Örtü düşmanlığının altındaki dürtü!

Örtü düşmanlığının altındaki dürtü!

Bugünkü birinci sayfamızda "Coni bile şaştı bu işe" başlıklı sürmanşetimiz ve hemen onun yanındaki, "Elin oğlu bilimle, bizimkiler tacizle meşgul" başlıklı haberlerimiz; "onlar" ve "biz" arasındaki "derin çelişki"yi anlatmaya herhalde yeterlidir!.. Haberde de göreceğiniz gibi; Teksas Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof.Dr. Duncan Waite diyor ki:
“Eğitimde özgürlük, insanlığın önünü açar. İnsanlığın gelişmesi için özgürlük çok önemli bir adımdır. Eğitimde özgürlük olduğu zaman bilimin, tekniğin, sosyal ve kültürel gelişmenin de önü açılır. İnsanlar özgürce düşünebildikleri, hareket edebildikleri zaman, daha faydalı olurlar. Türkiye’de böyle bir yasak nasıl olur, şaştım kaldım doğrusu”
Prof.Dr. Duncan Waite bunları söylerken, "bizde" neler oluyor?.. Türkiye'nin en gözde üniversitelerinden İTÜ'de Mehmet Tangör adlı bir öğretim üyesi; sadece "öğrencilere" değil, "öğretim üyeleri"ne, üstelik "evli" hanımlara bile "taciz"de bulunuyor!.. Bu öğretim üyesi şimdi "taciz"den yargılanacak.
"ÖRTÜ, GÖZ ZEVKİMİZİ BOZUYOR!"
Ayrıntıları, iç sayfalarımızda elbette okuyacaksınız... Sadece bu olay bile, "üniversitelerde başörtüsü yasağının sebebini" anlamaya/anlatmaya yeterlidir!..
Herhalde hatırlarsınız...
Bir zamanlar İstanbul Üniversitesi'nin rektörü olan Prof.Dr. Kemal Alemdaroğlu, başörtüsünü niçin yasakladıklarına ilişkin bir soruya şöyle cevap vermişti:
"Göz zevkimizi bozuyorlar!"
Alemdaroğlu'nun bu sözleri, "bazı öğretim üyeleri"nin öğrencilerine "hangi gözle" baktığının bir ifadesiydi... Demek oluyor ki; Alemdaroğlu gibi Prof'lar, "kendi çocukları yaşındaki" öğrencilere bir "seks objesi" olarak bakıyorlar!..
"Başörtüsü"nü de bu yüzden yasaklıyorlar!..
İşte İTÜ'de ortaya çıkan rezalet!.. Bir öğretim üyesinin; "öğrenci"lere ve "öğretim üyeleri"ne, üstelik "evli" hanımlara bile "cinsel taciz"de bulunmakla suçlanması, bir "kepazelik"tir!..
Bu adamlar, "bilimin yüzkarası"dır!..
Hayır, sadece bilimin değil, bunlar "insanlığın da yüzkarası"dır!..
BUNLAR DA DİNSEL TACİZ!
Türkiye'de öğrenciler, bu tür "cinsel taciz"lere maruz kaldıkları gibi, "dinsel taciz"lere de maruz kalıyor... Bunun en son örneği, Adana/Kozan'da ve Rize'de yaşandı.
Vakit'in adım adım takip ettiği ve hemen her boyutunu sizlere aktardığı olayı biliyorsunuz.
Malûm; Adana/Kozan'da bir "zorbalık" yaşandı.
Öğretmenler Günü dolayısıyla düzenlenen kompozisyon yarışmasında, İHL öğrencisi Tevhide Kütük'ün yazdığı kompozisyon birinci seçildi.
Sıra, Belediye Sineması'nda düzenlenen "ödül töreni"ne gelmiş, Tevhide ödülünü almak için "kürsü"ye çıkmıştı ki; Garnizon Komutanı Binbaşı Hüseyin Çopur ve Kaymakam Aydın Tetikoğlu'nun, had ve yetkilerini aşarak "İndirin onu" demesiyle de kürsüden alaşağı edilmişti.
