ne Kürt sorununu anayasal düzenlemeler de yapmadan nihai bir çözüme kavuşturabiliriz, ne de bu sorunu görmezden gelen bir anayasa sahici anlamda sivil ve demokratik bir anayasa olabilir. Sadece Kürtler için değil hepimiz için, özgürlük de barış da demokrasi de önemli ölçüde Kürt sorununun çözümüne bağlıdır.

Daha somut konuşursak, eğer gelecek seçim kampanyası aynı zamanda -hatta öncelikle- bir “yeni anayasa” kampanyası da olacaksa, bu iki bakımdan Kürt sorunuyla ilgili olacaktır. Bir kere, yöntem olarak, bu işte başı çekecek olan iktidar partisinin kendi seçmen tabanından daha geniş bir toplum kesiminin desteğini sağlaması gerekir. O zaman da, kemiyet bakımından değilse de keyfiyet bakımından, ilk akla gelmesi gereken Kürtlerdir.

Çünkü, bugünün Türkiye’sinde “ana damar”dan en fazla uzak konumda bulunan ve dolayısıyla bir arada var oluşun “yeni” anayasal çerçevesi üzerinde kendisiyle öncelikle uzlaşmaya varılması gereken topluluk Kürtlerdir. Elbette bunu anayasa-yapımı sürecinden Kürtleri -”Kürtler” olarak- dışlamak suretiyle sağlamaya çalışmak akıl kârı değildir. (Benzer bir durumun Alevi topluluğu açısından da söz konusu olduğunu hatırlatmak isterim.) Esasen, kendilerinin dile getirdikleri taleplerden anlaşıldığı ve son referandumun da gösterdiği gibi, yeni bir anayasanın gerekliliğine ikna olmaya en fazla açık ve hazır olan grup da Kürtlerdir.

Öte yandan, yeni anayasanın her halükârda Kürt sorununun çözümünü kolaylaştıracak veya ona zemin teşkil edecek bir içeriğe sahip olması gerekiyor. Bunun somut gereklerinin neler olduğunu daha önceki muhtelif yazılarımda dile getirmiştim. Burada şu kadarını söylemekle yetinmek isterim ki; bu “gerekler”in Türkiye’nin etnik-kültürel çeşitliliğini anayasal olarak tanımaktan, etnik imalar taşımayan yurttaşlık tanımına, oradan idari (hatta belki de siyasi) adem-i merkeziyetçi düzenlemelere kadar uzanan bir yelpazesi vardır.

Sonuç olarak, iktidar partisi ile BDP arasında başlayan ve devam etmesi beklenen görüşme trafiği Türkiye’nin birbirinden ayrılamaz olan iki temel meselesinin -Kürt ve anayasa meselelerinin- çözümü konusunda hepimizi ümitlendiriyor. Son günlerde CHP’den de bu ümidi besleyen mesajlar gelmesi elbette hayra alâmettir.

Nihayet, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik davası da bu ümidi pekiştiriyor. Açıktır ki, Kürt meselesinin çözümünü Avrupa standartlarıyla bağdaşan anayasal bir formüle bağlamadan Türkiye’nin Birliğe tam üyeliğe kabul edilmesini beklemek gerçekçi değildir.

 
 
 
  Henüz Yorum Yazılmamış
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Apo'ya da "Hayvan" diyebilecek misiniz?...
 
"Şeriat İslam mı?" 9 Son ...
 
Bid’at Meselesi...
 
SELAM
REGÂİP KANDİLİ...
 
"Besmele her hayrın başıdır!"...
 
Orhan Pamuk ödülün kıymetini bilemedi...
 
Erik 5 tl...
 
Kürtçüyseniz baştacı Mustazaf'sanız tu kaka?...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Kocatepe muhribimizi vuran da biz değil miydi...
 
Abdurrahman Dilipak SPAG ve S&P...
 
Ali Karahasanoğlu İthal kanunlardaki tartışma: Süt kardeşliği...
 
Yener Dönmez Başbakan'la Kazakistan'da...
 
Abdullah Büyük Farklı açılardan, farklı bir mesaj ...
 
Şevki Yılmaz Önce gönüllerimizi kilitlediler, sonra Ayasofy...
 
Yavuz Bahadıroğlu "Tazminatsa tazminat" mı?...
 
Merve Kavakçı İslam Bir ipte iki cambaz...
 
Serdar Arseven Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı ve Hakkı Öznur...
 
Hüseyin Öztürk Cami mimarisinde masonizm...
 
Ersoy Dede PKK'nın elindeki yurttaşlarımız...
 
Atilla Özdür İkinci 19 Mayıs......
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:37
Güneş
5:31
Öğlen
13:08
İkindi
17:04
Akşam
20:33
Yatsı
22:17
 
 BİR AYET
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.