22 Ocak 2017 Pazar23 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:46Güneş 08:16Öğle 13:23İkindi 15:52Akşam 18:16Yatsı 19:40
    • 6°C Adana
    • -1°C Adıyaman
    • -4°C Afyon
    • 4°C Ağrı
    • -6°C Amasya
    • -7°C Ankara
    • 7°C Antalya
    • -4°C Artvin
    • 3°C Aydın
    • 1°C Balıkesir
  • BIST: 83.067 0.93
  • Altın: 146,530 -1.16
  • Dolar: 3,7912 -1.01
  • Euro: 4,0490 -0.54

"Halkçı"ların derin yanılgısı!

Haşmet Babaoğlu

Türkiye'den konuşuyorduk. Genç arkadaşım sabahlara kadar konuşmaya hevesliydi. Bir ara kaşlarını çattı! Ve sözcüklerin üzerine basa basa "halkçı olmak, her şeyden önce halkın yoksulluğunu kavramak, o yoksulluğu kendi canında hissetmektir" dedi.
"Evet ama yetmez!" dedim. "Hatta bu tavrın seni halktan uzaklaştırabilir!"
Ona sorarsan, solcuydu!
Ülkemize özgü sol, sosyal demokrat ve ortanın solu siyasetlerinin gelenekselleşmiş tavrının gencecik uzantısıydı.
Ama güzel yanı henüz hislerini sloganlar ve basmakalıp yargılarla dondurmamış olmasıydı.
Durdu önce, sonra "Nasıl yani?" diye sordu.
"Şöyle..." dedim; "gerçekten halkçılık diye bir şey varsa, halkın zenginliğine bakmakla, o zenginliği kavramakla başlar! Bu yaşıma geldim, artık anladığım budur!"
***

Fark etmişsinizdir, resmi halkçılık üzerine...
Bizim yakın tarihimizde "halkçı" olmakla "halktan" olmak arasındaki farklar üzerine...
Yeni bir halkçılığın imkânları var mı, sorusu üzerine...
Kâh açık açık, kâh lafı dolandırarak yazmaya başladım ya...
Genç arkadaşımla sohbetimizin bu vurucu yanını sizlere de aktarmam şart oldu.
Çünkü çok temel bir "takıntı" ya, hatta temel bir "engel"e işaret ediyor.
Nedir o engel?
Halkı yoksulluktan ibaret saymak!
Yani, o çok derin sol yanılgı!
Yoksulları değil, alttan alta "yoksulluğu" seven solculuk yani!
***

Ne garip! Solla ilgisi falan pek yok ama Kılıçdaroğlu bile partisinin bürokratik kliğinden farkını göstermek istediğinde sürekli yoksulluktan ve yoksullardan dem vuruyor.
Ama sonrası gelmiyor.
İçi dolmuyor!
Halk yoksul! Doğru. Bazı kesimlerde yoksulluk gitgide derinleşiyor! Doğru!
Ama bardağı doldurmak için yokluk değil, "varlık" gerekir! Uzun sözün kısası, halkın maddi yoksulluğu kadar manevi zenginliğini de bileceksiniz!
Halkçılık 1930'lar, 1940'larda halkın "okul bilgisi"nden uzaklığını "cehalet" sanıyordu. Sonunda kafalarını duvara çarptılar. Şimdikiler de yoksulluğun ezdiği kitlelerin ruhunu, kültürünü, ufkunu da yoksul sanıyor!
Bu yanılgı nasıl sona erecek?
Tartışmaya değer!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.