Evet, 15-16 yaşındaki bir genç kız, "resmen ve alenen" yasadışı bir zorbalığın mağduru olmuş, gözyaşları içinde inmişti kürsüden aşağı!..
İşte bu olay, bir "dinsel taciz"dir!..
Bir "manevî taciz"dir!..
O ÖDÜLÜ MİLLET VERDİ
Ancak, olayın "sevindirici" bir tarafı vardır... O da, bu zorbalığın kabul görmemesi, Türkiye genelinde, hemen her kesim tarafından protesto edilmesidir.
Bu protesto ve tepkiler "söz"de kalmamış, "eylem"e dönüşmüştür...
Evet; birincilik ödülünü almak için çıktığı kürsüden kaymakam ve garnizon komutanının 'indirin' talimatı ile indirilen ve gözyaşlarına boğulan Tevhide, Eğitim Bir-Sen'in organize ettiği törenle ödülüne kavuşurken, bu defa gülümsüyordu. Tevhide, kendisine destek olan herkese teşekkür ederken, törene Memur-Sen'le Eğitim Bir-Sen'in temsilcileri ve çok sayıda vatandaş da katıldı.
Bu tablo, "yasadışı zorbalık" yapanlara "milletin verdiği bir cevap"tı!..
"Atanmışların vermediği" ödülü, işte "millet" vermişti!..
Türkiye bu "zorbalığı" tartışırken, bu defa Rize'den bir zorbalık haberi geldi.
Kompozisyon yarışmasında birinci olan Rize Kalkandere İmam Hatip Lisesi öğrencisi Elif Azder'in başörtüsü, "törene erkek katılmayacak, sadece bayanlar katılacak" denilerek zorla çıkartıldı. Ancak, kompozisyonunu okumak için kürsüye çıkan Azder, erkekleri görünce kandırıldığını anladı.
YASAKÇILARIN ASIL AMACI NE?
Tüm bu gelişmeleri, günü gününe Vakit'ten okudunuz... Vakit, gelişmeleri "tek taraflı" değil, "olayın tarafları"nın görüşlerini de aktararak verdi.
Ancak, gösterilen hiçbir gerekçe, Kozan ve Rize'de iki genç kıza yaşatılan olayın bir "zorbalık", bir "manevî işkence" olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz!..
Gerek Tevhide Kütük'ün, gerek Elif Azder'in maruz kaldıkları bu muameleler, Türkiye'deki "özgürlük"lerin ve "eğitim anlayışı"nın, acilen ele alınması gereğini gözler önüne sermektedir!..
Aksi halde; bütün dünyayı şaşırtmaya devam ederiz... Prof.Dr. Duncan Waite gibiler çıkar ve "nasıl olur?" der;
“Türkiye’de böyle bir yasak nasıl olur, şaştım kaldım doğrusu.”
Evet, bu sözler utandırmalı bizi!..
Ancak, şu da var ki;
Utanmak için, "kızaracak bir yüz, yaşaracak bir göz" gerek!..
"Başörtülü" öğrencileri gördüklerinde "göz zevkleri bozulan" rektörlerin bulunduğu bir Türkiye'de; "taciz" de normaldir, "tecavüz" de!..
Kimbilir; "başörtüsü özgürlüğü"ne karşı çıkarken "yaşam biçimleri"ne müdahale edildiğini iddia edenler, belki de "cinsel ve dinsel tacizlerin devamı"nı arzuluyordur!.. Kimbilir!!!..
Ne var ki; bu "kafa"lar, "çağdaş" geçinmelerine rağmen "eğitim ve bilim düşmanı"dırlar!.. Bu kafalar, "millet ve memleket düşmanı"dırlar!..
Biz de, işte bu yüzden karşı çıkıyoruz onlara!..
Ve, nerede olurlarsa olsunlar onları "deşifre" etmeye devam edeceğiz!..
Selâm, saygı ve gönül dolusu muhabbetlerimizle...

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi