27 Mayıs 2017 Cumartesi2 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:36Güneş 05:30Öğle 13:08İkindi 17:04Akşam 20:33Yatsı 22:18
    • 25°C Adana
    • 26°C Adıyaman
    • 16°C Afyon
    • 21°C Ağrı
    • 17°C Amasya
    • 15°C Ankara
    • 21°C Antalya
    • 15°C Artvin
    • 23°C Aydın
    • 17°C Balıkesir
  • BIST: 97.533 -0.18
  • Altın: 145,781 1.23
  • Dolar: 3,5801 0.37
  • Euro: 4,0019 0.03

CHP'de aslında ne oldu?

Hüseyin Gülerce

Tam 7 ay sonra, 12 Haziran 2011'de genel seçim var. Bundan sonra belli edilsin edilmesin, iktidar ve muhalefet için bütün hazırlıklar, hesaplar, çabalar 12 Haziran'a endeksli olacak. CHP'deki son iç savaşa da bu açıdan bakabiliriz.


2011 seçimleri, CHP açısından tarihî bir dönüm noktasıdır. Sistemin/devletin partisi CHP, iktidar olmak için ilk defa halktan oy isteyecek. Malum, tek parti döneminden beri formül şuydu: CHP+ordu= iktidar... Ordu denilince, medyayı, yüksek yargıyı, üniversiteleri de anlamak gerektiğini, son olarak 28 Şubat gerçeğinde bir defa daha görmüş ve anlamıştık. CHP için sandık önemli değildi. Halk kimi seçerse seçsin, CHP zihniyeti, vesayetin güç merkezleri ile birlikte iktidardaydı. AK Parti'ye kapatma davası açıldığında, CHP lideri, Erdoğan'a ne demişti: "Üzülme, daha gençsin, cezanı çeker gelirsin..." Yani biz buradayız, sen ortadan kaybol...

Pekiyi, CHP şimdi neden ilk defa halka gitmek zorunda kalıyor? Çünkü önceki formül uygulanamıyor. CHP'nin güvendiği bütün dağlara karlar yağdı. Medya, üniversiteler, yarı resmi sendikalar, barolar, yüksek yargı artık CHP'nin değirmenine yeterli su taşımıyor/taşıyamıyor. Herkes demokrasilerde olması gereken konumlara çekiliyor. Tamam, bu hızlı olmuyor, sancısız olmuyor, ama oluyor... Yani CHP artık tek başınadır ve sadece sandıktan medet umabilir. Bu, bir açıdan da hayırlı bir gelişme...

Ancak CHP'nin yeni yönetimi dikkatli olmalı. Şahsen benim ciddi endişelerim, bu endişelerim için de iki önemli gerekçem var.

Birincisi, CHP'de yönetim değişikliği operasyonu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın devreye girmesiyle başladı. Başsavcının, "tüzüğü uygulayın" yazısı, Sav ekibini tasfiye için gerekçe oldu. Zaten Sav da; "bu tüzük, kime niyet kime kısmet tüzüğü..." derken, Baykal'ın yapamadığını, Kılıçdaroğlu'nun yaptığına işaret etti. Yani kafalarda, birileri CHP için düğmeye mi bastı diye bir soru var.

İkincisi, Süheyl Batum'un yükseltilişi. Süheyl Batum, bir anayasa profesörü olduğu halde, gerek 367 çıkışında, gerek Ergenekoncuları yürekten savunmasında "militan hukukçu" portresi çizdi. Liberal aydınlar için "rezil adamlar" demekte beis görmedi. Belli çevreler onu DP'nin başına düşündüklerini söylediler. O şimdi CHP Genel Sekreteri... Fakat daha önemlisi, Süheyl Batum, Türkiye'nin en sevilen sanatçılarından birine akıl almaz bir hakarette bulundu. Sezen Aksu, referandumda "evet" diyeceğini açıklayınca; "Biz onu Sezen Aksu zannediyorduk. Ne bilelim onun 'Sazan Aksu' olduğunu" dedi. Batum'un bu ağır hakareti, sanata ve sanatçılara yakın olduğunu söyleyen CHP'nin yakasını bırakmayacaktır...

CHP, vesayetin desteği karşısında evet dikkatli olmalı. Çünkü verilen destek, CHP'nin iktidar olması için değil, AK Parti iktidarının bitirilmesi, bir CHP+MHP koalisyonunu zorlamak için. Kılıçdaroğlu'nun, klasik CHP söyleminin dışına çıkması, özgürlük alanlarını genişletme hamleleri elbette takdir görecektir. Farklı kesimlere, özellikle muhafazakâr kesimlere ulaşma adına yaptığı, yapacağı gayretler de karşılık bulabilir.

Bütün mesele, CHP'nin devlet partisi olmaktan çıkıp halkın partisi olabilmesidir. Daha açık söyleyelim: CHP'nin başında şimdilik "Dersim'li Kemal" bulunsun, 12 Haziran'dan sonra CHP için yeni bir proje yapılır..." mı deniyor? Yoksa CHP, kendi dinamikleri ile demokratikleşmenin önemli bir aktörü mü oluyor?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın talebiyle CHP'de bir değişim oldu. "Bu bir toplum mühendisliği projesi midir?" sorusu sorulmaya devam edecektir. CHP'yi, AK Parti'den kurtulmak için kullanmayı hesaplayanlar, istemeden hayra da vesile olabilirler. Demokratikleşme, adam gibi anamuhalefet partisi de kazanabilir. Tabii bu arada merkez medyayı da gözlemlemeliyiz. Bakalım onlar "projelendirilmiş CHP"yi mi, kendi dinamikleri ile yol alacak CHP'yi mi destekleyecekler? Tavırları, yeni dönem için de bir test olacaktır. CHP'de aslında ne olduğunu da, merkez medyaya bakarak yakında anlarız...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.