23 Mayıs 2017 Salı26 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükafatlandıracağız. Ankebût, 29/7
  • “Allah’ım! Senden iman içinde sağlık, güzel ahlâk içinde iman, peşinden rahmet, âfiyet, mağfiret ve rıza gelen bir kurtuluş istiyorum.” (Hakim, "De’avat", No: 1919)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:41Güneş 05:33Öğle 13:08İkindi 17:03Akşam 20:30Yatsı 22:13
    • 16°C Adana
    • 13°C Adıyaman
    • 8°C Afyon
    • 9°C Ağrı
    • 9°C Amasya
    • 7°C Ankara
    • 17°C Antalya
    • 13°C Artvin
    • 13°C Aydın
    • 14°C Balıkesir
  • BIST: 96.400 1.32
  • Altın: 144,302 -0.16
  • Dolar: 3,5616 -0.74
  • Euro: 4,0009 -0.40

Müslümanım, İslamcı Değilim...

M. Şevket Eygi

* Dinim İslam'dır, Müslümanım elhamdülillah. İslamcı değilim.

* İtikad ve amelde Ehl-i Sünnettenim, Ehl-i Sünnetçi değilim.

* Fıkıhta Hanefî mezhebini takip ederim, mezhepçi değilim.

* (X) tarikatı muhibbiyim. Diğer bütün turuk-i aliyyeye sevgim ve hürmetim vardır. Şeriata, İslam zâhirine bağlı ve mutabık olmak şartıyla hepsini "Tarikat-ı Muhammediyye" olarak kabul ederim. Tarikatçı değilim.

* İslama, İmana, Kur'ana, Sünnete, Şeriata, İslam ahlakına hizmet eden bütün cemaatleri beğenirim. Cemaatçi değilim.

* İslam'ın kâmil, mükemmel, mükemmil ilahî din olduğunu bilirim ve inanırım. Dinde reform, yenilik, değişiklik yapılmasını asla kabul etmem.

* Şeriat-ı Garra-i Ahmediye'ye can u gönülden bağlıyım. Şeriatlıyım, Şeriatçı değilim.

* Mutlak müctehid derecesine yükselmiş mezhep imamlarının, büyük ve gerçek müctehidlerin ictihadlarına saygı beslerim. Reformcu, bid'atçi, nevzuhur, türedi, itikadı bozuk sahte müctehidlerin naylon ictihadlarını asla kabul etmem.

* Peygamber efendimizi (Salat ve selam olsun ona) gelmiş geçmiş ve gelecek insanların en büyüğü, İnsanoğlunun Seyyidi, Büyük Önder, Büyük Kurtarıcı, En Büyük Rehber ve Kılavuz olarak kabul ederim. Gerçek İslam büyüklerini onun halifeleri, vekilleri ve vârisleri olarak görürüm.

* Şeriata aykırı her şeyin heder olduğunu iyi bilirim.

* İmana, İslama, Kur'ana, Sünnete, Şeriata, Ümmete Allah rızası için ihlasla hizmet edenleri çok sever, çok takdir ederim.

* Din ve mukaddesat sömürüsü yapanları, karı satanlardan daha alçak ve rezil görürüm ve onlardan nefret eder, uzak dururum.

* Allah için, Din için, Kur'an için hizmet edenlerin ücretlerini ve mükafatlarını Allah'tan beklediklerini; yaratıklardan ücret, para, ödül istemediklerini ve almadıklarını iyi bilirim.

* İnsanın ve bahusus bir Müslümanın en büyük düşmanının kendi nefs-i emmâresi olduğunu kesinlikle bilirim.

* Şu âhir zamanda İslam'a ve Muhammed Ümmetine en büyük zararı din sömürücüsü veya cahil kötü Müslümanların verdiğini bilirim.

* Ribanın Kitabla, Sünnetle, icmâ-i ümmetle kesin şekilde yasaklanmış, haram kılınmış bir muamele olduğunu, ribaya helaldir veya caizdir fetvasını verenin küfre düşeceğini bilirim.

* İslam'ın temel ve zarurî farzlarından ve şartlarından birinin istikamet (doğruluk dürüstlük) olduğunu bilirim.

* Bir mü'minin kalbinde Allah, Resulullah, Kur'an sevgisi ile Tâğut ve Deccal sevgi ve bağlılığının birlikte olmayacağını bilirim.

* İslam dinini, Kur'anın, Sünnetin israfı (savurganlığı) yasak ve haram kıldığını çok iyi bilirim. Müsrifleri (israf yapanları) elimden geldiği kadar uyarmaya, olumlu şekilde tenkit etmeye çalışırım.

* Haram yollarla kazanılmış servetlerin Cehennem ateşi olduğunu bilirim. Böyle haram, kara, necis servetlere tâlib olanların ve haramla zenginleşenlerin beyinsiz, sefil, alçak, rezil, münafık, şerir, şaki kişiler olduklarını bilirim.

