Mahir Kaynak

Mahir Kaynak

Saadet Partisi

Saadet Partisi

Genelde farklı partilere yönelişin herbirinin dünya görüşü, yaşam biçimi hakkındaki düşünceleri olduğu kabul edilir. Gerçekte farklılığın iki temeli vardır ve diğerleri buna göre şekillenir. En önemli farklılık ülkenin izleyeceği dış politika, dünya üzerindeki konumu ve buna bağlı olarak izlenecek ekonomi politikalarıdır.
Bu açıdan bakıldığında Turgut Özal’ın ANAP’ı ile Mesut Yılmaz’ın ANAP’ı aynı parti değildir. Özal bölgesel bir güç olmak ve bu amaçla ABD ile ortak politikalar yürütmek isterken Yılmaz’ın yönü AB’ye ve bunun içindeki merkez ülkelere yönelikti.

Saadet Partisi’nde Erbakan ile Kurtulmuş arasındaki çekişmenin sebebi birbirinden farklı hayat tarzlarını savunmaları, biri daha dindarken diğerinin laik bir yaşamı benimsemesi değildir. Yani her ikisinin hitap ettiği kitlelerin ve herbirini destekleyenlerin dünya görüşleri birbirinin aynıdır. Öyleyse onları birbirinden ayıran nedir?

AK Parti ile Erbakan’cı Saadet arasında benzerlik yoktur. Geçmişte, ANAP’ta olduğu gibi, farklılıktan öte zıtlık içeren politikaları vardır. Mesela, Erbakan’cı bir yönetim olsaydı, ne küreselci bir ekonomik politika izlenir ne de bölgede ABD ile işbirliği yapılırdı.

Saadet Partisi’nin özelliği AK Parti’den herhangi bir nedenle uzaklaşanların diğer muhalefet partilerinin dünya görüşüyle uzlaşamamaları halinde bu partiye yönelmelerini sağlamaktı. Yani kaçan balıkların önüne serilmiş bir ağ görevi üstleniyordu. Eğer ülkede ekonomik ya da siyasi bir kriz yaşanırsa iktidar partisinden uzaklaşanlar burada toplanacaktı.

Böyle bir krizin yaratılması ise iç dinamiklere değil dışa bağlıydı ve dünya üzerindeki rekabetin bir sonucu olarak ortaya çıkıyordu.

Dünya görüşü ve izleyecekleri dış politika ve buna bağlı olarak yürütecekleri ekonomik politika açısından Kurtulmuş AK Parti’ye yakındı. Bu aralarında bir rekabet olmadığı anlamına gelmezdi. Rekabet sadece farklı politikalar uygulayacaklar arasında değil aynı politikaları uygulayacaklar arasında da olur. Ana istikamet aynı olsa bile konulacak bazı nüanslar farklılık imajı yaratabilir.

Bu açıdan bakıldığında Saadet Partisi içindeki ayrışma köklüdür ve taraflardan birinin tasfiyesiyle sonuçlanmak zorundadır. Yani tarafların uzlaşmaları beklenmemelidir. Eğer mücadeleyi Erabakan’cı kanat kazanır ve yeni bir parti kurulursa bu AKP’nin değil Saaadet’in rakibi olacak ve kaçan balıkları toplamak için kurulan ve başkasının ağına gitmesini engelleyen bir parti olacaktır.

Bu arada merkez sağı toparlayacak bir parti arayışı sürmektedir. DP bu oluşumu gerçekleştirmek değil engelleme görevi yapmaktadır. Geleneksel büyük sermaye, onun kontrolündeki medya ile böyle bir oluşum gerçekleşebilir ama olmuyor. Çünkü merkez sağın eski önderleri AK Parti’den şikayetçi değiller ve büyük sermaye ve medyasını CHP’ye yönlendiriyorlar. Yani değişen dünyaya uyan bir yapı yerine geçmişte kalan ve başarı şansı olmayan bir dünya görüşünü savunarak sonlarını hazırlamaları sağlanıyor ve böylece dünyadaki güç dengeleri ile uyumlu yürüyen politikalarımız devam ediyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mahir Kaynak Arşivi