28 Mayıs 2017 Pazar2 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:35Güneş 05:29Öğle 13:08İkindi 17:05Akşam 20:34Yatsı 22:19
    • 21°C Adana
    • 18°C Adıyaman
    • 13°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 15°C Amasya
    • 12°C Ankara
    • 21°C Antalya
    • 17°C Artvin
    • 17°C Aydın
    • 15°C Balıkesir
  • BIST: 97.533 -0.18
  • Altın: 145,781 1.23
  • Dolar: 3,5801 0.37
  • Euro: 4,0019 0.03

Servis

Mehmet Şeker

Mesleğe yeni başlayan genç gazetecilerin, heyecan dolu konuşmalarına şahit oluruz bazen.

Kimi bu meslekten hayatını kazanacaktır, kimi de bu mesleğe hayatını verecektir.

İstihbarat mı, dış haberler mi, ekonomide mi görev yaptığını merak edip, içlerinden birine "Sen hangi servistesin?" diye sormuştum.

"Kadıköy servisindeyim" demişti.

Servis deyince, gazeteye getirip eve götüren minibüs geliyor bazı genç gazetecilerin aklına.

*

Eskiden ne gazetelerin servisi vardı, ne okulların.

Şimdi çocuklar servis olmadan okula gidemiyor.

Servis geldi, servis gitti. Çocuk bindi, indi. Geç kalacaksın, acele et, servis kaçıyor. Bak korna çaldı. Çantanı unutma, yakanı ilikle. Her şeyini aldın mı? Çabuk, yetiş!

*

"Hiç unutmam, beşinci sınıftaydım" diye başlayıp bir okula gidiş hatırasını anlattı çok değerli bir arkadaşım.

Aklımda kaldığınca arz edeyim...

*

Sabahın köründe kapıdan çıkmıştım.

Hava karanlıktı, sokak lambaları yanıyordu.

Keskin bir soğuk vardı.

Karşı apartmanın ikinci katından bir kadın aşağı bağırdı:

"Korkma, ben arkandan bakıyorum."

Kapıdan ufak bir çocuk çıktı.

Kadın "Bak, abla da okula gidiyor. Haydi bakayım..."

*

Çocuk düştü peşime.

Pıt pıt pıt arkamdan geliyor.

Biraz hızlanır gibi oluyorum, ara açılıyor, çocuk adımlarını hızlandırıyor; yavaşlıyorum, o da yavaşlıyor.

Durdum, o da durdu.

Dönüp sordum: "Sen kaça gidiyorsun bakayım?"

"İkiye" dedi.

"Gel bakayım" dedim, "böyle olmuyor, beraber gidelim."

Minicik elini uzattı, çipil çipil baktı yüzüme, gülümsedi.

Elinden tuttum, yürüdük.

*

"Çantan ağır mı?"

"Ağır."

"Çok da yol var değil mi okula kadar?"

"Hı hı... Çok."

"İster misin çantanı taşımana yardım edeyim biraz?"

Baktı, daha güzel güldü bu sefer.

"İsterim."

Mahalleye yeni taşınmışlar.

Sonraki günler hep birlikte gittik okula.

O sabah pıt pıt pıt arkamdan yürüyen çocuk, büyüdü, yıllar sonra tıp okudu, doktor oldu.

*

O yıllarda kimsenin aklına servis diye bir şey gelmezdi.

Bir buçuk kilometre ilerideki okula, anne babalar çocuklarını tek başına gönderebiliyorlardı.

Şimdiyse ya servis götürecek, ya bir büyüğü.

Kimse tek başına salamıyor çocuğunu.

İt var, kopuk var; herkesin aklında bin türlü tehlike.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.