19 Ocak 2017 Perşembe21 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.(Yûnus 13-14)
  • “İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!”Tirmizi, Zühd 35, (2350).
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:48Güneş 08:18Öğle 13:22İkindi 15:49Akşam 18:12Yatsı 19:37
    • 10°C Adana
    • 3°C Adıyaman
    • 2°C Afyon
    • 7°C Ağrı
    • 4°C Amasya
    • 0°C Ankara
    • 8°C Antalya
    • 2°C Artvin
    • 9°C Aydın
    • 7°C Balıkesir
  • BIST: 82.300 -0.58
  • Altın: 148,195 0.77
  • Dolar: 3,8298 1.58
  • Euro: 4,0711 1.09

Bu zengin kadının derdi ne?

Ahmet Kekeç

Merakımı muciptir: Ellerinde her kapıyı açacak “para” adlı etkili bir anahtar bulunan, zaten mutlu, zaten varlıklı, zaten “marifetli” insanlar neden bir de (ekstradan) örgütlenme gereği duyarlar?

Demokrasiyi çok sevdikleri için mi?

Sivil ve örgütlü topluma çok düşkün oldukları için mi?

Hegel’in ruhunu şad etmek için mi?

Ne için?

Hani, devlet kurumları dışında, zengin ve varlıklı sınıfın entelektüel meşruiyet sorununu çözecek kurumların (“kamuların”) var olması gerektiği savunulur ya...

Hegel de buna benzer laflar etmişti yanlış hatırlamıyorsam...

Bunun için mi?

Düşündüm taşındım, TÜSİAD adı verilen işverenler kulübünün mevcudiyetine teorik bir kılıf bulamadım.

Biraz cesur bir yazar olsaydım, “Ne demokrasisi, ne sivil toplum düşkünlüğü, ne entelektüalizmi kardeşim... Adlı adınca çıkar örgütü bunlar!” deyip işin içinden çıkardım.

Ümit Boyner’i dinliyorum.

Daha doğrusu, “özenle” izlemeye çalışıyorum.

Fakat kendisi, özenle izlenmeyi hak edecek “özende” biri değil.

Hayır, referandum sürecinde girdiği tuhaf ruh haletinden söz etmiyorum.

Fazlasıyla tuhaftı ve her fırsatta, her vesileyle “açıklama” yapan, eğitim öğretim işlerine el atan, katsayı meselesini dert edinen, İmam Hatipler ve meslek liseleri konusunda cabbar kesilen TÜSİAD’ın neden anayasa değişikliği konusunda suskun kaldığını izah edememişti.

Hakkını yemeyelim, arada sırada “demokrasi” diyor, “açıklık siyasetinden” bahsediyor, umut verici açıklamalar yapıyor ama bir yerden sonra tıkanıyor.

Fazla ileri gidememesinin bir nedeni olmalı diye düşünüyorum.

Psikolojik bir statüko duvarı mı var aşamadığı?

Nedir?

Kimden korkuyor?

Bu örgüt (yani TÜSİAD), eskiden gazete ilanlarıyla hükümet düşürürdü, Başbakan tayin ederdi, “kabine listeleri” hazırlardı, demokrasimize dahletmeyi kafasına koymuş darbeci takımına yol gösterirdi, “gümrük politikalarını” belirlerdi.

Daha da kötüsü, sermayenin çıkarlarını “ideolojik devletin çıkarlarına” tevhit etmişti ve devletin bir dediğini iki etmezdi.

Piyasa denilen bir şeyin varlığını çok geç keşfettiler.

Piyasa dışı kaldıkları için de, vaktiyle “sınıfsal ve ideolojik rezerv” koydukları Anadolu sermayesine geçildiler.

Dün Ümit Boyner’in TÜSİAD YİK Toplantısı’nda yaptığı konuşmayı izledim ve şaşırdım... “Yalan yanlış tezler üzerinden TÜSİAD’a saldırmanın dayanılmaz hafifliğiyle başları dönenler” diye başlayarak, sırasıyla hükümete, parlamentoya ve “tahsisli” olmayan sermayeye saydırıp durdu.

Kültürlü bir TÜSİAD Başkanımız var... Kavramların dünyasında geziniyor, laf arasında Milan Kundera’ya gönderme yapıyor, icabında esprili olunabileceğini gösteriyor ama meselenin bam telinin bu “yalan yanlış tezler” olduğunu kavrayamıyor...

Kavrayamadığı için de, “Sermayenin el değiştirmesinden ve coğrafyasından bahsedenler mi vizyonu olan Türkiye’yi kuracak?” diyerek, gerçek sıkıntısını ele veriyor.

Böyle olacak...

İstikbaldeki Türkiye’yi sermayenin el değiştirmesinden ve coğrafyasından bahsedenler kuracak.

Piyasanın doğrularına göre hareket edenler kazanacak, piyasa dışından neşet edenler, yani “devletten geçinmeyi” alışkanlık haline getirenler kaybedecek...

Bu kaderi artık hiçbir darbe konvansiyonu değiştiremez.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.