Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

CHP yok olmaya mahkumdur!

CHP yok olmaya mahkumdur!

CHP çizgisinde bir partinin olmasına tahammülsüzlüğümden kaynaklanmıyor benim derdim, daha fazla Atatürkçü olsunlar, daha solda dursunlar, Ergenekon’un avukatlığına soyunsunlar, umurumda değil. Benim derdim ayırımcılık, hukuksuzluk, bana ve millete yapılan saygısızlıkla ilgili.. Kaldı ki, CHP çağdışı, muhafazakar bir parti. Hâlâ 19. YY sonlarında, savaş yıllarında tartışılan kavram ve kurumlarla 21. YY’ın anlaşılması ve muhtemel sorunlara çözüm aranması ne kadar makul ve mantıklı bir çaba olabilir ki!
DSP Genel Başkan Yardımcısı Önder Aksakal, partisinin Kütahya İl Teşkilatınca düzenlenen ''Bülent Ecevit'i Anma ve Anlama'' adlı konferansta, Türkiye'de siyasetin yeniden şekillendirildiğini, ''sol, sosyal demokrasi, demokratik solculuk, milliyetçilik, ulusalcılık, Türkiye sevdalılığı kavramlarının ortadan kaldırıldığını'' savundu ve ''Özünde Cumhuriyet'in de temel ilkeleri olan sahip olduğu okları birer birer yok eden CHP, büyük bir şaşkınlıkla şimdi de Demokratik Sol'a göz dikmiş görünüyor'' dedi. Aksakal, Ecevit'in, “CHP'nin vakfa dönüştürülmesini ve tarihteki yerini almasını arzuladığını” dile getirdi ve ardından, ''CHP'nin ülkeye bir yararı olabileceğine inansaydı DSP'yi kurar mıydı?” diye konuştu.
Hatırlarsanız Mayıs 2010’da Baykal’ın istifasının ardından Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay da “CHP kapatılsın, müze ya da vakıf olsun” demişti. 4 Şubat 2005’te bu fikri ilk dile getirenlerden biri de İstanbul Milletvekili Zülfü Livaneli idi. O günlerde “CHP vakıf olsun” diyen Livaneli’ye Baykal sert çıkmıştı. Ben, yıllardır, ısrarla, “Cumhuriyet” adıyla başlayan bir parti olamayacağını söylüyor ve “Cumhuriyet Savcısı”, “Cumhuriyet Merkez Bankası” gibi bir “Cumhuriyet (…) Partisi” olamayacağını savunuyorum. Bana göre CHP “Cumhuriyetçi Halk Partisi” olarak adını değiştirtmek zorunda.
Konuyla ilgili bir diğer itirazım ise, “Bir bankanın yöneticisi ve özel vakıfların finansmanı ile yetkilendirilmiş ayrıcalıklı konumda bir parti”nin Anayasanın eşitlik ilkesi ile telif edilemeyeceği ile ilgili. Yine aynı şekilde, CHP’nin parti programı darbe yoluyla Anayasanın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen temel ilkesi haline getirilmiş ve her milletvekili ve bürokrat, yargı mensubu, askeri ve mülki idare amirinin bu ilkelere sadakat andı içtirmek sureti ile, galatı meşhur şekli ile tüm siyasetçi ve bürokratların CHP’ye “biat etmesi” şartı getirilmektedir. Bu konuda vatandaş “Tabi olan ve riayet eden” anlamında, “teb’a” ve “reaya” konumuna düşürülmektedir.. Anayasa dahi CHP’ye iteatin aracı haline getirilmektedir. Oysa CHP’nin bu pozisyonunun Anayasaya uygunluğunun sorgulanması gerekir. Bir hukuk devletinde bunun bir istisnası olamaz, tezini savunuyordum..