* Riyaset (başkanlık, makam mevki) hırsının cinsel şehvetten 360 derece kuvvetli bir hırs ve şehvet olduğunu bilirim.

* Şükrü eda edilebilen az bir malın (ve paranın), şükrü eda edilemeyen çok mal ve paradan hayırlı olduğunu bilirim.

* Meddahlığın (övücülüğün), yalakalığın, yağcılığın, dalkavukluğun çirkin ve mezmum (kötülenmiş) bir ahlak olduğunu, Resûl-i Kibriya aleyhi ekmelüttahaya Efendimizin "Meddahların suratlarına toprak saçınız" buyurmuş olduğunu bilirim.

* Müslüman fakirlerin, Müslüman miskinlerin, gurbette perişan olmuş mültecilerin, açların, bîilaçların, borç altında ezilenlerin hakkı olan zekatlar; Kur'ana ve Şeriata aykırı şekilde toplayanların hain ve merdut olduklarını bilirim.

* İman kardeşi olan Müslümanlardan yüz çevirip kâfirleri dost ve velî edinenlerin sapık olduklarını bilirim.

* Hazret-i Muhammed'in daveti kendilerine ulaştığı halde; İmanı, İslam'ı, Kur'anı red, inkar ve tekzib edenlerin ve bu halde ölenlerin ehl-i necat ve ehl-i Cennet olmadıklarını, Cehennemlik olduklarını bilirim.

* Ömürleri ölümlerine iman ile bitişen kimselerin, günahları yüzünden bir müddet Cehennemde yansalar bile lütf-i ilahî ile oradan çıkartılıp Cennete konulacaklarını bilirim.

* Bir mü'minin, inanç konusunda en büyük vazifesinin "Tashih-i itikad" olduğunu bilirim.

* Allahü tealanın kemal sıfatlarla sıfatlı ve noksan sıfatlardan münezzeh olduğunu bilirim. O'nun zamandan, mekandan, inmekten, çıkmaktan, oturmaktan, insanlar gibi eli, ayağı, yüzü olmaktan, cihetten, yaratıklara benzemekten münezzeh olduğuna inanırım.

* Rab olarak Allah'ı, Nebî olarak Hz.Muhammed Mustafa'yı, din olarak İslam'a, Kitab olarak Kur'anı, Ümmet olarak İslam Ümmetini, Şeriat olarak Muhammed Şeriatını kabul ve tasdik ederim, onlardan razıyım.

* (İkinci yazı)

Cehenneme Kadar Gitsin!

TARİKATLAR, cemaatler yargıya, bürokrasiye, üniversitelere, ordu hariç bütün temel kurumlara sızıyormuş... Bundan daha tabiî ne olabilir?Zaten sızmıyorlar, giriyorlar, yasal şekilde kadrolaşıyorlar.

Masonlar, dinsizler, Sabataycılar, Kriptolar, Rafızîler sızarken iyi, Müslümanlar sızarsa kötü. Bu adamlarda eşitlik kavramının zerresi yok.

Hani din bir vicdan işiydi... Bir tarikata, dinî bir cemaate mensup olmak bir vicdan işi değil midir?

Atatürkçülerin en büyük çelişkisi Masonluk meselesindedir. Atatürk Mason localarını kapatmıştı. Bir insanın hem Atatürkçü, hem Mason olması mümkün müdür?

Onların ikinci büyük çelişkisi hem Atatürkçü, hem de Nâzım Hikmet âşığı olmalarıdır. Atatürk ile Nâzım'ı, bir kazana koysalar, kırk yıl kaynatsalar yine de bağdaşmaz ve uyuşmazlar.

Türkiye'de islamî tarikatlara karşı olanlar ikiye ayrılır: Dinsizler ve bir kısım dinciler.

Dinsizler malumdur, dincileri sayayım:

1. Vehhabîler ve Selefîler tasavvuf tarikatlarına kökten, temelden karşıdır. Tarikat Müslümanlarına müşrik ve kafir, tarikat evliyasına evliyaurrahman derler.

2. Bazı reformcu, değişimci, bid'atçi, Fazlurrahman'ın Tâtiliye mezhebi taraftarı ilahiyatçılar da karşıdır.

3. Kemalist ilahiyatçılar da karşıdır.

4. Aktivist İslamcılar karşıdır.

Devleti ve ülkeyi tarikatlar ele geçiriyor, laiklik elden gidiyor yaygaraları hezeyandan ibarettir.

Elden giden vesayet demokrasisidir, resmî ideolojidir. Sabataycı ve Kripto sistemidir.

Benim için tek endişe, Ehl-i Sünnet İslamlığından ayrılmış bir topluluğun güçlenmesidir.

Kur'ana, Sünnete, icmâ-i ümmete, ahkam-ı şer'iyeye, İslam ahlakına bağlı tarikatlar, cemaatler, gruplar ne kadar çok çalışır, ne kadar adam yetiştirir, ne kadar hizmet ederlerse ben de o kadar sevinirim.

Dinsizlik elden gidiyormuş. Cehenneme kadar gitsin

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.