20 Temmuz 2017 Perşembe26 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:50Güneş 05:42Öğle 13:18İkindi 17:13Akşam 20:40Yatsı 22:23
    • 33°C Adana
    • 39°C Adıyaman
    • 27°C Afyon
    • 33°C Ağrı
    • 27°C Amasya
    • 30°C Ankara
    • 31°C Antalya
    • 23°C Artvin
    • 36°C Aydın
    • 29°C Balıkesir
  • BIST: 107.217 -0.19
  • Altın: 140,822 0.21
  • Dolar: 3,5243 0.07
  • Euro: 4,0982 1.01

Referandum yeni bir dönemin başlangıcıdır

Abdulkadir Özkan

Batı dünyası kendi kültür değerleri çerçevesinde tarihi Milattan önce ve Milattan sonra diye ikiye ayırmıştır. Asıl maksat olayların takibini kolaylaştırmak olabilir. Milat, Hazreti İsa'nın doğumunu sıfır kabul eden Hristiyan kültürünün bir ürünüdür ve ona göre olayları bir tarih sırasına göre dizmek demektir. Kısacası Batılıların her şeyi kendilerine göre düzenlemelerinin bir yansımasıdır. Bizde de Batı'ya benzemek adına hicri takvim bırakılarak miladi takvim kabul edilmiştir.

Yakındoğu, Ortadoğu ve Uzakdoğu tasnifi de Avrupalıların kendilerini merkez kabul eden anlayışlarının bir ürünü değil midir? Her ne ise Batılılaşma sevdasına kapılmış tüm ülkelerde Batılların tasnif ve değerlendirmesini kabul etmiş, ona göre düşünmeye başlamışlardır.

Bu sebeple bizde de toplumsal değişim ve dönüşümlerin başlangıcı kabul edilen olaylarda genellikle milat olarak nitelendirilir. Maksadım Batılı anlayışa göre bir değerlendirme yapmaktan çok anayasa değişikliğine halkımızın yüzde 58'inin evet oyu kullanmasının sonuçlarını ifade bakımından hiçbir şeyin artık referandum öncesine benzemeyeceğini, ortaya çıkan halk iradesi karşısında dayatmacı zihniyetlerin hiç olmazsa kendi kendilerini yeniden gözden geçirmelerini sağlayacağına vurgu yapmaktır.

Çünkü, siyasi iradeyi devre dışı bırakan, halka karşı hiçbir sorumluluğu olmayan bazı kurumların yeniden yapılandırılması gündeme gelmiştir. Yani bundan böyle şimdiye kadar teşekkül eden irade bundan böyle özgürlüklerden yana oluşabilir. Söz gelimi Anayasa Mahkemesi'nin yeni oluşan üye yapısı ile çoğunluk iradesi halk iradesini dışlayıcı ve yok sayıcı değil, halk iradesini pekiştirici yönde oluşabilir. Aslında yüksek yargının hiçbir siyasi gücün güdümünde olmaması gerekir. Dün karşı çıktığımız bazı kararların bugün de bir başka siyasi iradenin tasdikçisi konumuna girmemesini istemek doğru olandır. Hukuku, özgürlükleri yok sayan bir anlayış dün nasıl yanlış idiyse bundan böyle de benzer anlayışların ortaya çıkması o kadar yanlış olur.

Kısacası, artık özgürlüklerin gelişmesi ve teminat altına alınması yönünde gelişmeler söz konusu olacaktır. Bir diğer ifade ile kutsal devlet anlayışı halk iradesinin bir takım kurumlar yoluyla devre dışı bırakılması geride kalmıştır.Gönlümüz böyle olmasını arzu ediyor.

Artık Anayasa Mahkemesi üyeleri üzerinde bir takım güç odakları eskiden olduğu gibi baskı uygulayamayacak, baskı telefonları açamayacaktır. En azından bu mekanizmaları işletmek eskiye göre zor olacaktır. Osmanlı'dan bu yana oluşmuş bir takım güç odaklarının bir anayasa değişikliği ile tavır değiştirmesini beklemek elbette gerçekçi olmaz. Öncelikle bir anlayış değişimine ihtiyaç vardır ki bu da zaman ister. Kişi ve toplumların düşüncelerinin ve anlayışlarının akşamdan sabaha değişmesi mümkün değildir. Bu bakımdan yeni duruma karşı direniş bile sergilenecektir. En azından konumlarını kaybetmemek için bu direniş gündeme gelecektir. Ancak, zamanla ve sabırla bu toplum özgürlüklerin hakim olduğu, temel insan haklarının her fert için teminat altına alındığı bir ülkeye kavuşmak mümkün olacaktır. Bu yolda yürürken geçmişin yanlış uygulamalarına karşı öfke ve intikam duygusu ile yaklaşmamak gerekiyor.

İnsanımız tüm farklılıklara rağmen bir arada yaşamak zorunda olduğunun bilinci ile hareket etmeyi içine sindirdiği an değişim daha hızlı gelişecektir. Aksi halde herkes benim gibi düşünsün, benim gibi inansın anlayışının devamı durumunda anayasa değişikliği değil, yeni bir anayasanın yapılması bile toplumsal huzuru sağlamaya yetmeyecektir. Zaten anayasa ve yasalardan ziyade insanların anlayışı önemlidir. Bugünkü anayasa ve yasal düzenlemeler içinde bile kafalarımızda insan hakları ve özgürlüklere saygıyı yerleştirebilmiş olsak sıkıntılar ortadan kalkabilir. Çünkü anayasa ve yasaları uygulayanlar da insanlardır. Bu uygulayıcılar için ölçü temel insan hak ve özgürlükleri olduğu an sorun çözülmüş olacaktır. Ama benden başkasının yaşa hakkı olamaz anlayışı bir takım kurumlarda hakimiyetini sürdürdüğü sürece toplumsal değişim daha ağır ilerleyecektir. Buna rağmen artık kutsal devlet dayatmacıları eski direnişlerini sergileyemeyecek, hiçbir şey referandum öncesi gibi olmayacak, olamayacaktır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.