Biliyorum, bu Cumhuriyet “Tek adam: Monark” anlayışını benimsedi bir dönem. Hitler ve Musolini ile övünüyorlardı. Bıyıklarını Hitler’e benzeten ve kartvizitine “Führer” diye yazanlar bile vardı!. Milli şef aynı zamanda ebedi şefti. Açık oy-gizli tasnif döneminden geçip geliyoruz. Adaylar tek adam tarafından belirleniyor. Tek parti var, seçmen parti üyesi. Sandığın üzerinde CHP bayrağı örtülü, başında jandarma var.. Yargısı desen, kanuna göre karar veren değil, verdiği karar kanun sayılan, avukatı, savcısı, temyizi olmayan bir mahkeme düşünün. Bilindiği gibi CHP, Hindistan Hilafet Fonu’ndan gönderilen para ile kurulan ve bir faiz kuruluşu olan İş Bankası’nın, Mustafa Kemal adına kaydedilen hisse senetlerinin nemalarının intifaını yönetmektedir.. Laik ve sol CHP, Türkiye’nin ilk dönem kapitalist kuruluşlarından birini, DP’nin kurucusu Celal Bayar’la birlikte yönetmektedir.
CHP’nin tek derdi Önder Sav değil elbette. Şimdi bir de Nur Serter’in “ikna odaları” sorunu var başında.. Nur Serter’in, “İkna odaları” ile ilgili bir röportajında olayı video kaydına aldıklarını itiraf etmesinin ardından bu kayıtları imha edeceğini söylemesi ile ortalık karıştı.. Serter hakkında arkası arkasına suç duyuruları ve kasetlerin imhasının önlenmesi için tedbir talepleri geliyor.. Serter’in yetkisini aşarak, kamu binasında öğrencilerin hürriyetlerini engelleyerek baskı altına alma, alı koyma, tehdit ve şantaja dayalı uygulamalar yapması başlı başına bir suç teşkil ederken, o zaman kamu görevlisi olması sıfatı ile, kişilere ait özlük haklarını içeren, gerçekleştirdiği hukuk dışı işlemlerle ilgili bilgi ve belgeleri, görüntüleri yanına alması ayrı bir suç oluşturmaktadır.. Bu konuda idari, hukuki ve cezai soruşturma açılması gerekir.. Kamuya ait bir malın özel amaçla kullanılması ve gasbı ayrı bir suç oluştururken, bu kayıtları üniversite hiyerarşisi içinde yer almayan CHP, İP, ADD, ÇYDD gibi örgütlerle işbirliği içinde gerçekleştirmiş olması ihtimali konunun örgütlü bir suç niteliği taşıdığını göstermektedir. Bu hukuk dışı uygulamalara dayanarak, öğrenciler hakkında idari işlem yapılması, inanç, düşünce, vicdani kanaat ve ifade hürriyetini engellemeye yönelik bu tasarruflar da ayrı bir suç oluşturmaktadır. Bütün bunların ötesinde, kamu görevini kötüye kullanarak ve kamusal bir malı, özel malı gibi kullanmasının ötesinde, bunları imha edeceğini söylemesi, yargıya konu gasbedilen bir belgenin imhası ile, delillerin yok edilmesi ve karartılması girişimi de ayrı bir suç oluşturmaktadır.. Serter “özrü kabahatinden büyük bir şey yaptı” ve “şecaat arzedeyim derken başına iş açtı”. CHP halkın tarihi, dini-imanı, dili, kültürü, geleneği, kimliği ile sorunlu bir parti.. Varlık vergisi, Dersim, Şeyh Said, dinde reform çabaları, Türkçe ezan, başörtüsü, ikna odaları ve İstiklal Mahkemeleri ile birlikte anıldığı sürece iki yakası bir araya gelmeyecek. CHP’yi Demirel bile kurtaramaz. Benden söylemesi: CHP bugün varolmayı hak etmiyor. Onun hâlâ varolması, diğer tüm siyasi partilere karşı bir aşağılamadır.. Selam ve dua ile..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdurrahman Dilipak Arşivi