26 Temmuz 2017 Çarşamba29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:58Güneş 05:47Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:35Yatsı 22:15
    • 32°C Adana
    • 34°C Adıyaman
    • 28°C Afyon
    • 25°C Ağrı
    • 28°C Amasya
    • 28°C Ankara
    • 34°C Antalya
    • 26°C Artvin
    • 29°C Aydın
    • 30°C Balıkesir
  • BIST: 107.463 0.39
  • Altın: 142,712 -0.56
  • Dolar: 3,5616 -0.05
  • Euro: 4,1411 -0.28

Kurbağanın arka bacakları iyi para ediyor

Mehmet Şeker

Erzurum'da bir köyde, herkese lakap takan bir yaşlı kadın varmış.

Kiminin vücuduna, kiminin sözlerine, kiminin de davranışlarına göre bir lakap uydururmuş.

Çoğunlukla da köylüler rahatsızlık duyarlarmış takılan lakaplardan.

Çünkü keneden daha fena yapışır insanın üstüne.

Keneyi çekip çıkarmak mümkün, lakaptan öyle kolay kurtulunamaz.

Sağlık ocağındaki doktora gitmek bile kâr etmez.

***

Bir gün, köyde zengin bir adam, oğlunu evlendirecek...

O kadını çağırıyor önce.

Yediriyor, içiriyor.

İkramlarda bulunuyor.

Sonra da endişesini dile getiriyor.

"Teyze" diyor, "bizim geline de bir lakap takmazsın değil mi?"

"Yok oğlum" diyor kadın sakince "ne lakabı takayım? Lâkin vallah gorkirem, aşağı mahallenin karıları bunu görünce 'at suratlı' demeye!"

***

Şimdi bendeniz de Adapazarı Taraklı dolaylarından, Fahri Tuna'nın anlattığı bir 'yalaza' aktaracağım.

Fakat korkirem ki bazıları yanlış anlaya.

O yüzden, peşinen belirtelim, bu bir şakadan ibarettir.

Zaten 'yalaza' demek, kendiliğinden gelişen anlık şakadır.

***

Yıl 2002. Bir grup arkadaş Taraklı'ya gider, meydandaki parkın içinde bulunan kıraathanenin şark köşesine bağdaş kurup otururlar.

Daha sonra Belediye Başkanı seçilecek olan Tacettin Bey, o zamanların HEM Müdürü, hem sevilen bir insanı.

Evinde nefiz cevizli çörekten yaptırıp getirmiş.

Bir başka arkadaş da köpük helva ile katık dedikleri keş kızarttırmış.

Yer sofrasında tavşan kanı çaylar eşliğinde kahvaltı yapıyorlar.

Sohbet sırasında, yan taraftaki tahta iskemlede oturan, elindeki bastona yaşlanmış halde dışarıyı seyreden bir ihtiyara seslenmiş içlerinden biri:

"Bayram Amca, kurbağa ihracatı nasıl gidiyor?"

***

İhtiyar onlara doğru dönmüş, bir fabrikatör edasıyla hemen cevabı yapıştırmış.

"Allah cezasını versin bu Buş denen herifin..."

O dönem ABD Başkanı olan ikinci Buş, ordusunu iki ay evvel Irak'a saldırmıştı. Bunu hatırladıktan sonra ihtiyarın söze nasıl devam ettiğini söyleyelim.

"Ortadoğu'da savaş başlayınca ihracatımız durdu. Allah'tan kurbağaların arka bacakları Urfa dolaylarında para ediyor da durumu kurtardık."

***

İhtiyarın hemen böyle bir cevap yetiştirmesi sofradakileri şaşırtmış.

Bir açıklama gelir mi, renk verirler mi, işin aslı nedir, ne değildir tavrıyla bakınırken, ikinci soru gelmiş ve anında cevabı:

"Bayram Amca, üretim nasıl üretim?"

"Basıyoruz yemi, basıyoruz suyu, arka bacakları on beş günde uzuyor da ön bacaklar iki aydan önce uzamıyor be kardeşim!"

***

İşte 'yalaza' budur ve esasen ne kurbağa üretimi vardır, ne Urfa'da para ettiği.

Nitekim bizde kurbağa yenmez, Fransa ve Çin'deki gibi. Diyeceğim, Şanlıurfalılar alınmasın.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.