18 Ekim 2017 Çarşamba27 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:46Güneş 07:12Öğle 12:56İkindi 15:56Akşam 18:28Yatsı 19:47
    • 15°C Adana
    • 12°C Adıyaman
    • 7°C Afyon
    • 2°C Ağrı
    • 3°C Amasya
    • 2°C Ankara
    • 16°C Antalya
    • 7°C Artvin
    • 13°C Aydın
    • 6°C Balıkesir
  • BIST: 106.991 0.49
  • Altın: 151,481 -0.24
  • Dolar: 3,6762 0.88
  • Euro: 4,3196 0.38

Uzlaşmayı kim neye göre sağlayacak?

Abdulkadir Özkan

Son yılların moda kavramı uzlaşma. Azınlığın çoğunluğa dayattığı bu yeni kavram beraberinde birtakım çatışma ve sıkıntıları da getiriyor. çünkü, bugün azınlıkta olan bir zihniyetin partisi millet iradesi ile çoğunluğu ele geçirdiğinde kesinlikle uzlaşma kavramı akıllarına bile gelmiyor. Elbette bir ülkede tüm kararların uzlaşma ile alınması güzel olur. Ama, kararların ille de uzlaşma yoluyla alınması çoğu zaman kararsızlığı ve karmaşayı gündeme getiriyorsa, hala "çoğunluk yetmez uzlaşın" demenin anlamı "Bırakın herşey olduğu gibi kalsın" değil midir?

Kaldı ki bazı konularda uzlaşma istemek bir hakkın iptalini ve gasbını gündeme getirebilir. Yani birtakım temel insan haklarına karşı çıkan siyasi partiler ve gruplar varsa ve bunlar söz konusu hak ya da hakları kendilerine göre gereksiz görüyorlarsa uzlaşma istemek doğru olur mu?

Zaman zaman bazı kavramlar ortaya atılıyor ve bu kavram topluma efsunlu bir şekilde takdim ediliyor. İlk planda toplumlarda genel kabul de görebiliyor. Ama bir süre sonra bu efsunlu kavramların birtakım çıkar çevrelerine ve uluslararası emperyalizme hizmet ettiği anlaşılıyor. Globalleşme ve küreselleşme gibi kavramlarda olduğu gibi.

Konuyu ülkemiz açısından ele aldığımızda çok daha sıkıntılı bir durumla karşılaşıyoruz. İnanan insanlar için başörtüsü inancın bir gereğidir. Bu bakımdan başörtüsüne getirilen yasak inancın yaşanmasının sınırlandırılması, bir diğer ifade ile engellenmesi anlamına gelir. Böyle olunca da bu konuda nasıl bir uzlaşma sağlanacak? İnanan insanlar inancından mı vazgeçecek, yoksa başınızı örtmeyeceksiniz diye dayatanlar mı bu dayatmalarını terk edecek?

Meseleyi bir başka açıdan ele alacak olursak, bir kişi inançsızlığının gereği başörtüsünü çirkin bulabilir. Bu kişi ya da benzerleri başörtüsünü çirkin buluyor diye inanan insanlar başörtüsünden vaz mı geçmeli? Uzlaşma denen şey böyle mi sağlanmalı?

Bu bakımdan uzlaşma demek hiçbir meseleye çözüm bulamamak demektir. Gelişi güzel uzlaşmadan söz etmek iyi niyetli bir yaklaşım olamaz. Demek istediğim o ki, temel haklar konusunda hiçbir gerekçe ile uzlaşma istenemez, beklenemez. Temel haklar konusunda uzlaşma istemek o temel hakkın iptalini istemekle eş anlamlıdır.

Kurtuluş törenlerinde yaşlı bir teyzeyi başı örtülü diye oturduğu sandalyeden kaldırarak kendisine arka sıralarda yer aramasını isteyen bir anlayış ile nasıl uzlaşma sağlanacak? Ve bu uzlaşmayı kim sağlayacak?

ülkemizde temel insan hakları hiçbir keyfiliğe imkan bırakmayacak şekilde teminat altına alınmadan "çoğunluk yetmez, uzlaşın" demek, meselelerin çözümsüz bırakılmasını istemektir. Bunu söylerken uzlaşmaya elbette karşı çıkıyor değilim. Ancak, uzlaşmanın kim tarafından ve neye göre sağlanacağının da belirlenmesi gerekir. Demokratik olduğu söylenen ülkelerde bu uzlaşmanın sahibi millettir. Millet ise uzlaşmayı oyları ile sağlar.

çünkü, farklı partiler farklı anlayış ve görüşlerin temsilcileridir. Her parti kendi fikriyatını hakim kılmak için mücadele eder. Ancak, bunun yolu milletten alınacak oydan geçer. Bunun dışında bir yol demokrasiye aykırı düşer. Hele hele ülkemizde olduğu gibi bazılarına göre "Laik olmak demokrat olmaya mani" ise uzlaşmanın ortak zeminini kim belirleyecektir?

Lafı uzatmanın anlamı yoktur. Bu ülkede birileri laiklik adına demokrasinin rafa kaldırılabileceğine inanıyorlarsa tüm toplumun bu noktada uzlaşmasını istemek mantıksızlık olur. Kiminin örf kiminin inancı gereği başını örttüğü ülkemizi tüm başların açılması ile çağdaş bir seyiye ulaştırabileceklerini düşünenlerin dayatmasına boyun eğmek uzlaşma olmaz/olamaz. öncelikli olarak dayatma ile uzlaşma teklifinin yan yana gelemeyeceğini artık herkesin bilmesi gerekir.
Millet iradesi ile tecelli eden Meclis'in yetkisini uzlaşma adı altında devre dışı bırakmanın adı dayatmacılık ve zorbalık olur. Böyle bir dayatma da demokrasi ve millet iradesi ile bağdaşmaz. Bırakın uzlaşmayı millet gerçekleştirsin, herkes de ona saygılı olsun. çünkü, miillet iradesinin başka bir gerçekleşme yolu yoktur.


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.