Ahmet Kekeç

Ahmet Kekeç

Ben kimden korkuyorum?

Ben kimden korkuyorum?

Başbakan’dan korkan yazarlar, “Sahiden de ödümüz kopuyor” diyerek, korkularını temellendiren yazılar yazdılar.

Okuduk, müstefit olduk.

Başbakan’dan, elinin altında polisi ve mebzul miktar “baskı grubu” olduğu için korkuyorlarmış...

Emin gitmiş, Bekir gitmekten beter olmuş, Oktay ağabeyleri (herhalde Başbakan’ın korkusuyla) kendi kendini imha etmiş...

Sıra kimdeymiş acaba?

Birileri, liste yayınladı hatta... “Başbakan’ın gadrine uğrayacak yazarlar listesi...” İçlerinde, küfürbaz taifesinden birkaç kişi de var.

Biri, “Hitler dönemindeymişiz gibi... Korkudan ölüyoruz” gibilerden bir şeyler yazdı.

Biri, korku cumhuriyeti denilen şeyin “işte bu olduğunu” söyledi.

Biri, (liberal olanı), “Korkuyu gördüm, desteği çektim” diye yazdı.

Edepçe ehven olanı, “Evet... Tabii ki korkuyoruz. İnsanız...” dedi.

Başbakan’ı, yerli yersiz sigaya çekenler bunlar...

Bir taraftan beklentisini yüksek tutanlar... Hani, vergi borcu affolsa, gerekli “imar izinleri” çıksa, yurdun dört bir yanı rafinerilerle donatılsa, bazı yatırımlara gerekli “devlet girdisi” sağlansa korkuları azalacak.

Darbelerden korkmazlar...

Muhtıraları sorun yapmazlar...

Karargâh çıktılarını manşete çekmekten imtina etmezler...

Refikleri öldürülmüştür, işkenceden geçmiştir, kafası odunla parçalanmıştır, yıllarca cezaevlerinde çürütülmüştür, hiçbirini problem yapmazlar ama hakkındaki tahkir yazıları için mahkemeye giden Başbakan’dan korkarlar.

Nasıl bir “korku halesi”yse, yıllarca “Utan Başbakan” dediler, “Sonun Menderes gibi
olur” dediler, “Muhtar bile olamazsın” dediler, “Küfürbaz Başbakan” dediler, “Mizah duygusundan yoksun” dediler, “Anasını bile satan zihniyet” dediler.

Her şeyi dediler, hâlâ korkuyorlar.

En dirayetlileri, yine bizim Özdemir çıktı.

Korkmuyormuş Özdemir... Aha da yerindeymiş. Kaleminin gücü ve edebiyat çevrelerindeki saygınlığı varken, kim onu yerinden edebilirmiş...

Doğru.

Kim onu yerinden edebilir!

Ben, yazarlarla uğraşmayı iş edinmiş bir Başbakan olsam, Özdemir’i özellikle mahfuz tutardım. Tersinden birçok şeye “doğru örnek” teşkil ettiği ve mahallesindeki entelektüel standardı düşürdüğü için destek bile verirdim.

Fakat, sormadan da edemezdim:

Neymiş kaleminin gücü ve edebiyat çevrelerindeki saygınlığın Özdemir?

Daha “Tabular Rasa” skandalının mürekkebi kurumadan ne saygınlığı bu?

Sonra da, biraz tarih çalışmasını, hiç değilse tarihsel şahsiyetlerin ismini doğru yazmasını salık verirdim.

Ben mi?

Ben Kemal Kılıçdaroğlu’ndan korkuyorum.

Hayır, kendisini eleştirenleri “mahkemeye” vermiyor... Sesini fazla yükseltmiyor... Her bir şeye toleransla yaklaşıyor... Onu kediye, kuşa, aslana, kaplana, her türlü börtü böceğe benzetebilirsiniz... Kızmaz... Bu hususta Başbakan’a göre artıları var...

Ben, seçim kazanmış Kılıçdaroğlu’ndan korkuyorum.

Memleketi de SSK gibi yönetmesinden, “kim ne veriyorsa, beş fazlası benden” anlayışını diriltmesinden, ata mirası “kapalı iktisat” modelini yeniden kaktırmasından korkuyorum.

Referandum sürecinde bunun ipuçlarını “fazlasıyla” verdi.

Bence sahici şeylerden korkmalı...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ahmet Kekeç Arşivi