Özal'ın ölümünde Azerbaycan boyutu

Özal'ın ölümünde Azerbaycan boyutu

Rahmetli Turgut Özal'ın ölümüyle ilgili tartışmalar sürdükçe şüpheler azalmıyor, aksine daha da artıyor.
Önceki gece NTV'de Can Dündar, Semra Özal'ın da katıldığı bir yayın yaptı.
Çok şey konuşuldu ama ilk kez Özal'ın ölümüyle ilgili yeni bir şüphe ortaya atıldı. Eşi Semra Özal bir ara şöyle diyordu:
"Bu zehirlenme süreci Azerbaycan'da başlamış olabilir..."
İzleyenlerin büyük çoğunluğu belki şaşırdı hatta "Bu kadarı da fazla..." diye düşündü ama ben pek şaşırmadım.
Dahası o konuşmayı beklerken aklımdan "Acaba Azerbaycan'dan mı?" söz edecek diye geçirdim.
Geçirdim çünkü çok değil 15 gün önce Almanya'nın başkenti Berlin'de, Özal'ın öldüğü dönemde Azerbaycan'da iş yapan eski bir ülkücüyle buluşmuştum.
O karanlık 90'lı yıllar üzerine konuşurken, söz Özal'ın ölümüne gelince eski ülkücü şöyle diyordu:
"Önce Azerbaycan'a bakmak gerekiyor. Özal orada kimlerle buluştu? Araştırılırsa ölümün ardındaki sır açığa çıkar."
Ayrıntı vermedi. Ben de içimden "klasik komplo teorilerinden biri daha" diye geçirdim ama o dönemi düşünmeden de edemedim. İsterseniz biraz hatırlayalım. O günlerde Azerbaycan'la Türkiye'nin derin yapısı arasında kirli ilişkilerin ilk adımı atılmıştı. Elçibey, Suret Hüseyinov arasındaki çatışma ve devreye Aliyev'in girmesiyle başlayan ilişkiler, sonunda Türkiye'deki derin yapının 95'lerde darbe girişiminde bulunmasına kadar gidecekti.
Bu darbe girişimi bizzat dönemin Cumhurbaşkanı Demirel tarafından önlendi... Ayrıca yine 93'lerde İstanbul-Bakü hattında kumarhane ve uyuşturucu üzerinde kurulan ilişkilerde etkili bir isim vardı; Ömer Lütfü Topal.
Topal'ın kumarhanelerinde ünlü bir Azeri'nin çok para kaybettiği hep konuşuldu.
Sonra ne oldu?
Sonra da Topal, adı Azerbaycan'da darbe yapacaklar arasında geçen ekip tarafından İstanbul'da öldürüldü. Bu da basına devlet tetikçisi Yeşil'le Çatlı arasındaki bir çatışma olarak yansıtıldı.
Karmaşık ilişkiler olduğu çok açık.
Dahası var; yine 1993 yılı Ocak ayında Uğur Mumcu öldürüldü. Ünlü "uyuşturucu kaçakçısı" Hüseyin Baybaşin'le Hollanda'daki cezaevinde konuşurken şöyle diyordu:
"Azerbaycan'da uyuşturucu eksenli neler döndüğünü Uğur Mumcu'ya anlatacaktım. Bu öğrenildiği için Mumcu öldürüldü..."
Tüm bunlar tesadüf olabilir mi?
Tam bir kaos yılı olan 93'te sadece Özal ölmedi. Daha önce de yazdım, Eşref Bitlis ve Bahtiyar Aydın'ın da aralarında olduğu çok sayıda etkili isim ortadan kaldırıldı.
Savcılığın sır perdesini aralaması için ortada pek çok ipucu var.
Bu ipuçları soruşturmanın derinleştirilmesi için yeter de artar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi