18 Ekim 2017 Çarşamba27 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:46Güneş 07:12Öğle 12:56İkindi 15:56Akşam 18:28Yatsı 19:47
    • 15°C Adana
    • 12°C Adıyaman
    • 7°C Afyon
    • 2°C Ağrı
    • 3°C Amasya
    • 2°C Ankara
    • 16°C Antalya
    • 7°C Artvin
    • 13°C Aydın
    • 6°C Balıkesir
  • BIST: 106.991 0.49
  • Altın: 151,481 -0.24
  • Dolar: 3,6762 0.88
  • Euro: 4,3196 0.38

Dar Kafalılar

M. Şevket Eygi

Yer sofrasında yemek yemek gericilikmiş... Yer yatağında yatmak da öyle...Medeniyette, teknikte, ilerlemekte dünyaya örnek olan Japonlar tümden gerici öyleyse...

Yahudilerin cumartesi hafta tatili yapmaları, Hıristiyanların Pazar günü tatil yapmaları gericilik değil, Müslümanların Cumanın hafta tatili olmasını istemeleri gericiliktir onlara göre.

Bir buçuk milyar nüfuslu Çin'in, Japonya'nın, Hindistan'ın kendi millî alfabeleriyle yazıp okuması, ilerlemesi suç değildir ama Müslümanların kendi millî alfabeleriyle yazmak okumak istemeleri ağır suçtur.

Demokrasinin, insan haklarının, hukukun üstünlüğünün anavatanı olan İngiltere'de yaşayan milyonlarca Müslüman kadın ve kızdan isteyenin başını örtmesi, tesettür kıyafetine girmesi orada çok normaldir de aynı şey bizde gericiliktir, çağdışılıktır.

İngiltere'de lâiklik yoktur, din devlet birlikteliği vardır, orada hükümdar hem devletin, hem de millî kilisenin başıdır. Birleşik Krallıkta lâiklik olmadan da pekâlâ demokrasi olur, insan haklarına riayet olur, hukuk olur ama bizde olmazmış.

Dünyanın en tutucu, en fanatik, en militan, en agresif, en hoşgörüsüz, en dogmatik, en dar kafalı insanları Türkiye'nin inatçı çağdaşlarıdır.

Dar kafaları, ideolojilerin vatandaşlara empoze edilemeyeceğini hâlâ idrak etmemiştir. Müslümanlıkta "Lâ ikrahe fi'd-din=Dinde zorlama yoktur" prensibi vardır ama İslâm karşıtı sözde ilericilerde, sözde çağdaşlarda böyle bir ilke mevcut değildir.

Atatürk'ün ölümünden sonra çıkartılmış Kemalist ideolojiyi din gibi benimsemişlerdir. Bütün halkın da benimsemesini isterler.

Onlara göre uygarlık içki içmek, kadınları ve kızları açık saçık gezdirmek, dans etmek, balolar tertiplemek, karma eğitim yapmak, her yere heykeller, büstler dikmek, 1928'den önce basılmış ve yazılmış kitapları okuyamamak gibi şeylerdir. Bizim gibi bir doğu milleti olan Japonlar medeniyeti böyle anlamış olsalardı bugünkü güce, zenginliğe, üstünlüğe sahip olabilirler miydi?

Onlara göre Müslümanların beş vakit namaz kılması, dindar kadın ve kızların tesettüre girmesi, seks konusunda serbestlik olmaması hep gericiliktir.

Batıl fikirleri, ideolojileri, sahte dinleri, çarpık medeniyet anlayışları onların olsun. Bizim dinimiz ve medeniyetimiz de bize olsun. İnançlarımıza, dinimize, ahlâk sistemimize karışmasınlar. Ülkede sosyal barış ve uzlaşma olması için çalışsınlar. Hepimizin malı olan ülke bütününü kendi meyhaneleri ve çiftlikleri yapmaya çalışmasınlar, ideoloji konusunda bize baskı yapmasınlar. Bizim dinimiz ve medeniyetimiz bizim, onların ideolojisi ve uygarlığı onların olsun.

* (İkinci yazı)
MÜSLÜMAN KESİMDE ÇALKALANMA

MÜSLÜMAN kesimde çalkalanmalar, kaynaşmalar, hareketlilik görülüyor. İleride bazı faylar çatlayıp kırılabilir, depremvâri hadiseler, akıl almaz gelişmeler olabilir.

Müslüman kesimin içi casus, ajan, provokatör, yönlendirici, istihbaratçı kaynıyor.

Telefonlar dinleniyor, gizli kameralar kayıt yapıyor, bilgisayarlar tecessüs ediliyor, dosyalar hazırlanıyor.

Rahatsızlık veren bazı kimselerin susturulması için planlar yapılıyor.

Susturulmak istenen kimselerin özel ve mahrem hayatları inceleniyor, ayıpları ve günahları tespit ediliyor. Hîn-i hâcette (ihtiyaç duyulduğunda) bunların dosyaları pazara çıkartılacaktır.

Bu maksatla büyük paralar harcanıyor.

Kimler yapıyor bu işleri? Nereden bulunuyor bu paralar?

Bu yapılanlar hukuka ve adalete uygun mudur?

Ahlâka uygun mudur?

Bilgeliğe uygun mudur?

Başkalarının özel hayatlarını, gizli günahlarını, pisliklerini araştıranlar tertemiz insanlar mıdır?

Bu yapılanlar insan haklarına, demokrasiye uygun mudur?

Şu anda Türkiye'nin en güçlü kurumları tarikatlar ve dinî cemaatlerdir. Birileri bunları yönlendirmek, ele geçirmek, kontrol altına almak, kendi şahsî emel ve ihtirasları uğrunda kullanmak istiyor.

Bazı dinî kuruluşlar milyarlarca dolarla oynayan holdingler haline gelmiştir. (İslâma, Kur'âna, Sünnete, ahlâka uygun çalışan ve hizmet veren kuruluşları tenzih ederim...)

Bazı İslâmî toplulukların Siyonistler ve Haçlılar ile işbirliği yaptıklarına dair yaygın söylentiler vardır.

Bazı tarikatlarda ele geçirme kavgaları olduğu söyleniyor.

Büyük rantlardan bahsediliyor.

Bu işlerin içinde çeşitli istihbaratlar, baskı grupları olduğu söyleniyor.

Bakalım önümüzdeki günlerde, haftalarda, aylarda hangi sürprizlerle karşılaşacağız?

Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.