26 Eylül 2017 Salı6 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:23Güneş 06:48Öğle 13:03İkindi 16:22Akşam 19:04Yatsı 20:23
    • 28°C Adana
    • 31°C Adıyaman
    • 21°C Afyon
    • 22°C Ağrı
    • 21°C Amasya
    • 16°C Ankara
    • 27°C Antalya
    • 22°C Artvin
    • 25°C Aydın
    • 23°C Balıkesir
  • BIST: 103.929 1.62
  • Altın: 148,575 -0.66
  • Dolar: 3,5497 0.03
  • Euro: 4,1792 -0.57

“İti Öldürene Sürütürler”

Cemal Nar

Pes doğrusu!

Bu seviyesizlik yakışmasa da yaşanıyor maalesef.

“Başörtüsü” ile “türban” farklı imiş.

Hadi bakalım başlayın tartışmaya…

Bir çözüm konuşuluyor ya, “acaba hangisine” imiş bu çözüm…

İhtilaf çıkar, kavga oluştur ve çözümü önle.

Ne geçer eline?

Fatih Çekirge yazıyor: “Bu diyalogdaki en önemli detay ise Başbakan’ın “Başörtüsü”, Kılıçdaroğlu’nun ise “Türban” ifadesini kullanmasıydı. Bu ayrışma yeni anayasa görüşmelerini kilitleyebilir.”

Öyle olsun mu istiyorsun?

Yem mi atıyorsun happana?

Hırsızın aklına kendir düşürüyor aklınca.

Devam ediyor: “Bazı gazetelerde Başbakan’ın Kılıçdaroğlu’na “Türban değil başörtüsü” dediği, Kılıçdaroğlu’nun da “Peki öyleyse başörtüsü olsun” cevabını verdiği, yani türban ayrımından vazgeçtiği yolunda haberler çıkmıştı. Eğer CHP lideri bu ayrımdan vazgeçtiyse yeni anayasadaki başörtüsü tanımlaması başka bir anlam kazanacaktır.”

Ne demek istiyor?

“Nerdesiniz ey CHP’liler, bağırsanıza “istemezüüük” diye?”

Kışkırtmaya bakınız siz!

Devam edelim yazısına: “Bu ince ama çok önemli ayrıntıyı CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na partisinin Genel Merkezi’nde doğrudan sordum:

“Başbakan başörtüsü diyor siz türban diyorsunuz. Belli ki bu ayrım anayasa görüşmelerinde etkili olacak. Siz başörtüsünü türbandan nasıl ayırıyorsunuz?”

Kılıçdaroğlu belli ki bu soruyu uzun süre düşünmüş.

Büyük bir hızla ve kesinlikle cevap veriyor:

“Ben Sayın Başbakan’la görüşmemde türban kelimesini kullandım. Ben türban diyorum çünkü başörtüsü ile türban birbirinden farklıdır. Aralarındaki temel fark başörtüsü geleneksel bir örtüdür, Anadolu kadınının başını örttüğü ancak örterken ‘Aman saçımın hiçbir teli görünmesin’ kaygısı taşımadığı bir örtüdür. Başörtüsü başı örtüyor ancak saçları tamamen kapatmıyor. Türban ise saçları tamamen kapatmak için kullanılıyor.”

Yazar buraya kadar olanlardan memnun. Verdiği gaz işe yaramış gibi.

Ama Kılıçdaroğlu’nun şu sözü öyle mi ya?:

“ Bu arada şunu söylemeliyim ki ben türban takana da saygı duyarım. Onun tercihidir.”

Çekirge burada çuvallıyor artık ve zehrini kusuyor:

“Kılıçdaroğlu’nun bu sözleri açıkça gösteriyor ki, yeni anayasa görüşmelerinde kilit mesele türban ve başörtüsü arasındaki tanımlama farkında ortaya çıkacak.”(*)

Ülkenin bütün sorunları, sözüm ona bu tür çağdaş aydınların çarpık kafasında yatıyor malesef.

Diyanetin dilinde tüy bitti “başörtüsü Allah Teâlâ’nın emridir” diye diye.

Yok, saçının bazı telleri gözüküyormuş veya gözükmüyormuş, bu onun dini bir emir olmasını ortadan kaldırır mı? Başını “başörtüsü” gibi bağlayanlar, bunu Allah’a savaş açtıkları için mi, ya da din istediği için değil de, örf olduğu için mi böyle yapıyorlar yani? Ne alakası var?

Hem size ne yahu?

Başın öyle veya böyle örtülmesi sizi ne ilgilendirir?

İbadeti yaparken tam veya kusurlu yapması, yapana ait bir keyfiyettir, sevabını veya cezasını vermek size mi kalmış?

Size düşen onun giyim kuşam özgürlüğüne saygılı olmaktır, en azındankarışmamak, ilgilenmemektir, dediğiniz gibi eğer insan haklarına saygılı iseniz. Kılık kıyafet özgürlüğüne sahip çıkmaktır eğer çağdaş iseniz.

Bu bir onur ve ilke meselesidir aynı zamanda.

Kılık kıyafet özgürlüğüne saygı, onurlu ve ilkeli insanlar kadar zıddını da ortaya çıkaran bir nişane olmaya devam ediyor ne yazık ki.

Ancak bu saçma sapan kanunsuz yasak, kamuoyunda bitmiştir. Cumhurbaşkanı ve başbakan’ın eşleri için Ankara’da mahkemeye açılan davadan, “başörtüsünü yasaklayan bir kanun yoktur” diye çıkan takipsizlik kararı malumdur.


Mahkemeler bile başörtüsü yasağı gibi bir şeyin olmadığını tescil etmiştir artık. Ortada fiili bir zulüm vardır, fiilî bir eşkıyalık vardır. İnşallah vesayet rejimi son bulur ve ülkede hukuk hakim olur da, bu kanunsuzluğun failleri Ergenekon gibi yargıya davet edilirler.

Biz, kim olursa olsun, meydanda kalan bu zulmün leşini ortadan kaldıranları ayakta alkışlamaya hazırız.

Eğer bunu CHP yaparsa daha iyi olur. Zira atalar “iti öldürene sürütürler” demişlerdir.

Galiba öyle de olacaktır.

Çekirgeler istemese de…



(*)http://www.hurriyet.com. tr/yazarlar/15919802.asp? yazarid=174&gid=61&hid=15919957

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.